İLİM VE İRFAN | Aralık | 2020 | AYIN KONUSU
Damar Damar Güzelliktir Tasavvuf


Zühd, güzel ahlak, kalp temizliği, nefs tezkiyesi, teslimiyet, batın ilmi, tevekkül, tevazu, uhuvvet, kitap ve sünnet. Uzunca bir listeyi ve bu listenin yaşama biçimini alt alta koyduğumuzda veya tek tek ele aldığımızda tasavvuf dediğimiz bir ilim ve irfan okyanusu karşılar bizi. Bu okyanusta her damla tasavvufun bir konusu olsa, o damladan ayrıca bir okyanus meydana getirmek de mümkündür. Asr-ı saadetten bugüne niceleri bu okyanusta dalgıçlık etmişler, marifet incileri dermişlerdir. Bu okyanusa dalmışlar, buradan inci ve mercan çıkarmışlar, tertemiz bir ömür sürerek Hakk’a vasıl olmuşlar, ehl-i dil, ehl-i tarik, ehl-i tasavvuf ariflerdir.
Onların hayatından hisse kapmak, içlerini de dışlarını da bugüne yansıtmak, dahası onlar gibi olabilmek için bir cehd, bir gayret, bir çaba beklenir bizden. Onların da örneği, önderi, rehberi, mürşidi Peygamber Efendimizdir.
Silsile halinde kıyamete kadar yayılan bir manevi kalp akışı. Tavırlara, dillere, gönüllere ulaşan, değiştiren, dönüştüren, olduran, onduran, gönendiren bir huzur iklimi.
İlim ve İrfan dergimizin şu anda yüzüncü sayısını okuyorsunuz. Bizleri bugünlere eriştiren Rabbimize hamd olsun. Okurlarımızla, yazarlarımızla, büyüklerimizle, rehberlerimizle bir bütün halinde ilim ve irfan yolculuğumuz sürüyor. Emek, çaba, gayret bizden, şüphesiz takdir ve tevfik Allah’tan.
Bizler de yüzüncü sayımıza ulaşmış olmamız bereketiyle, lütfuyla, bu sayıda bütün yazılarımızı dosya yazısı olarak hazırladık. Ülkemizin kıymetli hocaları, mahir kalemleri bize tasavvufu anlattı. Kalıcı, arşivlik, her zaman müracat edilecek, bir başucu sayımız olsun istedik.
Bizler, nice yüzüncü sayıların ümidiyle aynı ilkelerle, aynı inançla, aynı çizgiyle, aynı menba ile sizlere misafir olmaya devam edeceğiz.
İlim ve irfandan beslenmeye, tarihi tekrara değil bugün de yaşamaya, nezakete, üsluba, inceliğe, güzel ahlaka hassasiyet göstereceğiz.
Okuru olmayan dergi israftır; dergisi olmayan okur da eksik kalır. Bunun gibi, bu yolda, bu manevi iklimde hem mürşide hem dervişe ihtiyaç vardır. Biz, bize düşene talibiz. Biz irşad olmaya talibiz. Biz, mürşidden gelen nazara talibiz. Biz, Hakk’ın rızasına talibiz.

Tasavvuf ve İnsan
Prof. Dr. Süleyman Uludağ

Din hissi, insanın fıtratında ve tabiatında diğer b i r d e y i m l e i n s a n ı n yapısında ve doğasında mevcut bir temel niteliktir. Bu nitelik, insanın ayrılmaz bir parçası daha doğrusu özü olduğundan dünyanın her yerinde en eski tarihlerden beri toplumlarda din olagelmiştir. Zahir ve batın yüce Allah’ın iki ismidir. O’nun (cc) bir zahir ve aşikar, bir de batın ve gizli tarafı vardır. (Bkz. Hadid, 2) Bunun gibi insanın da bir zahir ve görünen, bir de batın ve görünmeyen yönü mevcuttur. Beden, insanın zahiri; ruh ise onun batın tarafıdır. Din de böyledir, dinin de bir zahiri ve batıni tarafı mevcuttur ve İslam, bu iki tarafın iç içe geçmiş şeklidir. Bütün dinlerde, özellikle hak dinlerde durum budur. Başlangıçta iman ve ihsan daha sonra zühd ve takva denilen hususlar İslam’ın batın tarafıdır. Daha sonraki dönemlerde İslam’ın bu yönüne sufilik, tasavvuf, fakr, dervişlik ve irfan gibi pek çok isim verilmiştir.
Mistisizm (sırrilik, gizemlik) evrensel ve beşeri bir olgu olup bunun İslam’daki adı iman, ihsan, zühd ve takva ya da tasavvuf ve irfandır. İslam tasavvufu, İslam’ın zahiri yönü ve hükümleriyle birleşerek ve bütünleşerek diğer mistik akımlardan ayrılır. Kur’an’da İslam’dan önceki peygamberlerin kıssalarına bakıldığında bahsedilen anlamda onların hayatlarında ve toplumlarında tasavvufun ve irfanın mevcut olduğu görülür ve İslam’daki zahidane ve sufiyane hayat o hayatın devamıdır.

Dün, Bugün ve Yarın: Tarikatlar
Prof. Dr. Mustafa Kara

İnsan, içinde yaşadığı dünyayı tanıma, anlama ve yorumlama hakkına sahiptir. İçinde büyüdüğü kültürel vasatı da anlama, yorumlama ve yeri geldiğinde tahlil ve tenkit etme hakkına da sahiptir. Toplumların sosyal/kültürel ortamlarının da şu veya bu oranda din ile, dini değerlerle irtibatlı olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla bu konularda, at oynatmak veya eleştirel bakmak isteyenlerin ilk öğrenmesi gereken bilgiler dinlerin temel ilkeleri ve bunların maşeri vicdana/kamuoyuna aksediş biçimleri, buna aracı olan kişilerin zihniyetleri, dünya görüşleri ve ilgili kurumların çalışma tarzlarıdır.
Yaklaşık yüz yıl önce ülkemizde başlayan, dini/dini değerleri sosyal hayatın dışına itme anlayışı, Milli eğitim camiasına da hakim olunca tahsil ve terbiye döneminde olan insanların büyük bir çoğunluğu, inandıkları dinin ilkelerinden bihaber olarak okullarını, mekteplerini, fakültelerini tamamladılar. Otuzlu/ kırklı yıllarda lise ve üniversite tahsili yapan insanlarımız ne yazık ki bu kurak/çorak mevsimi tam olarak yaşadılar. O yıllarda yetişip, vefat eden öğretim üyesinin cenaze namazında tekbir alıp ellerini bağlamayı beceremeyen rektörler tanıdım. Allah hepsine rahmet eylesin! Mesela, bu nesilden bir kimse sosyolojiden tez yaptı fakat sosyal hayatın atardamarlarından biri olan din ile ilgili kayda değer, sahih bir bilgiye sahip olamadan. Bir başkası psikoloji ile alakalı kitap yazdı fakat kendisinin de bir üyesi olduğu cemiyetin, kalbi titreşimlerinden/ürperişlerinden hiçbir şey hissetmeden. Köylerimize öğretmen yetiştirmek üzere kurulan Köy Enstitüleri projesinin en büyük çıkmazı da bu damarın yok sayılmış olmasıdır. Bu hata yapılmasaydı yani köy imamıyla öğretmen baş başa verebilseydi, okulla cami gönül gönüle olabilseydi bugünkü Türkiye’nin çok daha farklı bir noktada olacağını düşünenlerdenim.

Hak ve Hakikatle Buluşma İmkanı: Tasavvuf
Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz

İslam’da hayatın, ihsan ve takva ile yaşanmasının adıdır tasavvuf. Tasavvuf, Asr-ı saadette adı konmadan var olan bir ilim, sonraları adı konan bir kurum. Her devirde insanların ihtiyaç ve problemlerine birtakım çözümler üreterek İslam’ın daha iyi yaşanmasına ve yayılmasına katkı sağlamaya çalışan bir müessese. Teknoloji ve iletişimin geliştiği, insanların sanal bir dünyada yaşamaya başladığı çağımızda tasavvuf yerini, değerini ve önemini kaybetti mi? Yoksa bugünün insanına da bir şeyler söyler mi? Söylerse neler söyler? Bu yazımızda bu sorulara cevaplar aramaya çalışacağız. Kanaatimce tasavvufun çağdaş insana söyleyeceği pek çok şey var. Bunları bir dergi makalesi kapsamında şöyle yedi madde olarak özetlemek mümkündür: Yol bilinci; yol rehberliği ve hayat kılavuzluğu; benliği aşma eğitimi; ötekine hoşgörü ahlakı; dini hayatı şevkle yaşamak; modern hayatın problemlerinden kurtulmak ve kurumsal kimlikle yalnızlığı aşmak.

(Yazıların tamamı derginin 100. sayısında.)

Yüce Allah, -taat ve ibadet etmek suretiyle imar etsin diye- insanoğlunu yeryüzüne halife kılmıştır....

Eylül 2012 tarihinde yayın hayatına başlayan dergimiz İlim ve İrfan’ın yüzüncü sayısıyla...

İlim ve İrfan dergisinin 100. sayısı özel sayı olarak tasavvuf dosyasıyla çıktı....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016