İLİM VE İRFAN | Ocak | 2020 | AYIN KONUSU
Düşerken mi, Yükselirken mi İnsanız?

İnsanı ve kainatı kim yarattı, kime kulluk edeceğiz? Bütün mesele burada. Elbette Allah yarattı. Bundan sonraki mesuliyet insanda. Akıl verilmiş, irade verilmiş, kabiliyet verilmiş, eğri ile doğruyu ayırt etme gücü verilmiş. Bütün bunları görmezden gelip ve hatta inkar ederek yaratıcısına karşı nankör olan insan acaba neyi elde edebilecektir?
Düştükçe düşecek hem burada hem de ahirette zillete düçar olacaktır. Hangi güç, hangi makam, hangi mülk insana yardımcı olabilir ki?
İnsan yaratıldı; şeytan ve nefs bir perde ördü önümüze. Ayağımıza çelme takmak, istikametimizden bizi ayırmak için sürekli peşimizde. Zor yokuşlarla, ağır imtihanlarla sınanıyoruz. Çünkü Rabbimize, cennete, sonsuzluğa giden bir yoldayız. Yine yardımcımız Allah.
Tasavvuf düşüncesi insanı yüceltmek, gönlünü yıkamak, arındırmak, tertemiz bir niyet ve kalple Rabbine ulaştırmak için cehdediyor.
Batı düşüncesi, sürekli insanı hayvanlar âlemiyle özdeşleştirme, insanın gönlünü görmeme çabasında.
Bizler hem tarihin hem coğrafyanın kaderiyle de imtihandayız. Ya elimizden tutulacak kaldırılacağız ya da yuvarlandıkça yuvarlanacağız.
İnsanın şeref ve haysiyetini, onu en güzel kıvamda yaratandan da daha iyi kim yüceltebilir? İnsana, yaşama biçimini peygamberlerden daha iyi kim öğretebilir? Biz, canımızla da tenimizle de Allah’a aidiz. O’nun (cc) kuluyuz. Öyle yaşarsak, halifesiyiz. Cennetler bizim için; cemalullah da. Ya aksi olursa, kulluktan ayrılırsak nefsimizle şeytanın esiri olursak o zaman halimiz yaman.
Adem peygamberle başlayan bir mücadele. Hakk’ın rızasını gözetenler Hak tarafından gözetiliyor. Yolundan sapanlar başıboş kalıyor. Kısa bir süre buradayız; ömrümüzü hevaye, hevese, yele vermeyelim. Canımız da tenimiz de O’nun (cc) yolunda olsun. Allah’ın yoluna irşadın kaynağı Kur’an-ı Kerim ve Resulullah Efendimiz. Onlardan yanan kandillerle, parlayan nurlarla kutlu mürşidler de bizlere kılavuz. Kabre insan olarak girebilmemiz için.
Ağır, büyük, çetin bir imtihan. Allah, yar ve yardımcımız olsun; akıbetimizi, encamımızı hayır eylesin. Tek sığınağımız, tek çaremiz, tek kapımız O (cc). Çok kıymetli yazılarla insana, insanlığı hatırlatalım istedik. Buyurun birlikte okuyalım, hatırlayalım.

Sufi Düşüncesinde İnsan
Doç. Dr. İbrahim Baz

İslami ilimler içerisinde, konusu insan olan tek ilim dalı tasavvuftur. Bu nedenle klasik tasavvuf kitapları okunduğunda, modern psikolojinin anlamakta güçlük çektiği ve bir türlü tanımlayamadığı insana dair birçok hususun bu eserlerde detaylı şekilde ele alındığı görülmektedir. Esasında modern psikolojinin insanı tanıması ve tanımlaması neredeyse imkansızdır. Çünkü Batı kaynaklı bu psikolojinin ortaya çıkmasının ana nedenlerinden biri, kavgalı oldukları dinlerine alternatif bir arayış ve insanı tanıma gayretidir. Halbuki insandaki ulvi ve bu dünya sınırlarına sığmayan duygu ve inançları dikkate almadan, insanı tanımak ve tanımlamak her zaman eksik kalacaktır. İşte bu nedenledir ki modern psikoloji, insanı daha ziyade sorunları ve negatif yönleriyle ifade etmeye çalışmaktadır. Ego ve alt benlik denilen, insanın süfli tarafını merkeze alarak, onun üst boyutunu yani din ve değer boyutundaki hallerini yok saymaktadır. Daha da ilginç olanı, psikoloji ilmi bütün dünyada çok yaygın hale gelmesine ve psikologların sayısının artmasına rağmen, ruh sağlığı bozuk insan sayısı hiç olmadığı kadar artmakta ve bir çözüm de bulunamamaktadır. Özellikle zenginlik düzeyi yüksek ülkelerde sayısız insan, hayatında bir anlam bulamadığı için intihar etmektedir.

Ahsen-i Takvim mi Esfel-i Safilin mi?
Prof. Dr. Süleyman Derin

Allah Teala bu âlemin en sırlı varlığı olarak insanı yaratmıştır zira insan bir yandan Allah’ın yeryüzünde halifesi olma kabiliyetine, öte yandan da esfel-i safiline düşme potansiyeline sahiptir. Eğer insan Rabbinin kendine verdiği kabiliyetleri O’nun (cc) ve Peygamberinin (sas) emrettiği şekilde geliştirirse halifetullah olma sırrına erişir, aksine Allah’ın verdiği akli ve ruhani melekeleri kötüye kullanırsa hayvanlardan bile daha aşağı bir hale düşer. Nebe suresinde haber verildiği üzere o zor günde, “Keşke ben de -hayvanlar gibi- toprak olaydım.” (Nebe, 40) diye içlenir.
Sufiler öteden beri insanın Hak katında ne kadar kıymetli bir varlık olduğunu işlerler. Mesela, İbn Arabi’ye göre insan âlemin göz bebeği mesabesindedir. O, âlem-i kebirdir, kainatta ne varsa insanda da vardır. Mevlana’ya göre insan padişahın özel iltifatına ermiş bir avcı şahine benzer. Bu şahin padişahın koluna oturur, onun elinden beslenir; buna rağmen bazen nankörlük yaparak şahin padişahtan kaçar, gider bir yaşlı kadının çadırına sığınır. Yaşlı kadın o güzel kuşun kıymetini bilmez; a canım senin kanatların amma da uzamış, annen sana hiç de iyi bakmamış, der, kanatlarını keser; tırnakların da çok büyümüş, der, tutar güzelim pençesini mahveder. Böylece sonsuzluk semalarında süzülecek bu yüksek istidatlı varlığı yeryüzüne köle eder. Bu yüksek ruhlu kuşun kıymetini ancak padişah bilir, başkaları değil.

Hazret-i İnsan: Ellerimle Yarattım Canımdan Can Kattım!
Prof. Dr. Ali Akpınar

Hallak-ı âlem, el-Haliku’l-bari olan, yaratan ve yoktan var eden yüce Rabbimiz, yaratıcılığını göstermek istedi ve kainatı yarattı. Önce yerler ve gökler yaratıldı. Ardından cansız dediğimiz cemadat, nebatat ve hayvanat yaratıldı. Melekler ve cinler de yaratılmış, kainat donatılmıştı. Her şey hazırdı. Yeryüzü halifesini bekliyordu ve nihayet insan yaratıldı.
Yeryüzü toprağının, aşamalardan geçmiş parçasından yaratılan insana yüce Yaratıcı ruhundan üfledi ve insan canlandı. Yüce Allah’ın ellerimle yarattım (Sad, 75) ve canımdan can kattım (Hicr 29; Sad, 72) dediği insan yaratılmıştı. O, önce yüce Yaratıcı’nın eğitiminden geçti ve yüce Allah ona eşyanın tüm isimlerini öğretti ve ilk insan Adem, meleklerle tâbi olacağı sınava hazırdı.
Herkesin huzurunda yapılan sınavı Hazret-i Adem kazandı ve melekler ona saygı secdesinde bulundular.

(Dosya yazılarının tamamı derginin Ocak 2020 sayısında.)

Muhterem Müslümanlar, bendeniz sizlere hitap etmeyi düşündüğüm zaman doğrusu takdim edeceğim konuyla ilgili...

Makedonyalı kral Büyük İskender, ölümünün yaklaştığını hissettiği sırada annesine bir mektup yazar....

İlim ve İrfan dergisinin Şubat sayısı sahih gelenek, selef-i salihinin yolu dosyasıyla çıktı. Bu sayı, derginin 90. sayısı....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016