SAADETTIN ACAR | Ekim | 2021 | BASLARKEN
Insanlik tarihi boyunca hakkinda bu kadar çok yazilan, hayati ve sözleri bu kadar çok arastirmaya, konusmaya, analize konu olan baska bir isim var mi dünyada? Etkisi bu kadar uzun süre ve bu kadar genis bir alana yayilan baska bir yaratilmis geçmis mi yeryüzünden? Ismi bu kadar çok zikredilen, bu kadar çok sitayisle kendisinden söz edilen baska bir insanoglu gelmis-geçmis midir su fani dünyadan? Kaba bir hesapla, ismi her gün neredeyse on milyarlarca kez muhabbetle anilan, on milyarlarca kez kendisine salat, selam, saygi ve baglilik ifadeleri gönderilen baska bir benî adem var midir? Insanlarin nefes alip verdigi bütün toprak parçalarinda ve göklerde meleklerce ve kâinatin sahibi Allah tarafindan bunca övgüye kesintisiz bir sekilde mazhar olan baska bir yaratilmistan söz edebilir miyiz? Ve bunun 14 asirdir (hatta yaratilisin ilk anindan bugüne) kesintisiz bir sekilde ve artarak böyle devam ettigini, O’nun sürekli hayirla, duayla, selamla anilan bir sahsiyet oldugunu düsünmek… Ne muazzam, ne muhtesem, ne büyük lütuftur bu! Ve nihayet bütün bunlarin yaninda ve üstünde Allah’in habibi, sevgilisi olmak, O’nun sevdigi (hatta asik oldugu) bir kul olmak… Ne büyük devlet, ne essiz ikramdir bu! Insanlik tarihinde yaratilmislar arasinda esi benzeri olmayan mükemmel bir ilahi tablodur O. Nuranî bir tablo. Noksansiz, pürüzsüz, muazzez, münezzeh ve mübarek bir tablo. O’nun sairi ve asigi mübarek sahabi Hassan bin Sabit’in o coskulu dizelerini -Mahmut Kaya Hocamizin o çok simsicak tercümesiyle- hatirlayalim: “Akla sen gelirsin güzel denince Senden daha sirin dogmadi bence Bütün kusurlardan aritilmissin- Sanki yaratildin kendi gönlünce.” Evet, hakikatte O’ndan söz açmak, göz kamastiran, nurdan ve isiktan bir tablodan söz etmekle es-deger.
Bunun hemen ardindan sunu da ifade etmeli ki: Biz Müslümanlar bilir ve inaniriz ki sözlerimizle O’na bir seref ve büyüklük katamayiz. O, Allah’in övgüsüne, sevgisine, iltifatina mazhar olmusken, biz O’nun büyüklügüne ne ekleyebiliriz ki. Ancak sairin dedigini deriz biz de:
“Ve mâ medahtü Muhammeden bi makâlâtî
ve lâkin medahtü makâlâtî bi Muhammedin”
“Ben yazdiklarimla, söylediklerimle O’nu övmedim
Bilakis O’nunla kelamimi, sözlerimi yücelttim.”
Burada yazdiklarimiz da bu babtandir. O’ndan söz ederek O’nun feyiz ve bereketinden bir hisse almayi, O’nun sefaatine ermeyi umut ve niyaz ediyoruz. Hepsi bu. Sadece bu. Zira biz O’na ümmet olmayi sereflerin en büyügü, O’na mensup olmayi ikramlarin en yücesi olarak görür; Süleyman Çelebi Hazretlerinin ifadeleriyle, “Ümmetin oldugumuz devlet yeter Hizmetin kildigimiz izzet yeter.” deriz.
Bizler O’nu sevmeyi imanimizin olmazsa olmaz bir parçasi olarak kabul ederiz. O’nu övmeyi, O’ndan söz etmeyi kulluk vecibelerimizin bir geregi olarak görürüz. Kendisi kendisine salat u selam getirmisken (burayi bir kez daha okuyalim lütfen: Kendisi kendisine salat u selam getirmisken) bizler de O’nun mübarek izinden gider, O’na salat u selam getiririz:
“Allahumme salli ala seyyidina Muhammed!” *
Bu ayki dergimizde Peygamber Efendimizi, dünyayi tesriflerinin ve kutlu hicretlerinin yildönümünde bir dosya olarak isledik. Hatirlayalim ve hiç unutmayalim diye. O’nu daha iyi anlamamiza vesile olmasini dileyerek bu iki önemli ve tarihi olayi ele aldik. Hayirlar getirmesini ve sefaatine layik kilmasini Rabbimizden diliyoruz.

Aziz kardesler im, insan günah islemeye elverisli bir özellige sahiptir....

Ademoglu günahkâr dogmaz, bilakis fitrat üzere günahsiz dünyaya gelir....

Ilim ve Irfan dergisinin Ocak, 2022 sayisi tevbe dosyasiyla çikti....

IRFAN BASIM YAYIN DAGITIM SAN. VE TIC. LTD. STI.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / Istanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016