ILIM VE IRFAN | Ocak | 2022 | DIGER YAZILAR
DÜNYA ZINDANINA KAPI ARALAMAK
DR. SAMI BAYRAKCI

Dünya, insani çepeçevre saran karanlik bir dehliz adeta. Insani esaret altinda tutmak isteyen, baskici bir karakteri var dünyanin. Dünya, insandan sadece kendine kul, köle olmasini istiyor. Insanin kalbini ele geçirmek, orada kendinden baska kimseye yer birakmamak için çirpiniyor. Yayilmaci bir tarafi var dünyanin. Küçük bir açik bulup girdigi, küçücük bir yer edindigi her gönlü, tümüyle ele geçirmek istiyor. Azla yetinmiyor dünya. Hep daha fazlasini, daha çogunu istiyor. Bu yüzden kalbe sahip çikmak gerektigini düsünen Allah dostlari, kalpte en küçük bir açik birakmamak gerektigini söylüyor. Onlardan bize nakledilenler, hafifçe kiyili duran bir kapidan içeri sizan dünyanin bütün bir kalbi ele geçirme ihtimalinin yüksek oldugunu söylüyor.

SEYH FETHULLAH VERKANISI
DOÇ. DR. FERZENDE IDIZ

Dogunun alim, amil ve muhlis sahsiyetlerinden birisi olan Seyh Fethullah Verkanisi, Siirt’in Baykan ilçesine bagli Verkanis -Kasimli- köyünde dogmustur. Dogum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak torunu Seyh Asim tarafindan Arapça olarak kaleme alinmis olan Birketü’l-Kelimat fi Menakibi ba’di’s-Sadat adli eserde Verkanisi’nin 1899 yilinda vefat ettiginde 53 veya 55 yasinda oldugu belirtilmistir. Buradan hareketle Verkanisi’nin, 1846 veya 1848 yillarinda dogdugu söylenebilir. Küçük yaslarda babasini kaybetmis olan Verkanisi’nin egitim ve bakimini agabeyi Musa üstlenmistir. Babasi hakkinda kaynaklarda fazla bilgi olmamakla birlikte isminin Seyh Abdurrahim oldugu, ilim ve irfan sahibi birisi olarak tanindigi kaydedilmistir. Annesi hakkinda da pek bir bilgi mevcut degildir. Nesep olarak Hazret-i Ömer’e dayandiklari belirtilmistir. Küçük yasta tahsiline baslayan Verkanisi; Molla Gavs el-Melakandi et-Tilli, Molla Haci Tayyip el-Musi, Molla Resul Sipki, Molla Halid-i Öleki gibi bölgenin önemli alimlerinden ders alarak egitimini tamamlamistir. Ilim tahsilini tamamladiktan sonra Mus’un Bulanik ilçesine bagli Kogak köyünde görev yapmis ve ardindan ayni ilçeye bagli Abri -Esenlikköyünde müderrislik yaparak ögrenci yetistirmistir. Ilmi anlamda ünü Ezher’e kadar yayilmis olan Verkanisi’ye el-Ezher’den mektupla sorular gönderilmis ve Verkanisi onlara cevap yazmistir. Nitekim vefat ettikten sonra el-Ezher’den gelen bir mektuba orada hazir bulunan ögrencilerinden Molla Abdülkerim el-Hizani es-Spayirti, “Sizin bu tür sorular sordugunuz zat vefat etmistir.” seklinde cevap yollamistir.

EBU EYYÜP EL-ENSARI
DOÇ. DR. IBRAHIM TOZLU

Nezaket, hassasiyet, edep ve muhabbet timsali, savas meydanlarinin kahraman mücahidi, vahiy katibi, cesaret, sabir, sadakat, metanet ve fetva sahibi, haksizliklar karsisinda susmayan, hakikati söylemekten çekinmeyen, Resulullahin gözbebegi, fedakar sahabi, Mihmandar-i Nebi Ebu Eyüp el-Ensari (ra), Medineli ilk mü’minler Neccarogullari kabilesine mensuptu. Neccarogullari; nesep itibariyla Efendimizin dedesi Abdulmuttalip’in dayilariydi. Öteden beri aralarinda kuvvetli akrabalik baglari bulunuyordu. Efendimizin babasi Abdullah, Neccarogullari yurdunda bir ay kadar hasta yatmis ve ardindan vefat etmisti. Resulullah henüz alti yasl a r i nd ayken a n nesi Ami ne ve hizmetçileri Ümmü Eymen ile beraber babasinin kabrini ziyaret etmek üzere buraya gelip bir ay kalmisti. Mekke’ye dönerken Ebva köyünde Peygamberimizin annesi Amine emaneti sahibine teslim etmisti. O günlerde Ilahi irade istikbali ilmek ilmek örerken kutlu sehir Medine, pek çok nebevi hatiralari da beraberinde getirecekti.

GÖNÜL BAGI: RABITA
DOÇ. DR. MAHMUD ESAD ERKAYA

Tasavvufi egitimin merkezinde mürsid bulunur. Mürsidin hali, davranislari, sözleri ve isaretleri müritler için örneklik teskil eder. Önlerinde nasil bir yasam sergilemeleri gerektigine dair somut bir örnek gören müritler, tipki ashabin Peygamber Efendimizden bizzat uygulamali olarak Islam’i ögrendikleri gibi dinin temel inceliklerini ve tasavvufi ahlaki mürsidlerinden taklit ve özümseme yoluyla alirlar. Mürsid, tasavvufi egitim çerçevesinde müritlerin her haliyle ilgilenir, onlarla beraber vakit geçirir ve böylece bir taraftan manevi anlamda bir yakinlik olusurken diger taraftan maddeten de birliktelik saglanmis olur. Bu birliktelik arada zamanla bir sevgi baginin tesis edilmesini saglar. Mürit artik mürsidini her seyden daha fazla sevmeye baslar. Bu sevgi, yapmacik bir sevgi degil, aksine ahlaki ve ilmiyle büyük bir otorite olarak benimsedigi seyhine karsi tabii olarak ortaya çikan samimi bir gönül bagidir. Öyle ki mürit artik yaninda olmadigi zamanlarda dahi seyhini düsünmeye baslar. Ticaretinde, egitiminde, günlük islerini yerine getirirken, zikir vazifelerini yaparken, yolda yürürken… Artik gününün tamamini adeta seyhi yanibasindaymis gibi geçirir. Aralarinda saglam bir bag kurulur. Bu bag tasavvufta rabita olarak adlandirilir.

FITRATA UYGUN YASAYABILIRIZ
GÖKHAN ERGÜR

Çok seneler önce Osmanli hanedaninin padisahi bir tekkeyi ziyaret eder. Padisah, seyhin ilminin etkisi altinda kalir ve dervislerin zikrinden mest olur. Birkaç ay tekkeye devam ettikten sonra padisah, seyhe, “Buraya yaptigim ziyaretlerden, sizden ve dervislerinizden tamamiyla etkilendim ve memnun kaldim. Yapabilecegim her sekilde size destek olmak istiyorum. Lütfen benden herhangi bir sey isteyin.” -Bu dünyadaki en büyük imparatorluklardan birinin sultani tarafindan verilen açik çek olarak düsünülürse, bu teklifin ne kadar büyük ve göz kamastirici oldugu anlasilacaktir.- Seyh, bu teklife söyle cevap verir: “Evet sultanim, benim için bir sey yapabilirsiniz, lütfen bir daha buraya gelmeyiniz.” Saskina dönen padisah, “Herhangi bir kusurda mi bulundum? Tasavvufun bütün inceliklerini bilmiyorum ve sizi herhangi bir sekilde kirdimsa çok üzgünüm, af buyurunuz.” der. “Hayir, hayir!” der ve söyle devam eder seyhefendi, “Bizi hiçbir sekilde kirmadiniz fakat sorun sizden degil, benim dervislerimden kaynaklaniyor. Siz gelmeden önce Allah’in esmaü’l hüsnasini sadece O’nun (cc) rizasi için zikrediyorlardi. Simdi zikir ve mesklerde sizi düsünüyorlar. Sizin onayinizi alip rizanizi kazananlarin elde edebilecegi zenginlik ve gücü düsünüyorlar. Hayir sultanim, sorun siz degilsiniz, biziz. Korkarim ki sizin buradaki varliginizi kaldiracak manevi olgunluga sahip degiliz. Iste bu yüzden bir daha gelmemenizi istemek zorundayim.”

TASLARIN TESBIHI VE HASYETI
DR. MERVE SAÇLI

Kur’an-i Kerim, Bakara suresinin 74. ayetinde bazi kalplerin ne denli katilasabildigine dair oldukça etkileyici bir tablo göstermektedir. Söz konusu ayette bazi kalplerin ne kadar sert ve kati olduklari taslara benzetilerek anlatilmaktadir. Fakat bazi kalpler zikri geçen tas benzetmesinin de sinirini geçmekte, katilikta taslari bile geride birakacak bir seviyeye gelebilmektedir. Çünkü taslar hiç degilse fayda verme bakimindan bu kalplerden daha çok deger tasimaktadir. Kur’an-i Kerim de bu durumu; taslardan irmaklarin kaynadigi, çatlayip bagirlarindan sularin fiskirdigi ve hatta Allah korkusuyla düsüp yuvarlandiklari seklinde tasviriyle açiklamaktadir. Peki cansiz bir nesne olan tas için hasyet duygusu nasil söz konusu olabilmektedir?

(Yazilarin tamami derginin Ocak, 2022 sayisinda.)

Aziz kardesler im, insan günah islemeye elverisli bir özellige sahiptir....

Ademoglu günahkâr dogmaz, bilakis fitrat üzere günahsiz dünyaya gelir....

Ilim ve Irfan dergisinin Ocak, 2022 sayisi tevbe dosyasiyla çikti....

IRFAN BASIM YAYIN DAGITIM SAN. VE TIC. LTD. STI.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / Istanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016