İLİM VE İRFAN | Haziran | 2020 | AYIN KONUSU
Kulum Diye Yad Eyle Meded Aman Allah’ım!

Ey Allah’ın kulları! Hepimiz bu hitabın içindeyiz. Derecemiz, makamımız, mansıbız, ırkımız, neslimiz, cinsiyetimiz, maddemiz, manamız ne olursa olsun hepimiz başında da sonunda da birer kuluz. Allah’ın kuluyuz, üstelik kölesiyiz. Biz sevdiklerimize kul-köle olmaz mıyız; dahası canımızdan vermez miyiz? Candan kulluk etmez miyiz? Allah’ın kulu ve kölesi değilsek kimin kulu ve kölesiyiz? Kimin kapısında dilenci, kimin huzurunda kuluz? Bundan öte, bundan üstün, bundan yüce bir mevki, makam var mı? Hangi kul, Allah’ın kulluğundan kaçmak ister? Hangi kul, Allah’tan başka bir sultan arar kendine? Hangi kul, Allah’tan başkasına ettiği kulluktan dolayı mesuttur, bahtiyardır? Ariflerin, âşıkların duası, niyazı bu değil midir? Âşıkların, ariflerin güneşi, kandili, mürşidi Resulullah, Hazret-i Muhammed Mustafa, İlahi vasfı resul ve nebi olmaktan başka hangi mevkiyi, makamı, dereceyi istemiştir Rabbinden? O (sas) Allah’ın kulu değil midir? Ve bizler buna şahitlik etmekle emrolunmadık mı? Niçin hepimiz, mü’min olabilmek ve kalabilmek için daima bunu tekrarlamalı daima buna iman etmeliyiz? Muhammed Mustafa (sas), Allah’ın kuludur ve resulüdür. Hangi birimiz Resul-i Ekrem’in duasının, niyazının, istediği hayrın dışında bir şey isteyebiliriz?
Darlık, varlık; açlık, tokluk; mal ve mülk, eza ve cefa hepsi birer kulluk sınaması değil midir? Ömrün sonunda gerek burada gerek orada başka bir beklentimiz, başka bir duamız, başka bir niyazımız mı var? İnsanın tarihi kulluğun tarihidir. Kulluk; istekle, emirle, ricayla, gönülden olur. Asi olunursa, isyan edilirse kulluk olur mu? Koca koca alimler, arifler Rabbimize yalvararak, “Kulluk edemedim, affına geldim!” diye naz ve niyaz etmiyor mu? Kulluk etmeyeceksek niçin geldik dünyaya; kul olarak ahirete gitmeyeceksek bir ömrün semeresi ne olabilir, toprağın altında?
Ubudiyet; tezellül göstermek, boyun eğmektir. Bu da ancak Allah’a olur. Abd; kelimesinin dört farklı anlamı vardır. Her anlamda bir derinlik, bir incelik vardır. Dördüncü anlamı; Allah’a samimi bir şekilde kul olmak demektir. Zaten bütün mevcudat ve mahlukat Allah’ın kuludur çünkü her birimizi yaratan Rabbimizdir. Ancak bizden beklenen samimi şekilde kul olabilmektir. Tıpkı Hazret-i Eyyüb, Hazret-i Nuh, diğer peygamberler, salihler ve Hazret-i Muhammed Mustafa gibi.
Kulluğumuzun ölçüsü, öncüsü, rehberi, çizgisi Hazret-i Muhammed’dir. O’nun (sas) sünneti, yegane, kulluğu yaşama biçimi, yaşama standartı, yaşama şeklidir. Mürşid-i kâmiller de birer varis olarak, salih bir kul olarak bizim için ölçüdür, öncüdür, rehberdir; güncel yol göstericidir. Bu mühim meseleyi dosyamızda, derin bir hassasiyetle ele almaya çalıştık. Buyurun, kulluğun inceliklerini kavramaya.

En Yüce Makam: Kulluk
Doç. Dr. İbrahim Baz

Yeryüzünde Allah’ın halifesi konumunda bulunan insanın, dört temel iletişim düzeyi bulunmaktadır. Bu dört iletişim şeklinin ilki insanın bizzat kendisiyle, ikincisi diğer insanlarla, üçüncüsü bütün mahlukat yani hayvan, bitki ve cansız varlıklarla, dördüncüsü ise yaratıcısı olan Allah iledir. İnsan ister inanç sahibi olsun, isterse inkar eden bir kişi olsun, bu dört iletişimi bir şekilde sürdürmektedir. Bir insan Allah’ı inkar etse ve O’nu (cc) kabul etmese bile, bağışlayan ve merhamet sahibi olan Allah onu kul olarak kabul etmekte, iman etmesi için imkan ve mühlet vermektedir. Bu noktada insanın var oluş sebebi sorgulaması ve bunun farkında olması, varlık sebebinin kulluk yani ubudiyet olduğunu bilmesi ve bunun gereğini yerine getirmesi kurtuluşun kapısını aralamaktadır. Zira sevmek ve inanmak, itaat ve ibadeti zaruri hale getirmektedir.
İslam alimleri, İslam’ın ilk yıllarından itibaren insanın yaratılış sebebi olarak zikredilen kulluk/ibadet kavramının nasıl anlaşılması gerektiği konusunda geniş açıklamalarda bulunmuşlardır. Özellikle Kuşeyri Risalesi gibi ilk dönem tasavvuf kaynaklarına baktığımızda, eserlerin önemli bir kısmının kavramlardan oluştuğuna ve bu kavramların arif kimseler tarafından nasıl anlaşıldığına ve yaşandığına dair konuları içerdiğine şahit olmaktayız. Bu çerçevede tasavvuf ehli, Türkçede daha ziyade İslam’ın şartları çerçevesinde anlaşılan ibadet kavramını, temelde iki ana başlık altında ele almışlardır.

Tasavvuf Terbiyesi Kulluğa Eriştirir
Prof. Dr. Süleyman Derin

Kulluk, Yaratıcı’sının rızasını elde etmek niyetiyle kulun ortaya koyduğu ihtiram, sevgi, itaat ve ibadetlerini içine alan her tür gayretin adıdır. Yüce Rabbimiz, “Ben cinleri ve insanları yalnız bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat, 56) buyurarak bizim bu dünyaya niçin gönderildiğimizi haber vermiştir. Bununla beraber Allah insana özgür irade vermiştir, isterse kendini boş işlerle meşgul edip ömrünü heba eder, isterse yaratılış gayesine hizmet eder Hakk’a güzel kul olur. Mevlana Celaleddin Hazretleri bu hali şu mecazla anlatır: “Kitaptan maksat, hangi konuda yazılmışsa, o konunun gerektirdiği hüneri öğretmektir ama dilersen o kitabı başının altına kor, yastık da yapabilirsin. Fakat o kitap yastık olarak kullanılmak için yazılmamıştır, okunmak için yazılmıştır. O kitaptan maksat bilgidir, irfandır. Sen kılıcı, çadır kazığı yahut mıh olarak kullanırsan, zafer yerine düşmana yenilmeyi tercih etmiş olursun.” (Mesnevi, c.3:2989-91) Hakk’ın kulluk çağrısına insanlar aynı oranda cevap vermemiştir, kimi bu emri duymazdan gelmiş, kimi duymuş ama zoraki olarak kulluk vazifelerini yapmıştır, kimisi de kulluğu en büyük şeref kabul edip Rabbine tüm benliğiyle kul olmuştur. Kul vardır mahalle mescidine bir vakit gidebilmek için kırk kere ölür dirilir, kul vardır, yalınayak başı açık Kabe’ye doğru uçarcasına koşarak gider. Biri Rabbinden daima elbise, yiyecek vb. gibi dünyalık isterken diğeri kul olmayı kendisine en büyük mükafat bilir, hayranlığından nefsi için bir şey istemek aklına gelmez. Mevlana’ya göre ubudiyetin sırrı bol amelle Hakk’ın aşkını elde etmektir: “Kullukta bulun da belki sen de âşık olursun. Kulluk bir kazançtır ki amelle elde edilir. Kul, kulluktan azat olmayı diler. Âşıksa ebediyen azat olmak istemez. Kul, daima elbise, vergi diler. Âşıkın elbisesiyse daima sevgilinin cemalidir. Aşk, bir denizdir ki dibi görünmez. Denizin katrelerini saymaya imkan yoktur. Yedi deniz de aşk denizinin önünde küçücük bir göl kalır.” (Mesnevi, c.5:2728-32, trc. Şefik Can)

Gerçek Hürriyet: Allah’a Kulluk
Prof. Dr. Ali Akpınar

Yüce Yaratıcı’nın donanımlı olarak yarattığı insan, sahip olduğu bütün meziyetlerine rağmen aciz bir varlıktır. İnsanın kendi kendine yetmesi mümkün değildir. Bunun için Kur’an, insanlığa şöyle seslenir: “Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız, Allah ise müstağnidir, övülmeye layık olandır.” (Fatır, 15) İnsan var olmak ve varlığını sürdürmek için yüce Yaratıcı’ya muhtaçtır. O’nun (cc) maddi ve manevi nimetlerine muhtaçtır. Ayette, Allah’ın nimetlerine muhtaçsınız denilmemiş, doğrudan Allah’a muhtaçsınız buyrulmuştur. Buna göre insan, yüce Allah’ın havasına, suyuna ve diğer nimetlerine muhtaç olduğu gibi; O’na inanmaya, O’na bağlanmaya, O’na dua ve ibadet etmeye de muhtaçtır. Nitekim insanlık tarihi, insanın kendine yetmediğine, kendi imkanlarının onu doğru yola getirmeye ve doğru yolda tutmaya yetmediğine tanıktır. İlk insandan itibaren, son peygambere kadar bu kadar Allah elçisi insanlığı doğruya, iyiye, güzele, faydalı olana çağırdıkları halde insanlık çoğu zaman sapmaktan, yanlış yapmaktan ve aşağılık işlerden kendini kurtaramamıştır. Kendilerine yüce Allah’ı hatırlatan ve O’nun (cc) dinini öğreten peygamberlerin çağrısına uydukları sürece insanlık, izzet ve saadet içerisinde yaşayabilmiştir.

(Dosya yazılarının tamamı derginin Haziran, 2020 sayısında.)

Ben fakir bir kul olarak, Şeyh Hazretlerinin adap ve ilkelerine...

Önce şu temel ilkeyi koyalım: Allah Teala niyetlere bakar ama insanlara da eylemlerimiz dokunur....

İlim ve İrfan dergisinin Temmuz, 2020 sayısı (sayı: 95) "Kalbin ameli olarak niyet" dosyasıyla çıktı....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016