İLİM VE İRFAN | Mart | 2020 | AYIN KONUSU
Bir Mühim Mesele: Emir bi’l-maruf nehiy ani’l-münker

Arapçada; bilmek, tanımak, düşünerek kavramak anlamındaki irfan kökünden gelen maruf sözlükte; bilinen, tanınan, benimsenen şey manasına gelir. Bir şeyi bilmemek, bir şey zor ve sıkıntılı olmak gibi anlamlar taşıyan nükr veya nekaret kökünden gelen münker ise tasvip edilmeyen, yadırganan, sıkıntı duyulan şey demektir.
Kur’an’da ve hadislerde diğer birçok terim gibi maruf ve münkerin de kısmen eski anlamlarını korumakla birlikte kapsamlarının genişlediği görülmekte. Bu kaynaklarda iyi ve doğru olarak kabul edilen inanç, düşünce ve davranışlara tek kelimeyle işaret edilmek istendiğinde en çok maruf kelimesi; yanlış, İslam dinine yabancı, Müslüman toplum tarafından yadırganan inanç, düşünce ve davranışlar için de -bazen fahşa ile birlikte- münker kelimesi kullanılmakta.
İslami kaynaklarda emir bi’l-maruf nehiy ani’l-münkere geniş yer verilmesi ve bu ilkenin daha çok hükmü ve uygulanmasıyla ilgili olarak yapılan tartışmalar, konunun İslam toplum hayatı açısından büyük önem taşıdığını göstermekte. Kaynakların incelenmesinden çıkan sonuca göre emir bi’l-maruf nehiy ani’l-münker fert ve toplum hayatına din, akıl ve maşeri vicdan tarafından benimsenen inançların, değerlerin ve yaşama tarzının hakim kılınması; dinin, aklın ve sağduyunun reddettiği her türlü kötülüğün önlenmesi yolunda ferdi ve toplu gayretleri, idari ve sivil önlemleri ifade etmekte.
Gerek şahıs gerekse de yönetim olarak Müslümanlar iyiliği emir, kötülükten nehiy konusunda üzerlerine düşeni yapmakla mükellef. Artan kötülüklerin sebebi de sonucu da çaresi de insanda. Allah’ın emri üzere bir hayat yaşamak; sünnete tam bağlı olmak hem ferdin hem de toplumun huzuru için temel şart.
Fitne, fesat, haksızlık, rüşvet, türlü kötülükler, melanetler evinizde, sokağınızda, çevrenizde, ülkenizde olsa, yaşansa bunlara gözlerinizi kapatabilir misiniz? İbadet, kulluk, sabır, iyilik, dürüstlük, güzel bir ahlak ve yaşayış içindeki çevrede bulunmak, yaşamak istemez misiniz? O zaman elimizi taşın altına koyacak, elimizle, dilimizle, kalbimizle kötülükten men edip iyiliğe teşvik edeceğiz.
Mühim bir konuyu kıymetli yazılarla dosyalaştırdık. Buyurun birlikte okumaya.

Mü’minin mesuliyeti: Emir bi’l-maruf, nehiy ani’l-münker
PROF. DR. SÜLEYMAN DERİN

Günümüzde en çok ihmal ettiğimiz bir vazife varsa, o da Emir bi’l-maruf nehiy ani’l-münker sorumluluğumuzdur: İnsanlara iyiliği tavsiye edip onları dinin kötü gördüğü her türlü işlerden vazgeçirmeye çalışmak. Bu vazife üzerimize farz-ı kifayedir, eğer bir kısmımız bu vazifeyi yapmaz ise hepimiz sorumlu oluruz. Bu konuda Ahmet Gümüşhanevi Hazretleri şöyle der: “İyiliği emretmek ve kötülüğü nehyetmek farz-ı kifayedir. İnkar etmek ve hafife almak küfürdür. Emir bi’l-maruf, en büyük vecibelerdendir.” (Ehl-i Sünnet İtikadı, Bedir, Yayınevi, s.140)
Sufiler sözün tesirli olması için insanın öncelikle emrettiği işi kendisinin yapmasını tavsiye ederler. Bu sebeple emir bi’l-maruf yapan Müslümanların iyi bir nefs terbiyesinden geçmiş olmaları çok önemlidir. Zira Rabbimiz, “Siz insanlara iyiliği emreder de kendinizi unutur musunuz.” (Bakara, 44), “Ey inananlar, neden yapmadığınız veya yapmayacağınız şeyleri söylüyorsunuz?” (Saf, 2) buyurmaktadır.

İyiliğe Davet Etmek Kötülüğe Engel Olmak
DR. İBRAHİM TOZLU

Yüce dinimiz İslam; iyiliğe davet etmek, kişinin kötülük yapmasına engel olmak ve iyiliğin yaygınlaştırılmasına dair bütün ilkeleri Emir bi’l-maruf nehiy ani’l-münker adı altında belirlemiştir. Bu ifadede emir; bir şeyin yapılmasını istemek, nehiy ise; yasaklamaktır. Maruf; örfe uygun olan ve kabul edilendir. Münker; çirkin görülen, yadırganan ve yapılması kişiye sıkıntı veren her şeydir. (İbnü’l-Esir, en-Nihaye, III, 216; İbn Manzur, Lisanu’l-Arab, IX, 240) İslam alimleri, fert ve toplum hayatında bu kuralın etkin olarak hayata geçirilmesinin farz/farz-ı kifaye olduğuna hükmetmişlerdir. Hatta bazı alimlere göre bunun ihmal edilmesi, peygamberliğin anlamını yitirmesiyle eşdeğerdir. (Gazzali, İhya, II, 306) Çünkü bütün peygamberler gönderildikleri insanları hayra, iyiliğe, hakikate, cennete davet etmişler ve kötülüğe düşmelerine, batıl işlerle uğraşmalarına, cehenneme gitmelerine engel olmuşlardır.

İyiliklerin Adamı Olmak Kötülüklere Dur Demek
PROF. DR. ALİ AKPINAR

Maruf; bilmek, tanımak anlamına gelir. Bilinen, aşina olunan ve hoşlanılan şeylere maruf denir. Marifet, örf ve irfan da aynı kökten gelir. Kavram olarak akl-ı selim ve şeriatın onayladığı şeylere maruf denir. Allah’a itaat sayılan, O’na (cc) yaklaştıran, dinde değerli olan, insan vicdanının iyi kabul ettiği şeylerin adıdır maruf. (M. Çağrıcı, Emr-i Bi’l-Ma’ruf maddesi, DİA, XI, 138-141) Buna göre bir şeyin maruf sayılabilmesi için bozulmamış, dış tesirlerin etkisi altında kalmamış akl-ı selimin ve dinin onayladığı şey olması gerekir. Marufu belirlemede tek başına akıl yeterli değildir. Fıtrattan uzaklaşmış akıl; yanlış, zararlı ve çirkin şeyleri iyi görebilir, onaylayabilir. Bunun için dinin belirleyiciliği gereklidir. Zaten dinin belirlediği esaslar insan fıtratına uygun, insanın hayrına ve yararına olan şeylerdir. Marufun zıddı olan münker ise, yadırganan, sıkıntı duyulan, vicdanı rahatsız eden şeydir. Kavram olarak münker, akl-ı selim ve şeriatın onayladığı şeylere denir. Buna göre yüce Yaratıcı’nın istemediği ve dinin günah saydığı şeyler münkerdir. Münkerin belirlenmesi için de dine ihtiyaç vardır.
Aslında maruf olan her şey insanın özüne uygun, dünya ve ahirette onun yararına olan, yapılmasıyla vicdanları rahatlatan şeylerdir. Münker ise insanın özüne yabancı olan, dünya ve ahirette onun aleyhine olan ve vicdanları yaralayan şeylerdir. Buna rağmen yaptığı yapacağı şeyin önünü sonunu hesap edemeyen aceleci kimi insan maruftan kaçar ve münkerin adamı olur. Oysa münkerin imrenilecek hatta merak edilecek bir yanı yoktur.

(Dosya yazılarının tamamı derginin 91. sayısında)

Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun....

Bu yıl mübarek ramazan ayını buruk bir ruh haliyle idrak ettik....

İlim ve İrfan dergisinin Haziran sayısı (sayı: 94) Allah'a kul olabilmek dosyasıyla çıktı....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016