İLİM VE İRFAN | Mayıs | 2020 | AYIN KONUSU
Allah’tan Geldik O’na Döneceğiz

Yeryüzündeki kavimler bizlerden önce neler yaşadılarsa aynısını bugün bizler yaşıyoruz ve bu sünnetullah kıyamet sabahına kadar böyle devam edecek. Mihnet olmadan imtihan olmaz. Çürüme, bozulma, haksızlık, adaletsizlik, israf, savurganlık, zulüm dağları aşmışsa ovada huzur olur mu? Yeryüzü fesada uğramış, mazlumlar inlemekteyken hangimizin keyfi yerinde olabilirdi?
Topyekün büyük bir çemberden geçiyoruz, feleğin çemberinden. Canımızla, malımızla, sevdiklerimizle imtihan oluyoruz. İmtihan, hayat var oldukça vardı, var olacak. Bize düşen nedir? Hangi kapıya koşalım, çareyi nerede arayalım? Kimlere sığınalım, kimlerden imdat, istimdat umalım? Şu an, insanlık büyük fırtınalı bir denizin ortasında. Bir süre burada yol alacağız. Belirsizlikler, bizleri bir “kurtarıcı” aramaya, en küçük bir sandaldan dahi yardım ummaya itiyor.
Biliyoruz, nihayet kara görünecek, fırtına dinecek. Ömrü vefa edenler, o sahile, o güvenli karaya çıkacak. Sonra dönüp bakacak, durup düşüneceğiz; biz ne yaşadık, yaşadıklarımızdan ne öğrendik? Kime sığındık, kime güvendik? İyi günde de kötü günde de, zor zamanda da en güzel günde de kalbimizi, dilimizi ve ellerimizi kime açıyoruz? Şüphesiz, tek kapı, tek kurtuluş, tek yol, tek çare var: Âlemlerin Rabbi olan Allah’ımız.
En çok neyinizi kaybederseniz üzülürsünüz; canlarınızı, mallarınızı, sıhhatinizi ya da imanınızı? Büyük musibetlerden, büyük imtihanlardan geçiyoruz. Kul olarak, devlet olarak bizlere düşen ne mesuliyet varsa harfiyyen yerine getirmeye gayret ediyoruz. Talimata uyuyor, tedbiri elden bırakmıyoruz. Şüphesiz, takdir eden, sıhhati de marazı da, derdi de şifayı da veren Cenab-ı Allah.
İhmal etmememiz gereken temel vazifemiz, kulluk. Kulluğumuzu işte bu zor zamanlarda taçlandırabiliriz. Madden ve manen bizlere ihtiyacı olanların yanında olarak; kalbimizle, dilimizle, elimizle hayır işlerine koşarak; hekimlere, hemşirelere bu uğurda emek verenlere sevgi ve saygı duyarak; yetim, öksüz, yaşlı kim varsa çevremizde kapılarını çalarak ne büyük sevaplara erişiriz şüphesiz.
Aciziz, zayıfız, güçsüzüz, fakiriz, muhtacız; sonsuz güç ve kudret sahibi Allah’ın kuluyuz. Biz, kulluğumuzu yerine getirelim; kalbimizi, dilimizi, zihnimizi temizleyelim; şüphesiz Rabbimiz bizlere nice ihsanlar nice lütuflar bahşedecektir. Geldiğimiz yer belli, gideceğimiz yurt belli. İşte bu hassasiyetle, önce mübarek Ramazan-ı şerifinizi tebrik ediyor, sonra da dosyamızla ve dergimizle sizi başbaşa bırakıyoruz.

İlahi Afetler ve Koronavirüs Musibeti
Prof. Dr. Süleyman Uludağ

İsmail Hakkı Erzurumi; tabiat ananın iki memesi var, biri bitkiler ve bitkisel gıdalar; diğeri hayvanlar ve hayvansal gıdalar; insanlar bu iki kaynaktan beslenmektedirler, diyor. Hak Teala onlara rızıklarını bu iki yoldan verir. Aslında hava/oksijen, su, güneş, tuz ve benzeri şeyler bitki ve canlı kategorisine girmeseler de insanların temel gıdaları ve nimetleridir. Rabbimiz razıktır, rezzaktır ama rızkımızı ve nimetlerini bize tabiat aracılığıyla ulaştırıyor, sadece insanlara değil bütün canlılara hatta bitkilere rızık veren ve onları besleyen O’dur. (Bkz. Hud, 6)
Ayrıca kainat ve tabiattaki her şey özellikle de insan Allah’ın güzel isimlerinin, fiillerinin ve sıfatlarının tecellilerini ve niteliklerini bir ayna gibi bize yansıtıyor. Bu sebeple Kur’an’da tabiattaki nimetlere ısrarla dikkat çekilir. Bundan dolayı Hak Tealaya şükretmemiz istenir. Bunun için de tabiatın korunması, kollanması, kadrü kıymetinin bilinmesi istenir. Sebepsiz yere bitkilere ve canlılara ayrıca hayatın devamı için varlığı şart olan su, hava, toprak gibi cansız maddelere zarar verilmemesi ve kullanılmaz hale getirilmemesi önemle istenir, bunun vebal gerektirdiği belirtilir.

Musibetlere Mü’mince Bakış
Doç. Dr. İbrahim Baz

Musibet ve belaların mü’mine verilmesindeki amaç, onların sabır ve samimiyetini ölçmek, derecelerini belirlemekken; inanmayan ya da batıl inanç sahiplerine verilmesinin nedeni ise taptıklarının hak olmayıp batıl olduğunu hatırlatarak hakikate ve Hakk’a yani gerçek Yaratıcı olana yönelmesini sağlamaktır. İşte bu nedenledir ki kâmil mü’minler her musibeti bir rahmet olarak görür ve rahmete dönüşeceğine inanır. Musibetin isabet ettiği kişi açısından ne anlama geldiğini İmam Gazzali üç başlık altında ele almıştır:
Münafığın başına gelen musibet ve hastalıklar: Münafık, sıkıntıya sabretmeyip şikayette bulunduğu için bunlar onun hakkında tam bir ceza anlamı taşır. Mü’minin başına gelen hastalık ve musibetler: Mü’min, bunların Allah’tan geldiği bilinci içinde sabreder. Böylece de sıkıntıları, günahlarına kefaret olur. Şükür ve rıza halindeki kâmil mü’minlerin hastalık ve sıkıntıları: Bunlar bela ve musibet halinde de Allah’a hamd ve şükür görevlerini yerine getirirler. Böylece onların sıkıntıları, Allah katındaki derecelerinin yükselmesine vesile olur.

Hastalığı Değil Şifayı Görmek
Gökhan Ergür

İçinde bulunduğumuz dünyaya pek iyi davranamadık. Tabiatı, denizleri, ormanları kısacası bize emanet edilmiş dünyanın ziynetlerini hor kullandık. Tabiatla beraber uyum içerisinde hak gözeterek yaşamak varken, insanoğlu içindeki bitmez tükenmez hırsla dünyaya saldırdı ve tabiatı alt etmeye çalıştı. Oysa bahar gelince çiçeğe duran erik dallarının, yaylada içtiğimiz o berrak suyun, kaderine doğru göç eden leyleklerin üzerimizde hakkı vardı. Biz bu hakkı gözetemedik ve dünyada bir şeyler ters gitmeye başladı. Mevsimler, yağışlar, günler ve insanlar birbirine karıştı, denge bozuldu. Bir denge üzerine yaratılan evrenin hakikatlerine insan eliyle durmadan ve ders almadan saldırıldı, bize kurtuluşu ve doğrulu işaret eden bilgeler kalabalıklar tarafından yok sayıldı ve insan köşeye sıkıştı.
Oysa insanın gözünde dünyada aşılacak bir eşik kalmamıştı. Bilim ve teknolojinin ışığında çözülmeyecek dert ve sıkıntı çok azdı. Büyük fabrikalar, devasa gökdelenler, gösterişli uzay araçlarıyla modern insan, insanlık tarihine ve her şeyden önemlisi de tabiata bir karşılık verdiğini düşünüyordu. Ürettiği elektrikli arabaları teknolojik putlara dönüştüren sahte önderler dünyanın hakimi olduğumuzu ve artık hedefin Mars gezegeni olduğunu söylediler. Bu enaniyet boyumuzdan büyük konuşmaya, haddimizi bilmemeye, aklımıza ve malımıza çok fazla güvenmemize sebep oldu ve tüm bunları yerle bir edecek bir karşılık bulduk.

(Dosya yazılarının tamamı İlim ve İrfan dergisinin MAYIS, 2020 sayısında.)

Ben fakir bir kul olarak, Şeyh Hazretlerinin adap ve ilkelerine...

Önce şu temel ilkeyi koyalım: Allah Teala niyetlere bakar ama insanlara da eylemlerimiz dokunur....

İlim ve İrfan dergisinin Temmuz, 2020 sayısı (sayı: 95) "Kalbin ameli olarak niyet" dosyasıyla çıktı....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016