İRFAN KAYNAĞI | Nisan | 2018 | İRFAN KAYNAĞI
Babam Şeyh Hazretlerinin çeşitli etkinliklerde yaptığı konuşmalarda veya camilerde, genel ve özel mekanlardaki sohbetlerinde, Müslüman kardeşleriyle bir araya geldiği vakitlerde ifade buyurduğu gibi, ben de onun ilkelerini ve Hazret-i Peygamberin, sahabe-i kiramın yolunda olma özelliğiyle belirginleşen davasını izah etmeye çalışacağım. Şunu hemen belirteyim ki onun davası, pek çok insanın, ulema ve mürşidin iltifat edip eğilim gösterdiği ve bu yüzden de pek çok insanın, alim ve mürşidlerin irşad ve hizmetlerinden mahrum kaldığı temel iki noktadan uzaktır: Birincisi; dünyalık elde etme çabası. İkincisi; günlük siyasete, politikaya girme. Pek çoğunuz biliyorsunuz ki Şeyh Hazretleri, sürekli olarak bu konuda meydan okuyor ve insanlara şu çağrıda bulunuyor ve diyordu ki: “İrşad kürsüsünde oturan mürşidin çağrısı sadece Allah rızası için olmalıdır. Sözlerinin dinlenir olabilmesi için yalnızca Allah yoluna çağırmalı, daveti İslam için olmalıdır. Çünkü herhangi bir grup adına hareket ettiği takdirde sözleri hak ve gerçek de olsa başka grup mensupları bu sözlere iltifat etmez ve kendisinden kaçarlar.” Şeyh Hazretleri sohbetlerini umuma yönelik olarak yapıyor, herkes kendisinden iffet ve nezaket mesajları öğreniyordu. Onun sohbetleri bir bakıma, yapılan yanlışları düzeltici ve insanları uyarıcı nitelikte oluyordu. Zaten mürebbinin, eğiticinin ve mürşidin görevi sözden ziyade uygulama olmalıdır. Onların yaptıkları, büyük fedakarlıklarla dolu hizmetlerdir; boş ve kuru laflarla işleri olmaz. Bu yüzden farklı gruplara mensup pek çok insanın çeşitli yerlerden Şeyh Hazretlerinin dergahına koştuklarını gözlerimizle müşahede ediyorduk. Hatta bu etkinliklerde meydana gelen bu olağanüstü kalabalıklar, çok çeşitli insanların olağanüstü ilgi ve alakası Şeyh Hazretlerinin davasının ve çağrısının sadece ve sadece Allah rızası olduğunu gösteriyor. Şeyh Hazretleri yalnızca Allah rızası için çalışıyor, sadece İslam için gayret ediyor ve herhangi bir fark ve ayırım gözetmeksizin bütün Müslümanlara iyilikte bulunuyor, hizmetler sunuyordu. Ben de tıpkı babam Şeyh Hazretlerinin sizlere söylediği gibi şunları söylemem gerekiyor: Biz siyaset adamları ya da dünyalık liderler değiliz; biz sadece ve sadece Hakk’a ve İslam’a çağıran Allah’ın dervişleriyiz. Biz İslam’a aidiz ve bütün insanlar için varız. Bu sağlam yoldan ayrılıp bizleri dünyalık arzuları, kişisel gayeleri ve siyasi emelleri için kullananlarla ilgimiz yoktur. Haznevi ailesi ile olan akrabalık derecesi ne olursa olsun hiç fark etmez, durum değişmez; biz onun yaptıklarından mesul değiliz. Hiç kimse başkasının günahından sorumlu tutulmaz, hükmü gereği yanlış yapanların hal, hareket ve davranışlarından sorumlu tutulmamamız gerekir. Yanımızda yetişmiş hocalarımızdan ya da talebelerimizden biri olması veya Haznevi soyadını taşıyan kimselerden olması sonucu değiştirmez. Hatta -Allah korusun- ben bile Şeyh Hazretlerinin ilkelerinden uzaklaşsam bana şunu söylemelisiniz ve söyleyiniz, deyiniz ki: Senin sergilediğin davranışların, atalarının üzerinde bulunduğu yol ile ilgisi yoktur.

(Yazının tamamı İlim ve İrfan dergisinin Nisan sayısında, sayı: 68)

Ben fakir bir kul olarak, Şeyh Hazretlerinin adap ve ilkelerine...

Önce şu temel ilkeyi koyalım: Allah Teala niyetlere bakar ama insanlara da eylemlerimiz dokunur....

İlim ve İrfan dergisinin Temmuz, 2020 sayısı (sayı: 95) "Kalbin ameli olarak niyet" dosyasıyla çıktı....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016