DOSYA | Kasım | 2012 | AYIN KONUSU | Okunma: 3070
İnsandır, unutur.

Kim olduğunu, nereden gelip nereye gittiğini,
dünyada niçin bulunduğunu… Evet, unutabilir.
Dünya meşgul eder, işler bastırır, geçim derdi ağırlaşır ve o da
asıl mesleğini, gerçek işini, hakiki derdini, ne yapalım, unutabilir.

Bazen de, dertsizlik unutturur. Zenginleşir, sağlığı yerindedir,  hep
böyle gidecek sanır ve dünyadan yüz çevirmek güçleşince unutur.

Gençse, önünde uzun bir hayat olduğunu düşünerek unutabilir.
Yıllar, yıllar vardır daha. Yaşlanınca hatırlarım,
diye düşünebilir… ve unutur.
Yaşlıysa, dünyadan alınacak tatları, tadılacak zevkleri
kaçırmamak için unutabilir.

Ama insan hatırlar.
İnsan hatırlamalıdır.
Varlık sebebini, kendisini var edeni,
kendisini muhatap kılan hakikati, hatırlamalıdır.
Dilinde O’nun ismi, kalbinde hatırlamanın lezzeti,
ruhunu kavrayan bir dostluk tecrübesi…
İnsan hatırlamalıdır.

Zikir, hatırlamaktır, hatırda tutmaktır…
Zikir, O’nunla bir hatırası olmaktır…
Zikir, dünyadaki cennet, cennetteki ziynettir…

Unuttukça hatırlamalı, hatırlamayı unutmamalı.

...

BÜTÜN İBADETLERİN CEVHERİ: ZİKİR
AHMET BİRLER


Sufiler ibadetler içinde özellikle zikre ayrı bir önem vermişlerdir. Sufilere göre zikir adeta bütün ibadetlerin cevheri ve ruhudur.
Ataullah İskenderî Hazretleri, Miftahu’l-Felah isimli eserinde, “Allah bütün ibadetler için miktar ve vakit belirlemiştir ama zikir için ne miktar, ne de bir vakit belirlemiştir.” ifadesi ile zikrin sahip olduğu bu ayrıcalığa dikkat çeker. İskenderî’ye göre salik, zikri, Allah’tan bir şey istemekten kendisini alıkoyacak kadar meşgul etme sınırına dahi götürebilir ve hatta götürmelidir. Çünkü böyle olduğu takdirde “Allah ona istediğinden daha iyisini verecektir.”
Velilerden bahsetmek zikirdir
Zikrin sözlük anlamı hatırlamadır. Elbette Allah’ı hatırlama. Ama Allah’ı doğrudan hatırlama olduğu kadar, Allah’ı dolaylı olarak hatırlatan her anış da zikir kapsamındadır. Zikir, Allah’ın bir ismini, bir sıfatını, bir hükmünü, bir fiilini anmakla veya bir duayla ya da peygamberlerinden ve velilerinden bahsetmekle olabileceği gibi, Allah’ın azameti üzerinde tefekkürle de gerçekleşir.

...

ANCAK ZİKİRLE ALLAH’A ULAŞILIR
M. SELİM HAŞİMOĞLU


Allah’ı zikretmenin fazileti çok büyük ve hayrı da geneldir. Zikir makamların esasıdır, kul onunla yüksek makamlara ulaşır ve en güzel semereleri toplar.

Allah (cc) bunu aziz kitabında emretmiştir: “Ey iman edenler! Allah’ı çokça zikredin.” (Ahzap, 41) Yine şöyle buyurmuştur: “Allah’ı çok zikreden erkeklerle (Allah’ı) çok zikreden kadınlar (işte) bunlar için Allah mağfiret ve büyük mükafat(lar) hazırlamıştır.” (Ahzap, 35)

Ebu Said el-Hudrî’den bir rivayet şöyledir: Resulullah (sas) şöyle buyurdu: İzzet sahibi Allah şöyle buyuruyor: “Benim zikrim kendisini bana dua etmekten, benden bir şey istemekten alıkoyan kimseye, benden –dua ederek– bir şeyler isteyenlere verdiğimin daha fazlasını veririm.”

İbn Abbas (ra) şöyle buyurdu: Allah, zikir hariç diğer farz ibadetlere bir sınır koydu. Zikre ise böyle bir sınırlama koymadı, kişi aklı başında olduğu her anda ve her yerde zikir yapabilir. Allah, mü’minlere ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken zikri emretti. “O korkulu zamanda namazı kıldınız mı gerek ayakta ve gerek otururken ve gerek yanlarınız üzerinde (yatarken) hep Allah’ı zikredin.” (Nisa, 103) Yani gündüz ve gece, denizde ve karada, seferde ve hazarda, zenginlikte ve fakirlikte, hastalıkta ve sağlıkta, gizli mekânlarda ve açıkta ve her halukarda zikri emretti.

İmam Kuşeyri şöyle buyurur: Zikir Hak yolunda (tasavvuf) güçlü bir rükündür hatta bu yolun temel direğidir. Hiç kimse zikre devam etmeden Allah’a ulaşamaz.

İbnu Ataullah şöyle buyurur: Zikir, kalbin, Allah’ın birlikteliğiyle gafletten ve (Allah’ı) unutmaktan kurtulmasıdır.

...

UNUTTUĞUN ZAMAN RABBİNİ AN!
MONA İSLAM


“İnsan hayvan-ı nâtıktır” der eski filozoflar, yani konuşan ve düşünen canlıdır. Konuşma ve düşünme insanın temel vasfıdır. Konuşmayan ve düşünmeyen bir insan tasavvur edilemez.

Düşünce bir çeşit iç konuşmadır. Kendi kendine konuşma. İnsan her zaman dışarıdaki biriyle konuşmaz, kendi hayal dünyasında da birileriyle konuşur. Zihninde birşeyleri anar, hatırlar. Sıraya koyar, ölçer, tartar. Kimi zaman zihnin andıkları onu öfkelendirir, kimi zaman gülümsetir. Eşyalar, olaylar, anlar, kavramlar bir bir resmi geçit yapar zihinde. Çok zordur düşünmemek, hatta belki de imkânsız.

Bir de eşya ve hadiselerin failini, saymaya yorulmadığı isim ve cisimlerin yaratıcısını düşünür insan. Görünenden, tasavvur edilenden , görünmeyen ve tasavvur edilemeyene erişir kalp, hemen peşisıra ötelere sıçrar zihin.

İnsanın görünenden görünmeyene sıçrayışı, şehadet âleminden gayba bakışını çevirmesi, zikirdir. Gündelik hayatın sürekli önümüze koyduğu,  görünür âlemdeki şeyleri anmak da kelime manasıyla zikirdir. Yolda yürürken “ev, iş, araba, taksitler, çocuklar, dersler” diye sayan adam da zikretmektedir aslında, ancak ıstılahi manada zikir, suretten manaya, cisimden ruha geçmeden olmaz.

...

ZİKİR MECLİSLERİ CENNET BAHÇELERİDİR
HAMZA S. TOPRAK


Zikir, genelde din özelde ise bir tasavvuf kavramı olarak daima mü’minlerin gündemindeki ve kalbindeki yerini korumuştur. Zikirden murad, Allah’ın her daim anılmasıdır. Tasavvuf terbiyesi içinde zikrin usulleri yüzyıllar içinde hem ortaya konulmuş hem de uygulanmıştır. Zikrin esası ve hakikati hakkında müracaat kaynağımız bu yolun önderleri, büyükleridir. Abdulkerim el-Kuşeyri (ks), tasavvufî hayatın merkez kitaplarından olan er-Risale adlı eserinin zikir bahsinde ünlü sufilerin sözlerinden örneklerle zikrin önemini şöyle vurgulamıştır:         

Zikir Cenab-ı Hakk’a giden yolda sağlam bir esastır. Hatta bu yolda en önemli prensip zikirdir. Bir kimse zikre devam etmeden Allah Teala’ya ulaşamaz.

...

(Yazıların devamı İlim ve İrfan Dergisi Kasım 2012 sayısında...)

Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun....

Bundan tam yedi yıl önce yine bir Eylül ayında yayın hayatına başlayan İlim ve İrfan Dergisi,...

Eylül, 2012’de yayın hayatına başlayan İlim ve İrfan dergisi 8. yılına girdi....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016