SAADETTİN ACAR | Mayıs | 2016 | BAŞLARKEN
İnsan bu dünyada bir şekilde hayatını idame ettirecek, maişetini sağlayıp yaşamını sürdürecektir. İlişkilerini bir disiplin, bir program dahilinde yürütecek, gelecekle ilgili planlar hazırlayacak, kısa ve uzun vadeli çizelgeler yapacak; kısacası kendine bir hayat rotası belirleyecektir: Bir kurallar manzumesi, bir yol haritası. Bu çabasıyla insan kendisine en iyi olan yolu bulmaya çalışacaktır.
Tabi insan bu arayışında doğal olarak her zaman bir hakeme, bir üst mercie ihtiyaç duyacaktır. Hayatı için belirlediği programa rehberlik edecek bir güce dayanma ve danışma gereğini hissedecektir. Bu dayanak ve merci de kuşkusuz; duygu/sezgi, akıl, arzu/ şehvet, gönül veya vicdan gibi insan menşeli unsurlar olacaktır. Ya da beşeri olan herhangi başka bir olgu ona bu yolculuğunda rehberlik edecektir. Başka imkanı yok çünkü.
İşin bir diğer boyutu da var: İnsan dünya yolculuğunda yalnız olmadığı için sürekli “öteki” ile temas edecektir. Öteki yani diğer insanlar, hayvanlar, çevre vs. Bunlarla sürekli karşılaşacak, onları yok sayamayacaktır.
Neticede “şimdi”, “onlarla birlikte” ve “burada” yaşıyor. Dolayısıyla işbirliğine mecbur. Çünkü “öteki”-nin sınırları var ve ellerini-kollarını sallayarak oraya geçemez. Bundan dolayı da, “öteki” ile ilişkilerine dair de bir kurallar manzumesine ihtiyacı olacak ve onları da bu sınırlı yetileriyle belirlemek zorunda kalacaktır. Öte yandan insanoğlu; tüm bu hakları ve kuralları belirlerken kendince bir yol bulmaya; yukarıda saydığımız akıl, arzu, gönül gibi mercilere dayanarak bir program yapmaya kalkıştığında sorunlar da kendini göstermeye başlayacaktır. Çünkü her insanın kendine göre bir düşüncesi, aklı, sezgisi ve duyuşu var. Ne yaparsa yapsın “öteki” ile sürekli sorunlar yaşanarak, hak ve hukuk ihlallerinin önüne asla geçemeyecektir. Bundan dolayı insanlar bu sorunun üstesinden gelmek için türlü yollara başvurmak zorunda kalacak; kişisel akıl, vicdan ve duygu yerine ortak akıl, ortak vicdan, ortak duygulara müracaat edilecektir.
Bu yeterli peki? Değil. Modern zamanların ulusçuluk belasını hesaba kattığımızda bu da yetmeyecek, bir ulusun ortak kararı ve faydası başka bir ulusun menfaatine ters düşecektir.
Ne yapmalı peki? Bu kez halka daha da genişletilerek uluslarüstü bir ortak duygu ve akıl arayışı başlayacak, konsensüs dedikleri ve tatbiki mümkün olmayan yollar denenecektir. Ve çıkış yolu gibi görünen çözümler bir müddet sonra çıkmaza varacak. Yeniden çıkış yolu arayışları başlayacak. Ve bu böyle sürüp gidecektir. Burası beşeri tüm sistemlerin çıkmazıdır. İnsan kaynaklı tüm plan ve programların kaçınılmaz sonucu, bu kaostan başka bir şey değildir. Çözümü insanda, onun duygularında, aklında, vicdanında, arzularında arayan tüm çabalar hüsranla sonuçlanacaktır. Tarih bu hüsranın ve kaosun örnekleriyle doludur. Günümüzde yaşanan gerilim ve buhranların kaynağı da bundan başkası değildir.
Peki çözüm nedir? Çözüm insanın insanüstü bir iradeye teslim olmasıdır. Bir irade ki, tüm varlığı gözetecek, zamana yenik düşmeyecek. Bir kudret ki hiç kimseden etkilenmeyecek, hiçbir tarafı tutmayacak. Bir güç ki sadece insanı değil tüm evreni ve tüm zamanı aynı anda görebilecek. İşte insanın, kendi hayatında ve “öteki” ile olan tüm ilişkilerinde insanüstü bir iradenin kurallarını hakem kılmasına din diyoruz. Yani İslam. İslam, insanın iradesini aşan bir gücün, yüce Allah’ın, insan için belirlediği en iyi ve yaşanılabilir kurallar bütününün adıdır.
Dinin sahibi olan Allah Teala insanı en iyi tanıyan, geçmişi, anı ve geleceği aynı anda ve en küçük detayına kadar en iyi bilendir. Yaratılanı Yaradan’dan daha iyi kim bilebilir ki?
Bundan dolayı, aşkla ve bir daha “Huzur İslam’da” diyoruz. Çünkü ancak İslam’a teslim olan insan tüm bu kaos ve karmaşanın dışında kalmayı başaracak ve huzuru yakalayabilecektir.

Yüce Allah, -taat ve ibadet etmek suretiyle imar etsin diye- insanoğlunu yeryüzüne halife kılmıştır....

Eylül 2012 tarihinde yayın hayatına başlayan dergimiz İlim ve İrfan’ın yüzüncü sayısıyla...

İlim ve İrfan dergisinin 100. sayısı özel sayı olarak tasavvuf dosyasıyla çıktı....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016