Pek çok kimsenin ihmal ettiği önemli bir husus vardır, Allah’ın lütfuna mazhar olanlar dışında bütün insanlar bu noktada gaflete düşmüşlerdir; o da şudur: İnsanoğlu bu dünyaya niçin geldiğini düşünmemektedir. Oysa her insanın kendi kendisiyle baş başa kalıp kendisine şu soruyu sorması lazım: Ben niçin yaratıldım, yeryüzündeki görevim nedir, hayattaki rolüm ve fonksiyonum nedir?
Bunlar herkesin kendine yöneltmesi gereken zorunlu sorulardır. İnsan bunu kendine soracak ve cevabı için uzun süre düşünecek, tefekkür edecek. Çünkü sonuçları ne kadar büyük de olsa pek çok konudaki bilgisizlik affedilebilir. Ancak insanın yaratılış gayesini bilmemesi hoşgörüyle karşılanacak bir husus değildir. Dünyaya geliş amacını bilmeyen insanın bu cehaleti affedilemez.
Rezaletin en büyüğü de yüce Allah’ın akıl ve irade nimetini elde etmiş olan insanın geleceğini düşünmeden, mahiyetini bilmeden, vazifesini tanımadan gafil yaşamasıdır. Bu insan bir de bakar ki sürpriz bir şekilde ölümün pençesine düşmüş, gaflet ve cehaletin acı neticeleriyle baş başa kalmıştır. Ömrünü yanlış yollarda tüketen insanın akıbeti ne kadar kötüdür. Bu yüzden Şeyhimiz sürekli biçimde, akıllı insanın kendisine şu soruyu yöneltmesi gerektiğini vurgulardı: Ben niçin yaratıldım, Allah beni hangi maksat için bu dünyaya gönderdi?
Kardeşlerim inanan insan için bu sorunun cevabı gayet nettir: Her sanatkar yaptığı işin sırrını bilir. Hangi maksat için ürettiğinin farkındadır, bu noktada bilgi sahibidir. Belli bir şekil ve tarzda yaptığının hikmetini de açıklama gücüne sahiptir. Bizi de yaratan yüce Allah olduğuna göre yaratılış amacımızı O’na (cc) soralım. Diyelim ki: Ya Rabbi, sen bu insanı niçin yarattın, sadece yeme-içme ve keyif çatma için mi? Sadece yeryüzünde gezip dolaşıp nimetlerini tüketmesi için mi? Sadece dünyaya gelerek belli bir vakit geçirip toprağa geri dönmek için mi? Doğum avazı ve ölüm iniltisi arasındaki süreyi bitirip yok olmak için mi? Nedir amaç, hedef nedir ya Rabbi? İnsan sadece doğup ölmek için dünyaya gelmişse ona bahşettiğin bunca güç ve kabiliyetin hikmeti nedir? İrade verdin, akıl verdin, ruh verdin, güç verdin bunların sırrı nedir? İşte yüce Allah bu sorumuza karşılık, insanoğlunu yeryüzünde halifesi olarak yarattığını, İlahi rahmet, hikmet ve adaleti yaşantısıyla ortaya koyması için Ademoğlunu kendisine temsilci kıldığını ifade etti.

(Yazının tamamı İlim ve İrfan dergisinin Ağustos (2015) sayısında.)

Aziz kardeşlerim, insanların Şeyh Hazretlerinin adabına ilgi göstermesi ve onun dergahına gelerek dinlerini öğrenmeleri...

Müslümanın temel ilkesi şudur: İnsana kalacak olan biriktirdiği değil dağıttığı / infak ve ikram ettiğidir....

İlim ve irfan dergisinin Temmuz sayısı tefekkür dosyasıyla çıktı....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016