İLİM VE İRFAN | Nisan | 2016 | İLİM VE İRFAN'DA BU AY...
Nisan, Peygamberimizin doğumuyla kainatın bahara döndüğü aydır. İlim ve İrfan dergisinin Nisan sayısı (Sayı, 44), “O (sas) olmasaydı, olmazdık” başlığıyla dosya olarak Peygamber Efendimizin 20 Nisan 571’deki doğumuyla getirdiği güzellikleri kutluyor.
Dergide dosya kapsamında iki yazı-isim yer alıyor: Prof. Dr. Süleyman Uludağ ve Doç. Dr. Mahmut Çınar.
Prof. Dr. Süleyman Uludağ, Peygamber Efendimizin ilim ve irfan mirasının veliler tarafından yaşatıldığını vurguluyor. Efendimizin âlemlere rahmet olarak yaratıldığını işaret eden Prof. Dr. Uludağ, sufilerin, bilhassa Efendimizin, faziletleri, güzel ve üstün ahlakı, manevi halleri, makamları, bunların dereceleri, ilmi, marifeti, irfanı, hikmeti, mücahedesi, riyazeti, takvası, ihlası, zühdü, ibadeti, taati gibi meselelere yoğunlaştığını beyan ediyor. Prof. Dr. Uludağ, “Tasavvufun bir adı da ilm-i mirastır. Evliya, Allah Resulü’nün varisleridir, O’nun (sas) ilmine, irfanına, ihlasına, ibadetine, taatına, takvasına, hayırseverliğine, rehberliğine kısaca samimi ibadetine, fazileti esas alan ahlakına, aralıksız devam eden Hak yolundaki sa’y ve gayretine varis olmuşlardır.” diyor.
Doç. Dr. Mahmut Çınar ise, Efendimizin yaşayan bir örnek olduğunu belirtiyor. Peygamberlerin diğer insanlardan ayrı olan vasıflarını açıklayan Doç. Dr. Çınar, Efendimizin ise beşir, nezir ve şahit vasıflarını detaylı bir biçimde ele alıyor. Peygamberin örnekliğinin korunmadan, yaşanmadan dinin korunamayacağını belirten Doç. Dr. Çınar, “Hazret-i Peygamberin her ortamda içinde bulunduğu toplumun bir parçası olduğunu ifade etmesi, O’nun (sas) ahlak ve yaşantısının ümmetin diğer bireyleri tarafından da kabul edilip yaşanabileceğine işaret etmektedir.” diyor.
Derginin orta sayfasında her ay sohbetleriyle yer alan Şeyh Muhammed Muta’ Haznevi bu sayıda, Peygamberimizi sevmenin alametinin ve gereğinin ne olduğunu açıklıyor. O’nun (sas) ahlakını kuşanmamızın önemine işaret ediyor. Ashabının Efendimize olan sevgisini örnekleriyle anlatan Şeyh Muhammed Muta’ Haznevi, bizim de ashap gibi sevgimizi ve bağlılığımızı ancak Efendimizin ahlakını yaşamakla ifade edebileceğimizi beyan ediyor.
İlim ve İrfan’ın bu sayısında Kırkambar sayfalarında M. Nezihi Pesen, sahabe efendilerimizin Resulullah’a olan muhabbetlerini canlı tablolarla ortaya koyuyor. Onların sevgisi bugün hâlâ yüreğimizi sızlatan, bizleri de kendi sevgilerine dahil eden bir sevgiye dönüşmüştür.

Can, canana verilir
Prof. Dr. Süleyman Derin marifet kavramının tasavvuf hayatında nasıl anlam ve karşılık bulduğunu, bu anlam ve karşılığın irfan hayatımıza neler kazandırdığını anlatıyor. İslam’ın ve tasavvufun güzelliklerini bırakıp da kendi kültürümüze yabancı akımlarda marifet ve aydınlanma aramak acaba mümkün müdür, diye soran, Prof. Dr. Derin, aslında bunun neden mümkün olamayacağını da ifade ediyor.
Yrd. Doç. Dr. İbrahim Baz, bu sayıda namazın ruhunu anlatıyor. Namazın dış şartlarına riayetin önemi kadar iç şartlarına riayetin de önemli olduğunu vurguluyor. Yrd. Doç. Dr. Baz, namazın anlamını şöyle özetliyor: Bir Müslümanın İslam ile irtibatını canlı ve sürekli tutan namazdır.
Prof. Dr. Ali Akpınar kadın ve erkek eşitliğine vurgu yapıyor. Hepimizin Cenab-ı Hakk’ın kulu olarak eşit derece kulluktan sorumlu olduğumuzu, Hakk’a iman ve bağlılıkta hiçbirimizin kadın veya erkek olmakla üstün olmadığını beyan ediyor. Bu sayıda portre sayfalarında takva yolunun büyük öncüsü Haris Muhasibi tanıtılıyor. Yazıyı İslim Gümüştekin kaleme almış.
Prof. Dr. Selahattin Yıldırım, bir hadis bir hikaye yazılarına devam ediyor. Prof. Dr. Yıldırım, ölümü her an tatmakta olduğumuzu anlatıyor. Prof. Dr. Yıldırım şu ikazda da bulunuyor: Olgun bir mü’min siyasi ve ticari ikbal elde etmek için İslam inancına aykırı düşen ve ahiret hayatını zora sokacak olan hiçbir yönteme başvurmaz. Mona İslam önemli düşünce yazılarına imza atmaya devam ediyor. İslam, bu sayıda, bilginin bizi kibre değil mahcubiyete götürmesi gerektiğine işaret ediyor. Utanma kavramı etrafında ördüğü yazısında İslam, “Utanmak Adem olmaktır. Utanmama ise insanlıktan çıkmak, bilgisizseniz hayvanlara benzemek, bilgiliyseniz İblis’e benzemek anlamını taşır.” diyor.
Kübra Zümrüt Orhan, “Kulluğun Özü: Hakk’a Rıza” başlıklı yazısıyla yer alıyor dergide. Rızanın, biri, Allah’ın kuldan razı olması, diğeriyse kulun Allah’tan razı olması şeklinde iki yönü bulunmaktadır. Orhan, bu iki yönü de ortaya koyuyor. Ahmet Edip Başaran, bir tasavvuf klasiği olan Feriddüdin Attar’ın Mantıku’t-Tuyur adlı eserindeki İlahi sesleri duyuruyor okura.
Kemal Özer ise, sıhhatin başının az yemek olduğunu anlatıyor.
Gülbahçe çocuk ekini de her ay okurlarına hediye eden dergi, Nisan’ı tam bir bahara çeviriyor.

Yüce Allah, -taat ve ibadet etmek suretiyle imar etsin diye- insanoğlunu yeryüzüne halife kılmıştır....

Eylül 2012 tarihinde yayın hayatına başlayan dergimiz İlim ve İrfan’ın yüzüncü sayısıyla...

İlim ve İrfan dergisinin 100. sayısı özel sayı olarak tasavvuf dosyasıyla çıktı....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016