Allah Resulü şöyle buyurmuştur, “Ademoğlunun tüm amalleri kendisi içindir, her iyiliğinin karşılığında, ondan yedi yüze kadar sevap kazanır. Ancak yüce Allah orucu istisna ederek, ‘O bana aittir, onun mükafatını da ancak ben takdir ederim. Çünkü kul, benim hatırım için cinsi arzularını, yemesini, içmesini terk etti.’ buyurmuş. İşte oruçlunun birisi iftar anında, birisi de Rabbi ile karşılaştığında olmak üzere iki sevinci vardır.” (Buhari, Savm, 9; 2, 228)

Buna göre yüce Allah, orucu ödül kazandıran ibadetler arasından ayırmış ve ona ayrı bir statü kazandırmıştır. Her amelin mükafatı on katından yedi yüz katına kadar olurken oruç sınırlandırılmamıştır. Allah ona dilediği miktarda sınırsız mükafat verebilir. Çünkü oruç bir tür sabırdır ve Allah, “Sabredenlere mükafatları hesapsız şekilde verilecektir.” (Zümer, 10) buyurmuştur. Nitekim Hazret-i Peygamberden rivayet edildiğine göre, Ramazan ayının bir diğer adı da sabır ayıdır. (İbn Mace, Siyam, 43; 1, 554)

Sabır üç çeşittir: Allah’a taat ve ibadet konusunda sabır, Allah’ın yasaklarından kaçınma konusunda sabır ve yüce Allah’ın takdir buyurduğu acı verici olaylara sabır. Söz konusu sabrın üç çeşidi de oruçta gerçekleşmektedir. Oruçta taate devam konusundaki sabır mevcut olduğu gibi Allah’ın oruçluya yasakladığı şeylerden kaçınma noktasında da sabır vardır. Ayrıca açlık, susuzluk ve güçsüzlük gibi elem verici durumlara karşı sabır da yine oruçta yer almaktadır.

Alimlerimiz derler ki, yapılan amellere karşılık verilen mükafat katları için birtakım nedenler vardır: örneğin amelin yapıldığı yerin mübarekliği; Mekke ve Medine haremleri. Allah Resulü’nden nakledilen, “Benim bu mescidimdeki bir namaz, Mescid-i Haram dışındaki, diğer yerlerde kılınan namazlardan bin kat daha faziletlidir.” (A. Hanbel, cilt 1, 184) şeklindeki hadis-i şeriften anlaşıldığı üzere Mekke-Medine haremlerinde yapılan ibadetlerin mükafatı farklıdır. Öte yandan orucun kendisi diğer ibadetlerden, mükafat bakımından, farklı olduğu gibi Ramazan ayında tutulan oruç da daha farklı olur. Çünkü bu noktada da, zamanın mübarekliği söz konusudur. Ayrıca Allah’ın kullarına farz kıldığı ve İslam’ın temel esaslarından birisi saydığı oruç da Ramazan orucudur.

Bazen de amellerin sevabı başka faktörlerden dolayı katlanır. Amel işleyenin bizzat kendisinin Allah nezdindeki itibarı, konumu, yakınlığı ve takvasının fazla oluşu, bu katlanmaya sebep olabilir. Hazret-i Muhammed’in ümmetinin diğer ümmetlerden daha fazla mükafatlandırılması ve yaptıklarına karşılık kat kat sevap verilmesi buna misal olarak gösterilebilir.

(Yazının tamamı İlim ve İrfan dergisinin Haziran (2015) sayısında.)

Aziz kardeşlerim, insanların Şeyh Hazretlerinin adabına ilgi göstermesi ve onun dergahına gelerek dinlerini öğrenmeleri...

Müslümanın temel ilkesi şudur: İnsana kalacak olan biriktirdiği değil dağıttığı / infak ve ikram ettiğidir....

İlim ve irfan dergisinin Temmuz sayısı tefekkür dosyasıyla çıktı....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016