Kardeşlerim, Nakşibendi sadatımızın en önemli hedeflerinden bir tanesi müridin nefsini eğitip batıni hastalıklardan kurtarmaktır, ta ki bu nefs dünyevi kuruntulardan kurtulup pak ve temiz bir nefs haline gelsin. Şeyh Hazretlerine dünyanın dört bir yanından insanlar akın eder, olağanüstü ilgi ve sevgi gösterirlerdi. Fakat bu muhteşem ilgi ve sevgiye rağmen nefsani bir havaya girmez hatta bu ilginin muhatabı olarak kendisini görmez, aldanmaz, nefsine yenik düşmezdi. Hatta, haşa kendisinden, o, kendi nefsini, o muhteşem ve muazzam topluluğun en düşük bireyi olarak görürdü. Bu topluluğa yeminle seslenerek buyuruyordu ki, “Ey Müslümanlar, vallahi, billahi, tallahi, Allah’a kasem ederim ki, aranızda kendimden daha düşük kimseyi göremiyorum.” Farklı zamanlarda defalarca kendisinden, ben beş kuruş etmem gibi ifadeleri duymuşuzdur. Kuşkusuz kendisini, haşa, insanların değersizi olarak görmesi tevazusundan, alçakgönüllü oluşundan kaynaklanıyordu. Hiç şüphesiz ki bu, İslam ahlakının ta kendisidir aziz kardeşlerim, ne muhteşem din, ne muazzam din!
Ancak üzülerek ifade edeyim ki, insanların çoğu bu ahlakı terk etmiş durumda. Kimisi şan ve şerefi zenginlikte görüyor, gecesini gündüzüne katarak şeytani yollarla mal topluyor. Tarikat erbabı ise, sadece dün¬yaya değil, ahirete de itibar eder. Gerçek onurun ahiret onuru olduğunu bilir. Onlar Allah katındaki yüce mertebelere taliptir. Nitekim şair diyor ki: İnsanlar nezdinde şöhret isteyen/ Allah katında makam istemesin. Ehl-i dünyanın yanında şan, şöhret ve nam peşinde koşan, Allah yanından hiçbir şey elde etmez. Allah katında itibar isteyen ise Allah tarafından hem dünyada hem de ahirette şan, şeref ve itibar sahibi kılınır. Haset, kıskançlık, kin, kendini beğenme, riya ve kibir gibi manevi hastalıkların tedavisi alanında tarikat erbabının büyük maharetleri vardır. Unutmayalım ki, manevi hastalıkların tedavisi bedendeki maddi hastalıkların tedavisinden çok daha zordur. Çünkü maddi hastalıklar gelişmiş teknolojik araçlar vasıtasıyla hekimler tarafından rahatlıkla teşhis edilebilmektedir. Manevi hastalıklar ise gözle görülebilir özelliğe sahip değildir. Ancak yüce Allah, has dostlarına bu tehlikeli hastalıkları teşhis ettirir ve onlara kendi hikmet deryasından bu hastalıkları tedavi edecek kabiliyeti ihsan eder. Etrafından toplanan Müslümanlardan kendisini daha üstün gören bazı alimleri üzülerek müşahede etmekteyiz. İnanın bu tavrın dinle alakası yoktur. Tarikata intisap eden ise kendisini toplumun en düşük bireyinden bile üstün görmez.

(Yazının tamamı İlim ve İrfan dergisinin Şubat (2016) sayısında.)

Yüce Allah, -taat ve ibadet etmek suretiyle imar etsin diye- insanoğlunu yeryüzüne halife kılmıştır....

Eylül 2012 tarihinde yayın hayatına başlayan dergimiz İlim ve İrfan’ın yüzüncü sayısıyla...

İlim ve İrfan dergisinin 100. sayısı özel sayı olarak tasavvuf dosyasıyla çıktı....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016