SAADETTİN ACAR | Ocak | 2014 | BAŞLARKEN
Ömür hızla geçiyor. Dün aramızda olanlardan bugün eser yok. Biz de, bu satırları okuyan sizler de bundan yüz sene sonra buralarda olmayacağız. Yerimizi çoktan birileri doldurmuş, sahip olup da çok değer verdiğimiz mallarımıza çoktan birileri sahip çıkmış olacak. Bizi hatırlayanlar kalacaksa da, sayıları son derece sınırlı olacak.

Mevsimlerin değişmesi şüphesiz ibret alınacak bir husustur. Ömrün de ilkbaharı, yazı, sonbahar ve kışı vardır. Gençliğimiz ilkbahardır. Olgunluk çağımız yazdır. Sonbahar yaşlılığımızdır. Ölünce ise kışımız gelmiştir. Ama biliriz ki kıştan sonra yine bir diriliş gelecektir. Bu ise mümin için büyük ilkbahardır. O mevsime hazır mıyız, mesele budur. Yeni bir sene geldi. Sevinip kendimizi bu sevinçle kaybetmeden önce yapmamız gerekenler var: Biz müminler için aslında geçen seneyi nasıl geçirdiğimizin muhasebesini yapma vakti geldi. Bilançoyu çıkarmalı, hangi hayırlı işlere koştuk, hangilerinden geri kaldık, kalp hayatımızda ne gibi güzelliklere erdik, manevi halimizde terakki mi ettik yoksa tedenni mi? İşyerlerimizde ne kadar ciddiyetle sene sonu hesaplarını çıkardığımızı düşünün! Ahirete yönelik bir muhasebe, işimizdekinden daha önemsiz midir?

Yeni sene için, nefse karşı daha dikkatli, amellerde daha şuurlu, kalp hayatında daha uyanık olma sözünü verebiliriz kendimize. Bu sözü tutamasak ne gam! Önemli olan bu sözü vermek, niyet etmek ve ilerlemek için irade beyan etmektir. Mürid kelimesi irade kökünden gelir. Mürid irade eder ve sonucunu Allah’tan yani hakiki iradenin sahibinden bekler. Bize düşen irade ve iyi niyet beyanıdır ve buna uygun bir çabadır. Sonuç Allah’a aittir.

Şah’ın yolu

Bu ayki dosyamızı, evliyanın önderlerinden, asfiyanın imamlarından Şah-ı Nakşibend (ks) hazretlerine ve onun yolunu tanımaya ayırdık. Bu gibi büyük zevatın isimlerini anmak bile kalbe sekinet veriyor. İnsan sanki onların huzuruna girmiş gibi huzurla doluyor. “Salihlerin anıldığı meclislere rahmet iner” haberinin tecellisine şahit olunuyor.

Şah-ı Nakşibend hazretlerini ve onun yolunun öncüleri olan bazı isimleri anmak yanında, bu yolun belli başlı prensiplerini, yolun temel hususiyetlerini ele alan yazılara da yer verdik. Her döneme uygun bir nitelik arz etmesi, feyz ve bereketinin kudretinin de katkısıyla kolay ve hızlı bir yol olması, bu yolun dünyanın her yanında, özellikle de yaşadığımız Orta Doğu coğrafyasında kolayca yayılmasına ve tutunmasına yol açmıştır. Çok kıymetli yazarlarımızın yazılarıyla oluşan dosyanın, yüzlerce yıldır bu toprakları mayalayan bu güzide yolu tanımak için iyi bir fırsat olduğunu düşünüyoruz.

Son dönem Osmanlı müelliflerinden Hocazade Ahmed Hilmi’nin eserinde aktardığı bir şiirden bir bölüme teberrüken yer veriyoruz:

Hace Pir Bahaeddin Şah-ı Nakşibend
Himmetinden mürdeler buldu hayat-ı cavidan.
(Pir Şah-ı Nakşibend’in himmetinden
ölüler, ölü gibi kimseler ebedi hayatı buldular.)

Şarkla garbı ihata etti kutbaniyeti
Doldu esrar-ı dürründen zeminü asuman.
(Onun kutupluğu, Doğu ve Batıyı kuşattı;
Yer ve Gök onun inci gibi sırlarıyla doldu.)

Doğrulukta bilmek istersen tarik-i hazreti
Gökyüzünde oldu timsali tarik-i Kehkeşan.
(Gerçek anlamda onun yolunu bilmek istersen,
Onun örneği gökteki samanyoludur, ona bak.)

Sanmayın oldu keramatı ölünce munkatı’
Feyz-i ruhaniyeti cari cihanda her zaman.
(O ölünce kerametleri de son buldu sanmayın,
Ruhaniyetinin feyzi bu âlemde her zaman geçerlidir.)

Aziz kardeşlerim, insanların Şeyh Hazretlerinin adabına ilgi göstermesi ve onun dergahına gelerek dinlerini öğrenmeleri...

Müslümanın temel ilkesi şudur: İnsana kalacak olan biriktirdiği değil dağıttığı / infak ve ikram ettiğidir....

İlim ve irfan dergisinin Temmuz sayısı tefekkür dosyasıyla çıktı....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016