İLİM VE İRFAN | Mayıs | 2019 | DİĞER YAZILAR | Okunma: 167
Kıymetin Ölçüsünü Takdir Eden Kadir Gecesi
Kübra Zümrüt Orhan

Kur’an-ı Kerim’in indirildiği, bin aydan hayırlı gecenin -Leyletü’l-kadr- ismini kendisinden aldığı kadir kelimesi, sözlükte; hüküm, şeref, güç, yücelik gibi anlamlara gelir. Bu gecenin faziletlerinin anlatıldığı surenin adı da Kadir suresidir. Kur’an-ı Kerim’in tamamı tüm insanlığa tüm zamanlarda hitap ettiği gibi her bir suresi de tüm zamanlara ve zeminlere hitap eder. Her bir zamanın ve mekanın her bir sureden alacağı çokça hikmetler vardır. İşte bu çok hikmetleri ve kıymetleri içinde barındıran surelerden biridir bu sure. Kadir gecesi mutlak anlamda sadece bir güne hatta sadece bir geceye hitap ediyor görünse de Kadir suresinin her günümüze, her gecemize bakan farklı yönleri bulunmaktadır. Özetle sure bize şu dersi verir: İçine Kur’an’ın indiği, Kur’an hakikatlerinin içine aktığı bir gece, öyle kıymetlenir, öyle bir bereketlenir ki bin aydan daha hayırlı hale gelebilir. Dolayısıyla kadir, yani esas kıymet, Kur’an’dadır, Kur’an’dandır.

Felaketi Saadete Çevirmek: İmam Serahsi
Sami Bayrakçı

İslam tarihinin ilim semaları, nice yıldız şahsiyetlerle yüzyıllardır parıldar. Her biri diğerinin mütemmimi ve mükemmili olan bu şahsiyetlerin içinde, eserleri, öğrencileri, şahsiyetleri ve değerleriyle var olan alimler ve arifler zincirinin en önemli halkalarından bir tanesi de Şemsü’l-Eimme lakabıyla meşhur olan İmam Serahsi’dir. İmamların Güneşi anlamına gelen Şemsü’l-Eimme tabiri, ilk olarak İmam Serahsi’nin hocası Hanefi fıkıh alimlerinin önde gelenlerinden Halvani için kullanılmış ise de, bu unvan daha çok İmam Serahsi için meşhur olmuştur. Hocası Halvani de, İmam Serahsi de eserlerinin sayısı ve içeriği bakımından şüphesiz en büyük Hanefi fakihlerindendir.

Abdülkerim el-Cili ile Hasbihal
Nurullah Koltaş

Abdülkerim el-Cili: Allah, Efendimiz Muhammed’e (sas), aline ve ashabına salat ve selam etsin. Aziz manzarlar, kerim mahzarlar, kayyumi meşhedler, deymumi mevkıflar sahibi, zatının ahadiyyetinde Ahad, esma ve sıfatının vahidiyetinde Vahid olan Allah’a hamd olsun. İmdi ey seyyar, bilmelisin ki kimi insanlar İlahi nazargahların cazibesine kapılıp nerede olduklarının farkında bile olamayacak bir duruma gelirler. Şayet nazargahlarının ne olduğundan haberdar olsalar, şaşkınlıkları sebebiyle onu inkara bile kalkışabilirler. Zira idrakları ve ilimleri nakıstır.

Seyyar: Üstadım menzil, mevkıf tabirlerini duymuştum.
Lakin nazargahtan kastınız nedir?

Abdülkerim el-Cili: Kastettiğim nazargahlar, ledünni ilmin bir bütün olarak mahzarlarıdırlar. Bir bütün olarak dememin sebebi, onların ayrıntılarının kul için ancak İlahi bir lütuf eseri mümkün olmalarıdır. Kuşkusuz bu durum, her zaman mümkün olmayabilir. Kul ne vakit bu makama erişirse, bu ilimler ona ilhamen yahut daha evvel İlahi nazargahlara erişmiş bir terbiye şeyhi tarafından bildirilir.

Tevbe Ahlakı: Yüzünü Sürekli Hakk’a Döndürmek
Abdullah Taha Orhan

Tasavvufun öncüleri olan Hicri ilk üç asırda yaşamış zühd ve takvasıyla meşhur olmuş bazı isimlerin kendilerini manevi bir yola girmeye iten bazı olayların anlatıldığı menkıbeler olduğunu hepimiz biliriz. Örneğin meşhur Fudayl bin İyaz (v. 803) eskiden bir eşkıya reisiyken, bir anda duyduğu, “İman edenlerin Allah’ı zikretme ve O’ndan inen Kur’an sebebiyle kalplerinin ürperme zamanı hala gelmedi mi?” (Hadid, 16) ayetinden etkilenerek tevbe edip pişman olduğunu ve kendini tamamen ilim ve ibadete verdiğini biliriz. Ya da Belh’te seçkin ve zengin bir ailenin oğlu olarak bir av esnasında gaibden duyduğu, “Sen bunun için mi yaratıldın?” sesiyle ürperen İbrahim bin Edhem’in (v. 778[?]) bütün malını ve memleketini de geride bırakarak diğer zahitlerle birlikte Mekke’ye gittiğini okuruz kaynaklardan.

Kan Grubuna mı, Mizaca Göre mi Beslenelim?
Kemal Özer

Toplum hayatında geçici olarak herhangi bir şeye gösterilen büyük ilgi veya aşırı düşkünlük, İtalyanca moda kelimesiyle anlatılır. Ne yazık ki moda, zamane insanını esir alma araçlarından biri. Modanın gelenek göreneği, adab-ı muaşereti, ahlakı, zanaatı, giyim kuşamı, müziği, bazen de dini hayatı kuşattığını hepimiz biliriz.
Günümüzün modalarından biri de beslenme. Önce Batılılar gibi beslenme özentisi baş gösterdi. İnanç ve sıhhatimizi kaybetme pahasına bile olsa, onlar gibi giyinmeye ve yiyip içmeye başladık. Yani onlara benzemek için öykündük. Neticede onlara benzedik ama onlar bizi hiçbir zaman kendilerinden saymadı. Onların bizi kendilerinden saymaması hayırlı bir gelişmeydi ama biz yine de uslanmadık.



(Yazıların tamamı derginin 81. sayısında.)

GÜLBAHÇE ÇOCUK EKİ

İlim ve İrfan dergisi Gülbahçe Çocuk ekinde,
Arif Dede
Cesur Küçük
Melih Tuğtağ
Betül Nurata
Ahmet Demir
Seval Şahin Cevizci
Yazı ve çizgileriyle yer alıyor.

Milli ve dini hatıralarını her yıl canlandırmak, bütün haşmet ve ciddiyetleriyle kutlamak;...

Bakmakla yetinmek, yüzeyde, çeru çöpte kalmaktır....

İlim ve İrfan dergisinin Kasım sayısı çıktı. ...

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016