İLİM VE İRFAN | Eylül | 2020 | DİĞER YAZILAR
Dünyaya Meyil İçin Engel
Ahiret İçin Umut:Çilehaneler
Prof. Dr. Mahmut Çınar

Çile ve çilehanelerin İslam düşüncesindeki dayanağı, insanın günlük hayatın tantanası içerisinde, dünya ve dünyadakilerle iç içe yaşayarak kirlenmesi ve bu kirlerden arınmak için bir süreliğine dünyadan olabildiğince el etek çekerek yalnızlığa çekilmesidir. Tasavvuf geleneğinde, bu yöntemin tatbik edilmesinin arka planında da bu ön kabul yer almaktadır.
Gerçekten de Hazret-i Peygamberin nübüvvet öncesi yaşadığı toplumun günlük hayatı dikkate alındığında, bu toplumun her türlü kötülüklerle alabildiğine kirlendiği görülmektedir. Puta tapmanın yanı sıra, kan davaları, tefecilik, fuhuş ve insan fıtratının asla kabul edemeyeceği bütün kötülükler alabildiğine yaygındı. Selim fıtratının izinden ayrılmayan insanlığın yüz akı Hazret-i Peygamber, içinde yaşadığı toplum içerisindeki olanca yalnızlığına rağmen bu kötülüklerden hep uzak durmaya çalışmıştı. O’nu Hira’ya atan ve orada uzun süre kalmaya sevk eden husus da -Allah bilir- bu toplumun maddi ve manevi kirlerinden bir süreliğine de olsa uzak kalma kaygısı olsa gerektir. Bir yandan toplumun kirlerinden uzak kalırken diğer yandan da doğrudan Rabbine içini açarak tefekküre, muhasebeye ve murakabeye dalıyordu.

İlmin Kapısı Emirü’l-Mü’minin: Hazret-i Ali (ra)
Dr. İbrahim Tozlu

Savaş meydanlarında cesaretle öne atılan, tıpkı aslanlar arasında kral aslan duruşuyla Haydar denilen, ceylan sürüsüne dalan aslan misali cenk meydanlarında döne döne mücadele edişiyle Kerrar sıfatını alan, Haydar-ı Kerrar, Allah’ın Aslanı (Esedullah), adı anıldığında alimlerin, Allah yüzünü ağartsın anlamında kerremallahu vecheh diye dua etmekten kendini alamadığı, Resululah’ın gözbebeği, Aliyyü’l-Murtaza, vekili, emaneti ve ilmin kapısı diye tavsif ettiği mü’minlerin emiri Hazret-i Ali Efendimiz (ra).

Dünya Hayatı: İki Uçlu Pişmanlık
Kâmil Yeşil

Beş arkadaş gecenin karanlığında ormanda yürüyormuş. Hatiften bir ses gelmiş. Sesin sahibi diyormuş ki: “Ey orman yolcuları! Kutsal bir vadiden geçiyorsunuz. Gafil davranmayın. Ayaklarınız altındaki şu taşlardan alabildiğiniz kadar cebinize koyun. Ancak size hemen hatırlatayım ki yarın sabah uyandığınızda taşları alan da pişman olacak almayan da. Ona göre davranın.”
Böyle bir durumda siz olsaydınız ne yapardınız? Bir eylemi yapsanız da yapmasanız da sonunda pişmanlık duyacaksınız.
Eylemi yapıp da pişman olmak mı daha yeğ, eyleme geçmemekten doğacak pişmanlığı yaşamak mı?

Aileyi Saran Kudsiyet
Mona İslam

Günümüzde aile söz konusu olduğunda, kadınların da erkeklerin de kendilerine yeniden bir ölçeklendirme yapmak birlikte yeniden nasıl dengeyle var olabiliriz sorusunu sormak durumunda oldukları açıktır. Dünyevi var oluş statik değildir, terazinin kefelerindeki ağırlıklar her dönem değişir, neden önceki tartıda ölçmüyor diye sorgulamak yerine, yeniden bir ölçme yapmak yeniden denge aramak gerekir. Bu tecdid, yenilenme, metafizik olarak söz konusu ettiğimiz arketiplere, tarihsel olarak da Allah’ın bize örnek gösterdiği ailelere bakarak soyut olanı bugün burada nasıl somutlaştırabileceğimizi düşünmekle mümkün olabilir. Bu ailede var olan hal-i hazır durumla memnun olmayan birini, kadın, erkek ya da çocuk fark etmeksizin, dikkatle dinlemeyi ve sorununu anlamayı, imkanlar dahilinde çözme çabasını gerektirmektedir. Ailede sorunu olan bir ferde ‘katlan’ demek kutsal aile kavramının bize öğrettiği merhamet, muhabbet, dayanışma, yardımlaşma, güven gibi ilkelerle ters düşecektir. Sorunları, dedelerimiz, annelerimiz böyle yaşadı diyerek de çözemeyiz, bu her zamanın bir hükmü olduğunu, Allah’ın dehrde tecelli eden isimlerinin farklı farklı olduğunu görmezden gelmek olur.

Güvenlik ve Esenlik İçin: es-Selam (cc)
Ahmet Edip Başaran

Yeryüzü mü’minler için bir güven yurdudur. Bu sekinet ve itimat duygusu doğrudan Cenab-ı Hakk’ın kuluna ihsan ettiği bir İlahi mevhibedir. İnsan korkudan, kederden, görünür ve görünmez bütün tehlikelerden emin olmak ister. Burası dünyadır ve hayırla şerrin, iyilikle kötülüğün savaşında mü’mine düşen barışı sağlamaktır. Barış çünkü hem maddi hem manevi dünyada iç huzur demektir. Sağlam ve sarsılmaz bir iman, insanın kalbine mutmain olma hissini bağışlayan o iç huzurla gerçekleşir. Es-Selam isminin sırrını biraz da burada aramak gerekmektedir. Bugün modern zihnin temel kaygılarından birisi olan güvenlik, aslında emin olandan, insana sekinet veren o selam kavramından uzak düşmüş olmamızla ilgilidir. Güvenlik kavramını sadece dünyevi bir rahatlık ve hayatta kalma arzusuna indirgeyen yaklaşımların hepsi sorunlu ve seküler bir kafayı işaret eder. Dolayısıyla güvende olma hissi, halihazırda insanın Yaratıcı’ya olan yakınlık ve uzaklığıyla doğrudan ilgilidir. O’na (cc) ne kadar yakınsak o kadar güvendeyiz demektir.

Maneviyat, Ruhun Şifasıdır
Gökhan Ergür

Sosyal yaşantımızda adım atacak yer kalmadı. Her yer kalabalık, derinlerden gelen bir uğultu var, kimse kimsenin ne söylediğini duymuyor ama herkes konuşmaya devam ediyor: Onu da tanıyorum bunu da; geçen yaz tatilinde oradaydık; perdecilerin gelini değil mi o; yol geçecek oradan, evet değerlenecek; bize de bekleriz; yüzde yüz burslu bizimkisi; bu adamı da hiç sevmem; haftaya aynı saatte toplanalım yine…
Bu uğultulu kalabalık hiç susmaz ve ne kadar tahammül ederseniz hayatınız üzerinde o kadar tahakküm kurar. Burada tek çıkar yol; dünyanın, insanın ve hatta kendi zihninizin gürültüsünden kurtulmak; geçmişin yıkıcılığı, geleceğin belirsizliği ve anın acı gerçekliğinden sıyrılmaya çalışmaktır. Bunu yapmanın en güzel yolu ise sessizce birkaç adım geriye çekilmek, o yorucu ve yoğun gündemleri bırakıp kendi kurduğunuz manevi dünyaya yönelmektir.

Allah’tan Korkmak Ne Demektir?
Kübra Zümrüt Orhan

Tasavvufi metinlerde Allah korkusunu ifade etmek üzere genellikle havf kavramı kullanılır. Peki Allah’tan korkmak ne anlama gelir ve nasıl olur? Aslında korku, her insanda bulunan fıtri bir duygudur ve korkunun iki temel sebebi vardır: Başına hoşlanmadığı bir şeyin gelmesinden korkmak ve arzu ettiği, sevdiği bir şeyi elde edememekten veya kaybetmekten korkmak. Kulun Allah’tan korkması da bu iki temel sebeple bağlantılı olarak şöyle açıklanabilir: Allah’ın kendisini dünyada veya ahirette cezalandıracağından korkmak ve Allah’ın rızasını, hoşnutluğunu kaybetmekten korkmak. Bunlardan ilki başına hoşlanmadığı bir şeyin gelmesinden korkmak, ikincisi ise sevdiği bir şeyi kaybetmekten korkmaktır.

(Yazıların tamamı İlim ve İrfan dergisinin EYLÜL, 2020 sayısında.)

Zat-ı Barisi dışında her şey fani olan, saltanatı dışında her şey son bulan yüce Allah’a hamdolsun....

İnsanoğlu tarih boyunca kendi özünün, anlamının arayışı peşinde koşmuştur. Ne olduğunu, nereden geldiğini ve nereye gittiğini daima sorgulamış...

İlim ve İrfan dergisinin Ekim, 2020 sayısı (sayı: 98) tedbir ve takdir dosyasıyla çıktı....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016