SAADETTIN ACAR | Nisan | 2021 | BASLARKEN
Bize her firsatta ölümü ve ölümden sonrasini hatirlatacak dostlar lazim.
Dünyanin geçiciligini bize fisildayacak hakiki arkadaslar. Varsin agzimizin tadi bozulsun, varsin keyfimiz kaçsin. Çünkü insanin en büyük aptalligi, ölüm pusu kurmus bekliyorken; onu hiç hesaba katmamasidir. O pusuya düsecegiz halbuki: Kaçis ve kurtulus yok. Ama unutkanlikla malul oldugumuz için bu apaçik hakikati unutuyoruz siklikla.
Halbuki din, öleceksin, diyor. Akil, tarih, tecrübe de bunu teyit ediyor. Ama insan ebedi yasayacakmis gibi, ölüm ona hiç gelmeyecekmis hayatina devam ediyor. Bu cehaletin ötesi yok. Ahmakliktir bu. Mutlak gerçek olan ölümü ve ebedi ahireti yok sayip muhtemel -ve nihayetinde geçici- olan dünya hayatina ve zevklerine dört elle sarilmanin, budalaliktan baska bir açiklamasi olamaz zira.
Mülk suresinin baslarinda, içinde “ölümü ve hayati yaratan” ifadeleri geçen ayet ne kadar düsündürücü. Ölümün hayattan önce zikredilmesi ne kadar ince. Yani bu dünyada hayat yok, asil hayat ölümden sonra basliyor. Burasi yurdumuz degil. Oysa biliyoruz ki ölümün en büyük habercisi hayattir ve olmazsa olmaz sarti da dogmaktir. Dogduysak ve yasiyorsak, kaçis yok, ölecegiz! Aslinda ölecegimizi, ondan kaçamayacagimizi biliyoruz ama bana öyle geliyor ki buna inanmiyoruz. Aklimizin kabul ettigine kalbimiz inanmak istemiyor. Bilmek ve inanmak baska sey çünkü...
Sunu aklimizda tutalim: Ölüm ceza degil, hayat da mükafat degildir. Hatta bazen insan, hayatla cezalandirilip ölümle ödüllendirilebilir. Ikisi de bir yüce takdir meselesidir. Hayri ve serri biz bilemeyiz, ancak Allah bilir.
Unutmayalim ki; hesap g ünü yaklasiyor, ölüm bir nefes uzaklikta. Hatta o kadar bile degil... Uzun planlar yapmaya vakit yok, kirli hesaplar yapmaya gerek yok. Dünya iste, hepi-topu bir kaç gün. Hiç kimseye isini bitirme firsati vermedi bugüne kadar, bundan sonra da vermeyecek. Zaten burada isler de bitmez hiçbir zaman. Bin yil ömrümüz olsa yine eksik bir seyler kalacaktir. Yeryüzünü bütün genisligine ragmen baskasina dar kilan, dünyayi cehenneme çeviren insana bir ölüm ve ahiret suuru lazim. Kadinlari, çocuklari, hayvanlari katleden, çevreyi mahveden zalim insana ölümden sonrasini hatirlatmak lazim. Çünkü insanin vahsiligini ancak ahiret suuru ve hesap inanci durdurabilir.
Su da var: Ahiret inanci bir müminin en güçlü motivasyonudur. Fanilik duygusu, büyük bildigimiz sikintilari küçültür, basit hale getirir. Ölüm suuru, her zaman önümüzde daha önemli bir meselenin varligini haber verir, rahatlatir. Karamsarliga lüzum yok yani, büyük bir gün var önümüzde nihayet.
Vefat eden dostlarimizin ardindan keske deriz, üzmeseydim, arada bir selam verseydim, hatirini sorsaydim. Oysa hayatta olan dostlarimiz var ve onlar da ölecek elbette. Belki de biz ölürüz önce, kim bilir. Öyleyse selamlasalim, helalleselim, hesaplari ahirete birakmayalim.
Söyledigimiz her söz son sözümüz, yaptigimiz her is son isimiz; bugün son günümüz, su namaz son namazimiz olabilir. Belki bu son bakisimiz, su son lokmamizdir. Yani her karsilasma bir vedadir aslinda. Emanetçiyiz. Hiçbir seyin sahibi ve hakimi degiliz. Ölecegiz ya Hu, ölecegiz iste. Çok sükür, bin sükür!

Sizden uzak oldugu için yararli olan, sizlerle bulusmak için...

Insanin bu dünyadaki yolculugu hem uzun hem de engebeli, inisli-çikisli yani mesekkatlidir....

Ilim ve Irfan dergisinin Haziran sayisi ezan dosyasiyla çikti....

IRFAN BASIM YAYIN DAGITIM SAN. VE TIC. LTD. STI.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / Istanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016