İRFAN KAYNAĞI | Şubat | 2018 | İRFAN KAYNAĞI
Muhterem Müslümanlar, bendeniz, acizane, tıpkı babam Şeyh Hazretlerinin genel ya da özel sohbetlerinde, dava ve hedefine dair ifade ettiği gibi, bazı hususları sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Hazret-i Peygamber ile ashabının çizgisinde olma ayrıcalığı taşıyan yolunun birtakım özelliklerini izah etmeye gayret edeceğim. Buna göre, babam Şeyh Hazretlerinin yolu, pek çok meşayih ve dava adamını cezbeden ve bu yüzden de etkilerini kıran ve azaltan iki temel özellikten uzaktır. Cezbedici olan bu iki yörüngeden birisi, dünyalık menfaatler yörüngesi diğeri de siyaset yörüngesidir. Pek çoğunuz babamın bu noktada her fırsatta ve her yerde meydan okuduğuna tanıklık etmişsinizdir. Şeyh Hazretleri bu yaklaşımını temellendirmek için şu açıklamayı yapıyordu, buyuruyordu ki: “İrşad makamına oturan ve insanları Allah’ın yoluna çağıran kimsenin her hareket ve davranışı Allah rızası için olmak zorundadır. Sözünün tesirli olabilmesi için insanları, herkesi kuşatan İslam’a çağırmak mecburiyetindedir. Çünkü İslam herkesin malıdır ve herkes için vardır. Dava adamı geçinen insan sadece belli bir grup adına hizmet edip çağrıda bulunduğu takdirde sözü her¬kes tarafından dinlenmeyecek, etkili olmayacak ve itibar görmeyecektir. Söyledikleri gerçek de olsa mensubu bulunduğu ve adlarına hareket ettiği grubun dışındaki insanlar kendisinden kaçacaklar ve hak dahi olsa sözüne değer vermeyeceklerdir.”
İşte Şeyh Hazretleri insanlara iffet, nezahet ve nezaket dersi vermek için herkesi kucaklıyor ve her şeyiyle örnek bir hayat sergiliyordu. Nitekim mürebbi özelliği taşıyan eğiticinin rolü sözden ziyade eylemdir, pratiktir; kuru sözden ziyade malı ve canıyla fedakarlık yapmaktır. Bundan dolayıdır ki bizler Şeyh Hazretlerinin eşiğinde her cinsten insanı görüyorduk. İzlediğimiz bu muhteşem manzara, davasının doğruluğunun gerçek kanıtı değil midir? Gerçekten de o, ayırım yapmaksızın bütün Müslümanlara hizmet ediyor, sadece Allah rızası için çalışıyor ve yalnızca İslami hizmeti hedefliyordu. Ben de tıpkı babam Şeyh Hazretlerinin ifade buyurdukları gibi içtenlikle belirtmeliyim ki, bizler siyaset adamları değiliz, dünyalık liderler hiç değiliz; herhangi bir parti mensubu değiliz. Biz Allah’ın dervişleriyiz; biz İslam için varız; biz bütün Müslümanlar için varız. Bu çizgiden çıkan, bu çizgiyi aşan ve bizleri dünyevi amaçları için kullanan kimseyle hiçbir ilgimiz yoktur. Haznevi ailesi ile yakınlığı ne derece olursa olsun bu tür şahsiyetler ile hiçbir ilgi ve alakamız yoktur. Kuran-ı Kerim’in deyimiyle, “Hiç kimse başkasının günahını üstlenmez.” (Necm, 38) Dolayısıyla biz bu tür şahsiyetlerle ilişkimizin olmasını dilemeyiz. Bu kimselerle hiçbir bağımız yoktur. Bu kişinin, alimlerimizden olması, talebelerimizin arasında yer alması ya da Haznevi soyadını taşıması sonucu değiştirmez. Hatta Allah korusun ben dahi Şeyh Hazretlerinin üzerinde bulunduğu çizgiden saparsam, atalarımızın üzerinde bulunduğu yoldan çıksam, beni ikaz etmeli ve, “Bu senin babalarının ecdatlarının yolu değildir.” demelisiniz.

(Yazının devamı İlim ve İrfan dergisinin Şubat sayısında, sayı: 66; 2018)

Ben fakir bir kul olarak, Şeyh Hazretlerinin adap ve ilkelerine...

Önce şu temel ilkeyi koyalım: Allah Teala niyetlere bakar ama insanlara da eylemlerimiz dokunur....

İlim ve İrfan dergisinin Temmuz, 2020 sayısı (sayı: 95) "Kalbin ameli olarak niyet" dosyasıyla çıktı....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016