İRFAN KAYNAĞI | Mart | 2017 | İRFAN KAYNAĞI
Ben, Allah’ın aciz kulu, babam Şeyh Hazretlerinden şunları duydum, buyuruyordu ki, “Tarikatımıza intisap eden müridin yapmakla mükellef olduğu birtakım temel görevler vardır. Öncelikle, müridin, itikadını düzeltmesi; Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe ve hayrıyla-şerriyle kaderin Allah’tan olduğuna inanmaktan ibaret olan imanın şartlarını öğrenmesi ve kavraması gerekir.
İkinci olarak da, kelime-i şehadet getirmek, namaz kılmak, zekat vermek, Ramazan orucunu tutmak ve gücü yetiyorsa hacca gitmek, şeklinde sayılan İslam’ın şartlarını öğrenip gereğini yapması gerekir.”
Tarikata giren mürit, okula kaydolan öğrenci gibidir. Nasıl ki okul, öğrencinin elinden tutup yavaş yavaş ilerletiyor ve öğrenmesi gereken konuları öğretiyorsa müridin tarikattaki durumu da aynen böyledir.

Önce şeriat sonra tarikat
Mürit, gerçek bir mü’min olabilmek için inancını düzeltip sağlamlaştıracak, hakiki bir Müslüman olmak için de İslam’ın şartlarını öğrenip gereğini yapacaktır. Bu gayret ve çabası sonucu hakiki bir mü’min ve müs¬lim olabilecektir. Aksi takdirde tarikatın faydasından söz edilebilir mi? Akidesini sağlamlaştırma ve İslam’ın şartlarını yerine getirmeye çalışma söz konusu değilse tarikata girmenin ne faydası olabilir ki? Şeyhimizin tarikatı cehaletin, bilgisizliğin yolu değil, şeriat-ı Muhammediye’nin yoludur.
Allah makamını ali etsin, babam Şeyh Hazretlerinin şöyle buyurduğunu duydum, “Bir kısım insanlar tesbih taşıyıp vird çektikleri ve gece namazlarını kıldıkları halde farz namazlarını kılmayan tariku’s-salatlardan sayılıyorlar. Çünkü, aziz kardeşlerim, bu adam namaz kılarken Fatiha’sını yanlış okuyorsa namazı geçerli olabilir mi? Kesinlikle hayır. Fatiha’sı dahi yanlış olan bu insanın tarikattan istifade ettiği söylenebilir mi? Diğer bir kısmı da kelime-i şehadeti doğru şekliyle telaffuz etmekten aciz. Şehadet kelimesindeki olumlu ve olumsuz vurguyu yapamıyor, düzeltmek için de çaba göstermiyor. Bilindiği gibi biz, şehadet kelimesinde önce, La ilahe deyip bütün batıl ilahları yok edip olumsuzluk vurgusu yapıyor, ardından da illallah diyerek Allah’ın ilahlığını ve Rabliğini ispat ediyoruz. Önce nefi sonra ispat: Yoktur ilah, Allah’tan başka. Bu anlam vurgulanmadığı zaman gerçek Müslüman olunmaz.”
Aziz kardeşlerim, müridin İlahi emir ve yasakları öğrenip gereğini yapması zorunludur. Ardından mürit, nefsini arındırmaya gayret ederek onu, günahlara sebep olan hastalıklardan uzak tutmaya çalışacaktır.

(Yazının tamamı İlim ve İrfan dergisinin Mart, 2017 sayısında.)

Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun....

Bundan tam yedi yıl önce yine bir Eylül ayında yayın hayatına başlayan İlim ve İrfan Dergisi,...

Eylül, 2012’de yayın hayatına başlayan İlim ve İrfan dergisi 8. yılına girdi....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016