İLİM VE İRFAN | Mayıs | 2020 | DİĞER YAZILAR
İyilik ve Merhamet Tecellisi: Rahim (cc)
Ahmet Edip Başaran

Besmele-i şerif, Cenab-ı Hakk’ın rahim ismiyle tamamlanır. Rahman ve rahim isimleri arasındaki ince farka dikkat kesildiğimizde, Besmele-i şerifi tamamlayan ismin rahim olmasında derin hikmetler vardır. Zira rahman ismi dünya hayatındaki her şeyi kapsayan bir İlahi rahmeti, inayeti karşılarken rahim ismi ahirette sadece mü’minleri kapsayan bir İlahi rahmeti, bağışlamayı ifade eder. Besmeleyi tamamlayan ismin rahim olması da nihayete yani ahirete müteallik bir durumun tecellisi gibidir. Bazı kaynaklarda rahman isminin umumilik, rahim isminin ise hususilik manası taşıdığı da dile getirilmiştir. Bununla birlikte rahman ve rahim isimlerini zamanla veya mekanla sınırlandırmanın mümkün olmadığını söyleyen İslam alimleri, her iki isim arasında bir mana farkının olmadığını söylerler. Her iki isim de Cenab-ı Hakk’ın sonsuz ve sınırsız cömertliğinin ve merhametinin membaıdır. Abdullah bin Abbas’ın şöyle söylediği rivayet edilir: “Rahman ve rahim şefkat ve merhamet (rikkat) ifade eden Allah’ın iki ismi olup her biri ötekinden daha rakiktir.”

İlahi Hakikatleri Ulaştırma:Tebliğ
Dr. Kübra Zümrüt Orhan

Peygamberlerin ortak özelliklerinden biri de tebliğdir. En özet şekliyle tebliğ, Allah’ın vahiy yoluyla bildirdiği hakikatleri insanlara aktarmaktır. Bu terim; Allah tarafından vahiy yoluyla gönderilen hükümlerin hiçbirinin, peygamberler tarafından gizlenmeden ve herhangi bir ilave yapılmadan Allah’tan geldiği şekliyle insanlara bildirilmesi, şeklinde tanımlanır. Tebliğ bütün peygamberlerin temel vazifesidir. Başka bir ifadeyle, peygamberlerin hepsi İlahi hakikatleri insanlara bildirmek üzere gönderilmişlerdir. Bu sebeple onlar, gönderiliş amaçlarını gerçekleştirmek üzere kendilerine bildirilen bütün İlahi hakikatleri, emir ve yasakları, eksiksiz bir biçimde insanlara ulaştırmışlardır. Peygamberlere verilen bu görevin ifade edildiği ayetlerden biri şöyledir: “Ey peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O’nun (cc) verdiği elçilik görevini yapmamış olursun.” (Maide, 67)

Kainata, Anlamını Getiren Gece:Kadir Gecesi
Ömer Aslan

Bir gün Hazret-i Peygamber ashabına, İsrailoğullarından bir kişiyi anlattı. Bu zatın Allah yolunda bin ay boyunca cihat ettiğini, gecelerini de ibadetle geçirdiğini söyleyince Müslümanlar hayret içinde kaldı ve ona gıpta ettiler. Bunun üzerine Allah Teala, ümmet-i Muhammed’e olan lütuf ve merhametini beyan etmek üzere Kadir suresini indirerek onlara ayetin ifadesiyle bin aydan daha hayırlı (Kadir, 3) olan Kadir gecesini lütfetti. Bu durum Allah’ın ümmet-i Muhammed’e verdiği değer ve kıymetin ne kadar çok olduğunu göstermektedir. Kadir kelimesinin birden fazla manaya geldiği bilinmektedir. Bunlardan biri işlerin ve hükümlerin takdir edilmesidir. “O gece, her hikmetli iş ayrılır.” (Duhan, 4) ayeti buna delil olarak zikredilir. Bununla beraber İbn Abbas’tan (ra) yapılan; “Allah, o sene yağacak yağmuru, verilecek rızkı, ölmeyi ve diriltmeyi, gelecek senenin takdirini yapmaktadır.” rivayeti de hikmetli işlerin izahı olarak anlaşılmaktadır. Kadir’in bir anlamı da şeref ve azamet demektir. Araplar arasında falancanın kadri vardır denildiği zaman şeref ve yüceliği kast edilir. “Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.” (Kadir, 3) ayeti de bu gecenin şeref ve kıymet açısından önemini göstermektedir.

Ramazan Bayramı Mü’min İçin Manevi Hasat Vaktidir
Doç. Dr. Abdulcebbar Kavak

Hazret-i Peygamber (sas), Müslümanların sahip olduğu üç önemli birliktelikten bahseder. Bunlar; Müslümanları her hafta bir araya getiren Cuma namazı ile her yıl kutladığımız Ramazan ve Kurban bayramlarıdır. Bu birliktelikler, İslam’ın, toplumsal hayatta en üst seviyede hissedilmesini, Müslümanların birlik ve beraberlik ruhuyla hareket etmelerini temin eden maneviyat yüklü zaman dilimleridir.
Üç aylar olarak bilinen ve her yıl bizlere büyük manevi fırsatlar sunan ulvi iklimin ilk iki durağı Recep ve Şaban aylarıdır. Bu iki aylık süreç, manevi huzur ve ruhi kazanımlara hazırlık ve hissetme dönemleridir. Tabiri caizse iman ve amel tohumlarının maneviyat toprağıyla buluştuğu ve yeşerip büyümeye başladığı bir dönemdir. Ramazan ayı ise manevi ekinlerin samimiyet ve takva ile toplanıp derlendiği ve hasada hazırlandığı en yoğun ve en bereketli merhalelerden biridir.

Baba-Oğul Şehit Peygamberler: Hazret-i Zekeriya ve Hazret-i Yahya (as)
Dr. Mahmud Esad Erkaya

İnsanı kendisine güzel kulluk sergilemesi için yaratan yüce Rabbimiz nasıl kulluk edilmesi gerektiğini gönderdiği peygamberleriyle insanlığa öğretmiştir. Peygamberler bir taraftan Allah Tealanın emir ve yasaklarını gönderilmiş olduğu topluma tebliğ ederken diğer taraftan da getirdikleri dini örnek şahsiyetleriyle uygulamalı olarak onlara göstermişlerdir. Allah Tealanın insanlığın hak yola ulaşması için vazifelendirdiği peygamberlerden birisi de İsrailoğullarına gönderilen Hazret-i Zekeriyya’dır. Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen ve kıssaları anlatılan Zekeriyya (as) tebliğ faaliyetini Filistin bölgesinde yürütmüştür. Kur’an’da, Hazret-i Zekeriyya’dan duası makbul, Allah’a derin bir saygıyla bağlı ve faziletli bir şahsiyet olarak söz edilmektedir. “Zekeriyya, Yahya, İsa ve İlyas’ı da -doğru yola iletmiştik-. Hepsi de salih kimselerdendi.” (Enam, 85) ayeti onun salih bir kul olduğunu vurgulamaktadır. Salih, din ve dünyayla alakalı her türlü işi Allah’ın rızasına uygun ve en güzel şekilde yapan kimse için kullanılan bir sıfattır. Allah Tealanın övgüyle bahsettiği salih kulları arasına katılabilmek, peygamberlerin dahi dualarında sıkça zikrettikleri bir konu olmuştur. Kur’an-ı Kerim’de Hazret-i İbrahim, Hazret-i Süleyman ve Hazret-i Yusuf’un dualarında bu husus açıkça görülmektedir. (Şuara, 83; Neml, 19; Yusuf, 101) Bu bakımdan Allah Tealanın Hazret-i Zekeriyya’yı salih kullarından sayması, onun büyüklüğüne işaret etmesi açısından önemlidir.
Kur’an-ı Kerim’de Zekeriyya (as), öncelikle mabed günlerinde Hazret-i Meryem’i himaye eden bir kimse olarak karşımıza çıkmaktadır. Zekeriyya (as), Hazret-i Meryem’in teyzesiyle evlidir. Annesi, Hazret-i Meryem’i, henüz dünyaya gelmeden mabede adamıştır. Bu adağın bir gereği olarak Hazret-i Meryem, doğumunun ardından veya bir müddet sonra Beytülmakdis’teki din adamlarına teslim edilir. Bu esnada mabedde kalacağı süre boyunca onu birisinin himaye etmesi gündeme gelir. İşte bu dönemde onu kimin himaye edeceği tartışılırken İmran ailesi arasında çekilen kuradan Hazret-i Zekeriyya çıkar. Diğer bir deyişle Allah Teala, sevgili kulu Meryem’e bakmak üzere Hazret-i Zekeriyya’yı görevlendirir. Hazret-i Zekeriyya ve hanımı, küçük yaştan itibaren Hazret-i Meryem’in bakımını üstlenir. Büyüyüp mabede yerleştikten sonra da onunla ilgilenmeye devam eder. Hazret-i Meryem’in mabedde kaldığı süre boyunca zaman zaman kendisini ziyaret edip ihtiyaçlarını gidermekle vazifeli olan Zekeriyya (as), mabede her uğradığında bazı olağanüstü hallere şahit olmaktadır.

Duymaya Kulak Görmeye Göz Gerektir
Sami Bayrakcı

Feridüddin Attar’ın Evliya Tezkireleri’nde; din ve dünya sultanı, inziva âleminin hazinesi, Kaf Dağı’nın simurgu, vaktin dindarı ve sıddıkı ifadeleriyle kendisinden bahsettiği Horasan evliyasından İbrahim bin Edhem (ks), sahip bulunduğu bütün dünya nimetlerinden vazgeçip zühd yolunu seçen bir Allah dostudur. Rivayetlerden anlaşılmaktadır ki, birçok hizmetçisi bulunan zengin ve itibarlı bir ailenin çocuğu olarak yaşamıştır.
Kaynaklarda İbrahim bin Edhem’in zühd yoluna girmesine sebep olan menkıbevi bazı olaylardan söz edilmekte olup bunların en meşhuru, hizmetçisi İbrahim bin Beşşar’ın bizzat kendisinden dinleyip naklettiği hadisedir.

En Güzel Giysi
Kırkambar
M. Nezihi Pesen

Ariflerin defterlerinden birinde şöyle bir hatıra vardır: Gönlü Allah sevgisiyle dolu erenlerden birine Hoten padişahı güzel bir hilat/kaftan verdi. O zat buna çok sevindi, teşekkür etti, gönlü gül gibi açıldı. Kaftanı giydikten sonra padişahın elini öpüp şöyle dedi: “Efendim, sizin hediyeniz şüphesiz çok değerli ve hoştur fakat kendi hırkam ondan da güzeldir.” Hür olana topraktan döşek yeter, bir halı parçası alacağım diye başkasının önünde yer öpmek esarettir, demiş, arifler.

(Yazıların tamamı İlim ve İrfan dergisinin MAYIS, 2020 sayısnda, sayı: 93)

Ben fakir bir kul olarak, Şeyh Hazretlerinin adap ve ilkelerine...

Önce şu temel ilkeyi koyalım: Allah Teala niyetlere bakar ama insanlara da eylemlerimiz dokunur....

İlim ve İrfan dergisinin Temmuz, 2020 sayısı (sayı: 95) "Kalbin ameli olarak niyet" dosyasıyla çıktı....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016