ILIM VE IRFAN | Ocak | 2022 | AYIN KONUSU
Tevbe, en güzel sekilde günahi terk etmektir. Bu, özür dilemenin en açik ifadesidir. Kaynaklar, özür dilemenin üç seklinden söz etmektedir. Üçüncü sekli, “Evet, yaptim ama kötü oldu; artik bundan geri döndüm, bir daha yapmayacagim.” demektir. Iste bu tam bir tevbedir. Süphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir. Ömür içinde bu suuru kaybetmemeli; hata, kusur, isyan ve sirk gibi bütün günahlar için daima tevbe halinde bulunmalidir. Zira biz Allah’a, Allah’in bizleri affetmesine ve bagislamasina muhtaciz. Tevbeden sonra da salih amele yönelmek, Allah için hayirda yarismak ve yorulmak bulunmaz bir firsattir. Hem fert fert hem de cemiyet olarak tevbe etmek, edebilmek ne büyük nimettir.
Alimler, günah isleyip tevbe edenlerle hiç günah islememis kimseler üzerinde durmus, bunlardan hangisinin daha makbul sayildigini irdelemeye çalismistir. Aslinda peygamberler hariç günah islemeyen hiçbir insan yoktur. Bununla birlikte farzlari yerine getirmemek, yasaklardan kaçinmamak gibi belirgin maddi günahlardan uzak duran kisiler cennete gireceklerini saniyor ve diger insanlari küçümsüyorsa Allah’a muhtaç olmadiklari zannina kapilabilirler. Buna karsilik günah isleyen, fakat pismanlik duyarak tevbe ederek Cenab-i Hakk’in lütuf ve bagislamasina daima ihtiyaç duyanlar Allah’a digerlerinden daha yakindir. Hazret-i Ömer’in, “Günahlarindan tevbe edenlerle beraber bulunun, çünkü onlar hassas yürekli olur.” dedigi nakledilmistir. Tevbe gerektiren günahlarin en büyügünün inkar ve sirk oldugu konusunda ittifak vardir. Imam Gazzali bunun asagisinda kalan günahlarin büyükten küçüge dogru derecelendirilmesini ve en küçük günahin belirlenmesini imkansiz görmektedir. Günah, Allah’a karsi edilen isyandir. Kula düsen bunu fark ettigi anda hemen Allah’tan af dilemesi, bir daha islememeye azim ve cehdetmesidir.
Bu mühim niyeti ve ameli etraflica ele almaya çalistik. Buyurun birlikte okuyup istifade edelim.

GÜNAHTAN DÖNMEK
HAKK'A YÖNELMEK
PROF. DR. ALI AKPINAR

Insan beser, bazen sasar, yanilabilir, yanlis yapabilir. Hata ve günah, nisyan ile malul olan insan içindir. Önemli olan hata ve yanlistan dönmesini bilmektir. Iste tevbe ve istigfar, bu erdemin adidir. Tevbe, ilk insandan bize kalan en önemli mirastir. Evet Iblis, bir günah isledi, ancak o hatasinda israr etti, tevbe etmedi ve lanetlenip kovulanlardan oldu. Adem de bir yanlis yapti, ama o hatasini kabul edip hemen tevbeye sigindi. Yüce Allah da onu affetti ve seçkinlerden kildi, Hazret-i Adem peygamber oldu. Tevbe, ondan Ademogullarina miras kaldi.

TEVBEYLE ARINALIM
PROF. DR. SELAHATTIN YILDIRIM

Iman çok büyük bir deger, inanmak çok büyük bir özellik oldugu içindir ki müm’inin düsmani da çoktur. Mü’minin bes temel düsmani vardir ve bunlar iki ana gruba ayrilir. Birinci grup disaridan saldiran ve varliklari gözle görülebilenlerdir. Bunlar; hasetçi mü’min, bugz eden münafik ve saldiran düsmanlardan ibarettir. Ikinci grup ise içeriden saldiran ve varliklari hissedilen, bizi gören ancak bize görülmeyen düsmanlardir. Bunlar; nefs ve seytandir. Nefsle seytanin insana düsmanlikta birlestikleri ve ayrildiklari noktalar vardir. Gözle görülmemeleri, her zaman bize bitisik olmalari ve içeriden saldirmalari açisindan müsterektirler. Ayrildiklari hususa gelince; mü’minler olarak bizler her firsatta seytandan ve onun vesveselerinden Allah’a siginiriz. Ancak çogu zaman nefsimizin azginliklarinin farkinda dahi olmayiz. Hatta nefsimize bir saldiri oldugunda hemen savunmaya geçer ve aslan gibi kükreriz. Iste nefsin bir mü’minin en azili düsmani olusunun sirri burada yatmaktadir. Çogumuz yilani koynumuzda besledigimizin ve bir gün bizi sokacaginin farkina varamiyoruz. Bu halimiz disaridaki çocuklari öldürüp de kendini alasagi edecek Hazret-i Musa’yi sarayinda besleyen Firavun’un durumuna benzer. Düsman içeriden olursa tedbirler çare etmez ve kale düser. Bunun içindir ki Resul-i Ekrem söyle buyurmustur: “Senin en azili düsmanin gögüs kafeslerinin içindeki nefsindir.” (Taberani, Mucemü’l-Kebir, nr. 3445) Tebük gazvesi dönüsü ashabina hitaben de söyle buyurmuslardir:

ALLAH'IN AFFINI UMALIM
PROF. DR. SÜLEYMAN DERIN

Tevbe bütün tarikatlarda sülûk yolculugunun ilk halkasidir. Içinde bulundugu gafletten, günah islemekten hayatini bosa geçirmekten pisman olan bir mü’min Rabbine geri dönerse buna tevbe denir. Eger böyle birisi tevbeyle beraber bir tarikata da girer, kemalat yolculuguna çikar ise buna inabe almak denir. Bu manada inabe tevbenin daha özel bir hali olup insani seyr ü sülûka döndüren tevbe çesididir. Mevlana, dünya hayatina kanarak ömrünü heba eden bizlere su çagriyi yapar: “Kendine gel ey yolcu! Kendine gel! Aksam oldu; ömür günesi batmak üzere. Çok kiymetli olan bu ömür kandili sönmeden aklini basina al da fitilini düzelt, çabucak yagini koy, gönül kandilini uyandir. Aklini basina al da bu isi yarina birakma. Nice yarinlar geldi geçti. Hemen tevbe ve istigfar ile ise basla ki ekin mevsimi, iyilik yapma firsati büsbütün geçmesin. Unutma sehvete yakasini kaptiran, sehvete dalan kimse bir daha kurtulamaz.” (Mesnevi, II. 1265-72)

(Dosya yazilarinin tamami derginin Ocak, 2022 sayisinda.)

Degerli kardeslerim, insanoglu yasadigi dünya hayatinda...

Dilimize adab-i muaseret olarak yerlesmis olan siklikla kullandigimiz bir kavram var....

Ilim ve Irfan dergisinin Nisan, 2022 sayisi ensar ve muhacir kardesligi dosyasiyla çikti....

IRFAN BASIM YAYIN DAGITIM SAN. VE TIC. LTD. STI.
Zafer Mahallesi Kurultay Sokak No:1/6 Yenibosna | Bahçelievler / Istanbul | Telefon: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016