SAADETTİN ACAR | Nisan | 2015 | BAŞLARKEN
Peygamber Efendimizin, Miladi takvime göre kutlu doğum günlerinin yıldönümü yaklaşıyor. Malum Efendimiz, 20 Nisan 571’de dünyayı teşrif etti. Türkiye’de, O’nun (sas) gelişi, bu ta¬rihten bir hafta öncesinden başlayarak Kutlu Doğum Haftası olarak çeşitli etkinliklerle kutlanır. Diyanet İşleri Başkanlığı her yıl bu hafta için bir tema belirler ve Efendimiz’e farklı açılardan bakmaya çalışır. Dernekler, vakıflar, sivil toplum örgütleri de bu hafta kapsamında küçük-büyük çok sayıda program düzenler.

Tüm bunlar çok güzel ve hayırlı faaliyetler. Ve arttırılarak de¬vam ettirilmesi de gerekir. Ama bir noktanın da altını çizme¬miz şart. O da şudur: Efendimizi konuşalım fakat daha çok O’nu yaşayalım, kendi hayatımıza rehber edinelim. O’nun hakkında hepimizin, az ya da çok -ama asla yeterli olmayan-bir bilgisi var. Hepimiz az da olsa, O’nun güzel ahlakının, dürüstlüğünün, cesaretinin, cömertliğinin, merhametinin ör¬neklerini duyuyoruz, biliyoruz. Bu bilgilerimizi artırmalı, O’nu daha çok tanımaya çaba göstermeliyiz ama öte yandan da bu örnekliğe hayatımızda yer açmalıyız. O’nun dürüstlüğünü biliyor ama insan ilişkilerimizde dürüst davranmıyorsak, bir sorun var demektir. O’nun çok cömert olduğunun bilgisinin cimri birine tesiri olmamış demek ki. Bu sorun da O’nu az tanımaktan değil, O'nu rehber edinmemekten kaynaklanıyor. Yani herkes bildiği kadarıyla O’nu hayatına taşısa, Allah Teala o kimseye O’nun hakkında bilmediklerini de öğretir, bu bir. İkincisi de dünya daha bir güzelleşir. Sahip olduğumuz kısıtlı bilgiyle bile amel etsek etrafımızda neler olacağını tahmin bile edemeyiz. Çünkü sahabe öyle yaptı ve başardı. Onlar için doğru olan, hakikatin tek ölçüsü O’nun hayatıydı. Kur’an’ı bile O’nun anladığı şekilde anlamaya gayret ederlerdi. Yani O’nu tam anlamıyla tanıyayım bir, sonra örnek almaya başla¬rım diye bir mantık olamaz. Yüzyıllardır O’nu anlatıyor şairler, yazarlar, araştırmacılar. O ise bitmeyen bir umman gibi her dem taze ve yeni. Hakkıyla O’nu vasfetmek ve anlamak bir kulun başarabileceği bir şey değil. Nitekim âlemlerin Rabbi Allah Teala O’nu övmüş, sev¬miş ve örnek göstermiş. Allah’ın övdüğünü kul hakkıyla nasıl anlatabilsin! Dünya var oldukça da O’nu anlamaya, yazmaya çalışacak insanlar hep olacaktır. Çünkü O varlığın manası, mayası ve ruhudur. O’nu anlamadan, iyiyi ve kötüyü, dünyayı ve ahireti, cenneti ve cehennemi anlayamayız. Allah’ı ancak O’nunla tanıyabilir, Allah’ın kelamını ancak O’nun mübeyyin sıfatıyla fehmedebiliriz. Yaratılmışlar içinde Allah’ın muradını O’ndan daha iyi bilen yok, olamaz. Çünkü yüce Allah, bizzat rabbimiz bizi O’na yönlendirdi. Kendisine itaat etmenin Allah'a itaat olduğunu söyledi ki, tersinden bakarsak, O’na isyan da Allah’a isyan anlamına gelir. Öyleyse O’nu tanımak ve sevmek bizi kainatın mutlak sahibine yaklaştıracaktır. Bundan dolayı O’nu tanıma gayretinden bir an bile geri durmamalıyız.

Mesele şu ki, O’nu konuşmak ve yazmak hususunda verdiği¬miz çabayı O’nu hayatımıza dahil etme noktasında göster-miyoruz. Halbuki O bir hayat önerdi bize. Sadece önermedi, dürüst ve onurlu bir hayatın nasıl olacağını yaşayarak gös-terdi de. Teorik, kitabi, hayattan kopuk, yaşanması mümkün olmayan vaadlerde bulunmadı. Bilakis yapın dedi ve nasıl yapılması gerektiğine de bizzat kendisi örnek oldu. Bundan dolayı Müslümanlar O’nun hayatını öğrenmeyi dinin bir emri olarak algıladı. Çünkü o hayat bizim örnek almamız gereken bir yaşamın pratiğiydi. Bizi adam edecek ve kurtaracak bir hayatın…

Sözün özü şudur ki; O’nu tanımak için dur-durak bilmeden çabalamalı ama bunun paralelinde de O’na dair öğrendiğimiz her yeni bilgiyi hayatımıza taşımalıyız. Unutmamalıyız ki bizi kurtaracak olan bilgi değil ameldir. Ve yine unutmamalıyız ki kurtuluşa en yakın olanlar O’na en çok benzeyenlerdir.

O’na, aline ve ashabına sonsuz salat ve selam olsun.

Aziz kardeşlerim, insanların Şeyh Hazretlerinin adabına ilgi göstermesi ve onun dergahına gelerek dinlerini öğrenmeleri...

Müslümanın temel ilkesi şudur: İnsana kalacak olan biriktirdiği değil dağıttığı / infak ve ikram ettiğidir....

İlim ve irfan dergisinin Temmuz sayısı tefekkür dosyasıyla çıktı....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016