ILIM VE IRFAN | Mayıs | 2021 | AYIN KONUSU
Sözlükte; artma, aritma; övgü ve bereket manalarina gelen zekat, terim olarak Kur’an’da belirtilen siniflara sarf edilmek üzere dinen zengin sayilan Müslümanlarin malindan alinan belli payi ifade eder.
Zekat, Allah’in emridir ve Islam’in esaslarindandir. Zekatin fikih bakimindan sartlari vardir. Yüce emir, bu sartlar çerçevesinde yerine getirilir. Yüce emir yerine getirilirken Allah’in rizasi, rahmeti, fazileti, bereketi ve magfireti umulur. Veren ile alan arasinda bir hayat dengesi meydana gelir ki, hem birey hem toplum açisindan sifa kaynagi bir iktisat düzeni dogar. Yeterli mala sahip olup zekatini vermeyenler, önce Allah’in emrine itaat etmemis olur, sonra da cimriliginin psikolojik baskisi altinda bir ömür boyu ezilir de ezilir. Bu zamana kadar, zekatini verdigi için mali azalan, mali elinden çikan kimse var midir? Zekatini verenler, Allah’in emrine uymanin huzurunu yasarlarken, manevi ve ruhi bakimdan da toplumla, insanlarla bütünlesmenin güvenine ererler.
Bugün bilhassa gerek ülkemizde gerekse Islam dünyasinda zekatimiza muhtaç nice insanlar vardir. Bu yaralar, Allah’in bize lütfettigi ve bizzat emrettigi zekat, sadaka, infak müessesiyle sifa bulacak yaralardir. Ramazan-i serif de diger ibadetler için oldugu gibi zekat için de paha biçilmez firsattir.
Zekatimizi kurusu kurusuna hesaplayip mümkünse daha da üste koyarak olusan meblagi zekat verilecek zümreden birisine ulastirmak bizim hem gönlümüzü hem de malimizi arindiracak, temizleyecektir. O mali, bize süphesiz Rabbimiz lütfetmistir. Malin ve mülkün asil sahibi bizden, bir kismini kendi belirledigi yerlere sarf etmemizi emretmektedir. Bundan daha güzel bir emir ve bu emre itaatten daha güzel bir sarf olur mu? Elbette vermenin de edebi ve usulü vardir. Alimler; zekat veren kimse, zekatini verdigi fakirin kendisinden daha hayirli olduguna itikat etmeli; kalbinde onu noksan görmemeli ve onu küçük düsürmemelidir, buyurmusladir. Allah, bütün ibadetlerimizi ihlasli ve bereketli eylesin.
Yüce Ramazan’in sonunda bayrama erecegiz. Islam âlemi olarak bu bayrama ve nicelerine hayirla, huzurla, bereketle, maddi ve manevi sifalarla kavusmayi Rabbimiz nasip eylesin.

VERENE VERILIR, VERMEYEN MAHRUM KALIR
PROF. DR ALI AKPINAR

Insan, yaratilista mala düskündür. Zaten mal kelimesi, zail olup giden ve kendisine meyledilen anlaminadir. Gerçekten de o, fanidir; bir gün attarin evindedir, bir baska gün baytarin evindedir. (Ragib, Müfredat, s. 784) Kur’an ayetlerinde çok miktarda mala hayir denmistir. “Birinize ölüm geldigi zaman, eger geriye hayir/mal birakiyorsa.” (Bakara, 180) “Maldan/ hayirdan ne harcarsaniz Allah süphesiz bilir.” (Bakara, 273) “Gerçekten insan mala/hayra pek düskündür.” (Adiyat, 8) Bu, insanin mali, salt hayir görüp ona yönelmesi ve onu istemesi sebebiyledir. Gerçekten de çogu insan, mal/variyet sahibi olmayi salt hayir görür ve çok mal sahibi olmak için kosturur. Halbuki nice insan için sahip oldugu/olacagi mal, dünya ve ahirette kendi zararina olmustur. Nice insan malina göz dikenlerin hismina ugramis canindan olmus, düsman kazanmis yahut helale harama riayet etmedigi için, zekatini/hayrini vermedigi için maliyla tâbi tutuldugu sinavi kaybetmis ve ahirette hüsrana ugrayanlardan olmustur. Öte yandan Kur’an, mala hayir diyerek, Müslüman için mal kazanmaktan asil amacin onu hayirda kullanmak olduguna dikkat çekmistir. Buna göre gerçek mü’min, mali hayirli yollardan kazanir, hayirli yerlerde harcamaya ve maliyla hayirlar kazanmaya gayret eder.

CANI VE MALI ARINDIRAN ZEKAT
DOÇ. DR. IBRAHIM BAZ

Allah’in en kadim emirlerinden biri olan zekat, dinin kemal hali olan Islam’in namaz, oruç ve hacla birlikte dört ana direginden biridir. Bu nedenledir ki gerek bireylerin gerekse toplumlarin din ve deger çatisinin çökmemesi ve saglam kalmasi için bu dört diregin sabit ve saglam sekilde ayakta kalmasi gerekir. Bu hakikati dile getiren Hazret-i Peygamber, kelime-i sehadeti de katarak, “Islam bes sey üzerine bina edilmistir.” buyurmaktadir. Dikkat edilecek olursa bir “bina edilme” kavrami kullanilmis ve bu ibadetlerin her birinin, binayi üzerinde tasiyan ana sütunlar olduguna isaret edilmistir. Bu açidan her Müslüman kendi beden ülkesinde yahut Müslümanlarin yasadiklari her bir ülkede Islam’in yeniden insasini ve ihyasini arzu ediyorlarsa, öncelikte bu temel direklerin saglamligini, sabitligini ve sürekliligini saglamalidir.

ZEKATIN GÜNÜMÜZDEKI ANLAM VE ÖNEMI
PROF. DR. SELAHATTIN YILDIRIM

Kainati meydana getiren unsurlarin ve insani meydana getiren hücre ve organlarin hiçbiri digerinin yerini alamadigi gibi ibadetler de birbirinin yerini tutmaz. Gözün vazifesini kulak, elin vazifesini ayak yapamadigi gibi ne oruç namazin ne namaz zekatin ne de herhangi bir ibadet cihadin yerini tutabilir. Nitekim Islam tarihinde kitlesel düzeyde yasanan problemlerin basinda zekatin iptal talebi üzerine yasanan Ridde savaslari gelir. Resul-i Ekrem Efendimizin vefatindan sonra yerine Hazret-i Ebubekir halife olarak seçilince Araplarin bir kismi namazla zekatin arasini ayirmaya kalkistilar ve, “Allah zekat almayi Resulüne emretmisti. Hazret-i Peygamber aramizda olmadigina göre artik zekat vermemize gerek yok.” diyerek zekat vermeyi reddettiler. Bunun üzerine Hazret-i Ebubekir, Hazret- i Ömer’in itirazina ragmen, “Allah’a yemin ederim ki, namazla zekatin arasini ayiranlarla mutlaka savasirim. Çünkü zekat malin ödenmesi gereken hakkidir. Allah’a yemin ederim ki, Resulullaha verdikleri bir deve yularini dahi bana vermekten kaçinirlarsa sirf bu sebepten dolayi onlarla savasirim.” demistir. Halifenin bu tutumu Islam’in hiçbir unsurunun feda edilememesi gerektigini, çünkü yeri doldurulamayacak derecede önemli oldugunu gösterir.

Sizden uzak oldugu için yararli olan, sizlerle bulusmak için...

Insanin bu dünyadaki yolculugu hem uzun hem de engebeli, inisli-çikisli yani mesekkatlidir....

Ilim ve Irfan dergisinin Haziran sayisi ezan dosyasiyla çikti....

IRFAN BASIM YAYIN DAGITIM SAN. VE TIC. LTD. STI.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / Istanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016