SAADETTIN ACAR | Ocak | 2022 | BASLARKEN
Ademoglu günahkâr dogmaz, bilakis fitrat üzere günahsiz dünyaya gelir. Insanin suçlu dogdugunu ve ancak vaftizle günahlarindan arinacagini söyleyen Hristiyanlik inanci büyük yanilgi içindedir. Tüm insanligi atalarinin isledigi bir ‘günah’ yüzünden suçlu ilan etmek Ilahî adalete sigmaz. (Kaldi ki biz Müslümanlar, Hazret-i Âdem’in cennetteki o fiiline günah degil, ‘zelle’ deriz. Bununla birlikte Hazret-i Âdem’in yaptigindan pismanlik duyup af diledigini ve tövbe ettigini de biliyoruz. Bu konuda Kur’an’in açik beyani vardir.) Küllî kural nettir: “Hiçbir kimse bir baskasinin yükünü yüklenmez; hiçbir kimse bir baskasinin isledigi suçtan dolayi yargilanamaz.” Yani suç ve günah sahsidir; tevarüs etmez, bir baskasina devredilemez.

Islam her çocugun Müslüman dogdugunu söyler. Öyle dogar ama sonra sapitabilir, günaha bulasabilir, yoldan çikabilir. Fitratindan uzaklasip harama ve isyana dalabilir; bu ihtimal mevcut. Çünkü insan yasak olana karsi meyilli yaratilmistir. Ve Peygamberler disinda da hiç kimse masum degildir. Kaldi ki Kur’an-i Kerim, korunmusluklarina ragmen onlarin bile ‘zelle’lerinden, ayak sürçmelerinden söz eder. Korunmus peygamberler için durum bu iken, herhangi bir korunma garantisi almayan insanlarin günaha bulasmamalari ise -Allah’in ikramina mazhar olanlar hariç- neredeyse imkânsiz. Peki, günah islemekle her sey bitiyor mu? Dönüsü yok mu bu yolun? Olmaz mi! Bir hadis-i serif çarpici bir benzetmeyle buna çok güzel cevap veriyor. Sahih hadis kaynaklarinda geçen bir rivayete göre Efendimiz aleyhisselam buyurdular ki: “Herhangi birinizin (isledigi günahlardan pisman olup) tövbe etmesinden dolayi Allah Teâlâ’nin duydugu memnuniyet ve sevinç; issiz bir çölde giderken / seyahat ederken üzerinde yiyecegi ve içecegi ile beraber binegini kaybeden, aramasi sonuç vermeyince de büsbütün ümidini kaybederek bir agacin gölgesine uzanip yatan, derken devesinin yanina dikiliverdigini gören ve yularina yapisarak asiri sevinçten ne dedigini bilmez halde- ‘Allah’im sen benim kulumsun, ben de senin rabbinim.’ diyen kimsenin sevincinden daha fazladir.”

Hadis -müjde mi desek- çok açik: Günah isleyeceksiniz, bundan kaçamazsiniz. Ama “Bütün Âdemogullari günahkârdir ve günahkârlarin en hayirlisi da en çok tövbe edenlerdir.” Yani günahtan sonra tövbe kapisi da açiktir daima. Siz bu kapiya müracaat ederseniz, kabul edilmeme, kovulma ihtimali söyle dursun, büyük bir sevinçle karsilanacaksiniz. Hatta pismanliginizda samimi iseniz, “o günahi hiç islememis” kabul edileceksiniz. Mahcup edilmeyecek, geçmisteki hatalariniz asla yüzünüze vurulmayacaktir. O andan itibaren de degil neslinizin yaptigindan sorumlu tutulmak, kendi sicilinizde bile böyle bir kayda rastlanmayacaktir. Yeter ki tövbenizde samimi olun. Yeter ki yaptiginizdan pisman olup af dileyin. Bu böyledir: Inandigimiz yaratici, cezalandirmak için can atan, cehennemde yakmak için firsat kollayip pusuya yatan, yarattiklarina iskence etmekten haz alan bir ilah degil, kulunun hatadan dönmesi için yolunu gözleyen, samimi oldugunu görünce de hemencecik affeden sonsuz merhamet sahibi Rahman ve Rahim olan bir Allah’tir. Kendisini “çokça affeden ve çokça bagislayan” olarak bize tanitan bir Allah.

Bu ay dosya olarak isledigimiz tevbe meselesi bu açidan hepimiz bir imkan ve firsat. Bu firsati dogru degerlendirenlerden olmak umuduyla….

Degerli kardeslerim, insanoglu yasadigi dünya hayatinda...

Dilimize adab-i muaseret olarak yerlesmis olan siklikla kullandigimiz bir kavram var....

Ilim ve Irfan dergisinin Nisan, 2022 sayisi ensar ve muhacir kardesligi dosyasiyla çikti....

IRFAN BASIM YAYIN DAGITIM SAN. VE TIC. LTD. STI.
Zafer Mahallesi Kurultay Sokak No:1/6 Yenibosna | Bahçelievler / Istanbul | Telefon: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016