Dünya hayatı geçicidir. İnsana bu hakikat çok sık bir şekilde hatırlatılır. Kur’an-ı Kerim’in muhtelif ayetlerinde defalarca bu konu insana hatırlatılır. Pekala bir kere zikredilebilirdi oysa. Hatta söylenmesine ne gerek vardı, insan bu gerçekle daima yüzyüze gelmiyor muydu zaten? Günlük hayat içinde karşılaştığı birçok şey ona bunu söylemiyor muydu lisan-ı haliyle? Tek başına yaşlılık ve ölüm bile bu hakikatle yüzleşmemiz için yeteri kadar dersler vermiyor muydu bize?Ama buna rağmen Allah Teala bu uyarıyı çok sık bir şekilde tekrarlar durur. Neden acaba? Efendimiz (sas) de, defalarca dünyanın geçiciliğine vurgu yapar, dünya zevklerine kendimizi kaptırıp ahiret yurdunu unutmamamız noktasında bizi uyarır. İlginç değil mi?Öyleyse bu konunun bizim açımızdan hayati önemi olduğu apaçık ortada.
Bu konunun bu kadar sık tekrarlanmasının birçok hikmeti vardır şüphesiz. Ama herhalde en mühim noktalardan birisi bizim unutkanlığımızın bize hatırlatılmasıdır. Evet, insan nisyanla, unutkanlıkla maluldür. Çabuk unutur. Günlük koşturmalarımız, mal ve evlatlarımız, işimiz gücümüz bu hakikatle aramıza perdeler örer. Her gün onlarca insanın ölümünü duymamıza, görmemize rağmen sıranın bir gün bize de geleceğini nedense akıl etmeyiz. Sanki burada ebedi olarak kalacakmışız gibi hayatımızı sürdürürüz. Mal biriktiririz, gücü elde etmeye ve elde tutmaya çalışırız. Sadece kendi geçimimizi düşünmez, yedi sülalemize yetecek kadar servetimiz olur ama yine de yetinmeyiz. İçinde ebediyyen yaşayacakmışız gibi evler yaparız. Kısacası bu dünyanın geçici olduğunu biliriz bilmesine de, bu hakikatle yüzleşmek işimize gelmez çoğunlukla.
Bir diş hekimi arkadaşımız, dişini yaptırmaya gelen çok yaşlı bir hastasından söz etmişti. Yaşı doksanlarda olan, tam olarak bir ayağı çukurda tabirine uyan bu amca diş takımlarını yenilemek istemiş. Diş hekimi arkadaş da kendisine 10 yıla kadar garantisi olan ile daha uzun süreye dayanıklı olan iki diş takımı örneği sunmuş. Tabi daha uzun süreye dayanıklı olanın fiyatı da daha yüksekmiş. Ama fonksiyon açısından aralarında bir fark yokmuş. Doksan yaşlarındaki bu amcamız, fiyatı yüksek olmasına rağmen daha uzun süre takabileceğini umduğu takımdan istemiş. Hekim arkadaştan duyduğum bu olayı, insanın dünyaya nasıl da sıkı sıkıya bağlı olduğuna delil olarak hatırlarım her zaman. Amcamızın o takımları kaç yıl taktığını bilmeyiz. Allah’ın ona biçtiği ömürden haberdar değiliz şüphesiz. Kim bilir belki birkaç takımı daha eskitebilecek bir hayat bahşedilmiştir ona.Ama ortalama ömrün 65’lerde olduğu günümüz dünyasında 100 yaşında bile olsak bir 20 yıl daha yaşayacağımızı hesap ederiz demek ki. En azından bunu ister, bunun hayalini kurarız. İşte insanın dünyaya ve onun nimetlerine dört elle sarılmış olması, kaçınılmaz son olan ölümü daima çok uzaklarda görmesi, hatta görmemesi, onun bu konuda sık sık uyarılmasını gerekli kılmıştır. O unutur, Allah Teala hatırlatır, o unutur, O hatırlatır. Bu böyle sürüp gider.
Hem bu konuyu bu kadar sık tekrarlamasını bile O’nun engin rahmetinin ve şefkatinin muazzam bir örneği olarak okumak gerekir.
İnsanoğluna verdiği bu değerin karşılığı nankörlük ve isyan değil, teslimiyet ve şükran olmalıdır.

Yüce Allah, -taat ve ibadet etmek suretiyle imar etsin diye- insanoğlunu yeryüzüne halife kılmıştır....

Eylül 2012 tarihinde yayın hayatına başlayan dergimiz İlim ve İrfan’ın yüzüncü sayısıyla...

İlim ve İrfan dergisinin 100. sayısı özel sayı olarak tasavvuf dosyasıyla çıktı....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016