ILIM VE IRFAN | Mart | 2021 | DIGER YAZILAR
Iki Kutlu Gece: Miraç ve Berat kandili
Prof. Dr. Kadir Özköse

Recep ayinin 27. gecesi Miraç kandilidir. Rabbimiz, miraç mucizesiyle en zor zamaninda Peygamber Efendimize manevi takviyede bulunmustur. Gerçek anlamda miraci tanimak onu yasamakla mümkündür. Miraç mucizesi, tüm davetçiler için de bir manevi takviye sebebidir. Miraç, Rabbimizin zor zamanlarda Hak yolunda olanlari yardimsiz ve desteksiz birakmayacagina isaret etmektedir. Miraç mucizesinin anlam boyutu kadar Mekke’deki Mescid-i Haram ve Kudüs’teki Mescid-i Aksa da bir o kadar ehemmiyetlidir. Peygamber Efendimizin miraç duragi olan Mescid- iAksa’ya sahip çikmak miracin hakkini vermektir. Filistin’in, Mescid- i Aksa’nin, Haceru’l-Muallak’in, Tur-i Sina’nin, Hazret-i Davud ve Hazret-i Süleyman’in emanetlerine sahip çikmak ümmetin serefidir. Miraç gecesi, Hazret-i Ömer ve Selahaddin Eyyübi’nin sesini, kiyamini ve iradesini yeniden tecelli kilmanin adidir. Miraç gecesinde Müslümanlarin tevhid hassasiyetlerini gözden geçirmesi, kiyama kalkmasi, dirilise ermesi, emanetlerine sahip çikmasi, esir haldeki Mescid-i Aksa’yi özgürlügüne kavusturmasi miracin hakkini vermeleridir. Miraç mucizesiyle Rabbimizin sonsuz kudretine ve tarifsiz gücüne sahit olmaktayiz. O (cc), yüce kudretiyle olmazlari oldurmakta ve her seye kadir oldugunu beyan etmektedir. Miraç mucizesi hiçbir besere nasip olmamis mübarek ve emsalsiz bir olaydir. Miraç mucizesinde Allah Teala ayetlerinden bir kismini Peygamber Efendimize göstermek istemistir. Peygamberimiz ilme’l-yakin olarak anlattiklarini bu gece ayne’l-yakin ve hakka’l-yakin olarak görmüstür. Allah’in kainata gösterdigi ayetlerin gözdesi bu gece Peygamber Efendimiz olmustur. Tüm yaratilmislar tüm varliklarin sevgilisi olan Peygamber Efendimizin cemalini görmek istemisler ve Rabbimiz de O’nu (sas) hepsine göstermistir. Miraç gecesinde Peygamber Efendimizin gögsü yarilmis, kalbi zemzemle yikanmis, kalbi iman nuru ve maneviyatla doldurulmustur. Maddeten ve manen yolculuga hazirlanmis ve bu hadise sadece Peygamber Efendimize has kilinmistir. Peygamber Efendimiz meleklerin bile geçemedigi sidre-i müntehadan da ötelere geçmistir. Miraç dönüsü müsriklerin sorularina karsilik Allah Teala Kudüs ile Peygamberimizin arasindaki mesafeyi kaldirmis ve O (sas) bütün sorulara bakarak cevap vermistir. Miraç gecesi bize Allah’in sevdigi kulunun gören gözü, tutan eli, yürüyen ayagi oldugunu göstermektedir. Insana kainattaki Ilahi tecellilerin büyüklügünü göstermekte ve Hak âsiklarinin bu büyüklügü müsahede ettiklerinde Allahu Ekber diyerek Hakk’a teslim olduklarini ögretmektedir.

Psikoloji, Tasavvufun Yerine mi Talip?
Dr. Abdullah Taha Orhan

Psikoloji ve tasavvuf arasinda çok kabaca yaptigimiz bu mukayeseyi, buraya kadar yazdiklarimizi niye söyledik peki? Sundan: Aralik 2020 sayisinda (s. 32-33) Dr. Ahmet Murat Özel hocamizin bu derginin sayfalarina tasidigi bir meseleye yeniden vurgu yapabilmek için. Evet, güncel terapi dizilerinden bahsediyoruz. Milyonlarca insanin izledigi, reyting rekorlari kiran, her bölümü bir hatta birkaç sinema filmi uzunlugunda olsa da insanlarin izlemekten sikilmadigi dizilerden. Bu diziler genellikle klinik psikoloji/psikoterapinin tecrübeleri üzerine insa olunuyor. Bu disiplin içinde pek çok farkli hatta bazen birbirine zit ekolden de söz etmek mümkün. Misal, A dizisinde varolusçu-psikanalitik psikoterapi yapilirken, B dizisinde psikodinamik psikoterapi yapiliyor. Isin teorik arka planini bilmeyen bizler içinse bunlar zaten çok da anlam ifade etmiyor, biz daha çok olay örgüsüne bakiyoruz. Neden izliyoruz bu dizileri? Muhakkak kendimizden, çevremizden bir seyler buluyoruz. Insana dair anlatilar oldugundan ekrandaki, aynisi olmasa da mutlaka benzerlerini kendi hayatlarimizda bulabiliyoruz. Bu bize bir anlasilma duygusu bahsediyor, normal sartlarda maddi olarak güç yetiremeyecegimiz terapistlerin seanslarina ücretsiz katilmis, onlarin bilgisinden/bilgeliginden istifade etmis oluyoruz. Her birimiz patolojik anlamda hasta olmasak da neticede duygularimizin yönetiminde mutlak anlamda basarili oldugumuz söylenemez; bu yüzden de az çok duygusal rahatsizliklar hepimizde muhakkak olacaktir. Insan olmanin geregidir bu. Bu nedenle olsa gerek, kendimizi ekranda terapistin karsisinda kendi hikayesini anlatan kisinin yerine koymakta bir beis görmeyiz.

Islerimiz Allah ile Anlam ve Deger Bulur
Dr. Mona Islam Tufan

Islerimiz Allah’a dönük oldukça, günese dönük çiçekler gibi serpiliyorlar, agaçlar gibi meyve veriyorlar. Bu da onlarin neticelerini hem bu dünyada hem ahirette görecegimiz anlamina geliyor. Hikmet, islerin yüzünü Allah’a döndürmekten söz ettiginde, bu bir kisim islerimizin de terk edilecekler zümresinden oldugu anlamini tasiyor. Onun için O’nun rizasina uymayan isler yapamayiz elbette. Bu düsünüs tarzi is çoklugumuza otomatik bir ayiklama getiriyor. Ayrica isleri önem sirasina koyarken de Rabbimize gidecekleri siraya koydugumuzu fark ediyoruz. Bu da bir isler hiyerarsisi doguruyor. Hepsinden öte, her bir isi yaparken, O’nun için olan her seyde, biz de O’nun için oluyor ve dönüsüyoruz. Her O’nun için oldugumuzda tekamül basamaklarimizda bir kademe daha yükselmis oluyoruz. Hikmet söyle devam ediyor: “Yaratilmislarla ugrasip Yaratici’dan gaflet eden ise bayagi his erbabidir, degirmenin dönmesi için kullanilan hayvan gibidir. Abidlerin ibadetleri de yaratilmislardan sayilir. Amelleri Hakk’in veçhi gözetilmeyerek yapilirsa, halki görmekle karisik olursa bu ibadetler de yaratilmislarda gezip dolasmaktan ibaret olur, seriatça kötü sayilir. Eger ameller nefs mücahedesiyle riyadan temiz ve yalniz Ilahi mükafat kasti ve ahirette derecelere erismek niyetiyle islenirse seriatça makbuldür ama arifler katinda kötülenmistir. Çünkü özel istekler de yaratilmislardan sayili -bizim sahsi makam ve cennet nimeti isteklerimiz- yaratilmislar her ne kadar güzel ameller gibi nur gözükse de genellikle agyar demektir.”

Yüzdeki Göz Izi
Kamil Yesil

Menkibe bize sunlari söylüyor: 1. En çok sevdiginiz seylerden infak ediniz, hediye ediniz. 2. En çok sevdiginizi iddia ettiginiz kisilere o sevgiye yakisir hediyeler veriniz. 3. Mühim olan kesret degil, keyfiyettir. Çogalmakta tek basina keramet, müspetlik yoktur. Armut agacinin bütün usaresini, letafetini, tadini, rengini verdigi üç armut bundan dolayi onlarca ecis bücüs armuttan yegdir. Bilirsiniz, pazar esnafinin bazisi hilekar olur. Torbaya bol bol doldurur. Eve gelir bakarsiniz, aldiginiz meyvenin, sebzenin üçte ikisi çürük, ezik, bozuktur. Ucuz deyip bu kadar agir yükü eve tasiyacagima, biraz pahali olsa da iyisi olsaydi diye hayiflanirsiniz. Haci Bayram Veli Hazretlerinin menabikinda oldugu gibi, dillerde binlerce mürit vardir ve fakat is fedakarliga, zorluga geldi mi bir buçuk müride düsüverir.

El- Cebbar (cc)
Ahmet Edip Basaran

Imam Gazzali Hazretleri el-Cebbar ismini serh ederken, Cenab-i Hakk’in güç ve azametine dair bir atif yapar. O, öyle bir varliktir ki, diledigini cebir yoluyla herkeste icra edebilir. Hiç kimse O’na bir sey yapamaz. Hiç kimse O’nun elinden -kudretinden- kurtulamaz. Bütün eller O’nun karsisinda acizdir. Kayitsiz sartsiz mutlak Cebbar hiç süphe yok ki, Allah’tir. O herkese cebreder, hiç kimse O’na cebredemez. Bu hususta hiç kimse O’na es olamaz. Diledigini yaptirmaya gücü ve kudreti olan sadece Cenab-i Hak’tir. Kainattaki Ilahi ahenk, bu dilemenin ve kudretin mazhariyetleriyle kaimdir. Her sey O’nun rizasi ve dilemesiyle gerçeklesir. Insan disindaki varliklara baktigimizda hepsi O’nun emir ve rizasiyla hareket etmektedir. Mevsimler hiç sasmaz, günes ve ay kendi yörüngelerinde durmaksizin döner. Kainata ibret nazariyla baktigimizda el-Cebbar ism-i serifinin tecellilerini görürüz.

Kalp Çigliklari
(Menakibü’l-Kulûb)
M. Nezihi Pesen

Çoktan ölmüstük. Hadi çikalim, dedi bilmeden bunu biri. Nereye, dedi, yüzü gözü tayin edilmis günden beri görünmezlige gömülmüs olan. Digerleri sanki farkliymis da tasvirci bilgiç kendini tutamamis oldu. Oldu mu? Beyhudelige çarpip kiriliyor her ihtimal. Kalkmak için ikindilar. Çikmak için davrandilar. (Davrandilar canlilara has bir eylem degil mi?) Evet. Ikindilar ama davranamadilar. Aslinda sadece bu halden siyrilmayi düsündüler, istediler. Içlerini durmaksizin altüst eden o sey her seylerinden daha baskin ve gerçekti. Tek gerçek oydu. Onlari bir kötü halden daha berbat hale düsüren sey. Yine de kurtulmak arzusu gelip yakalayiveriyordu onlari bu iskencenin bir parçasi olarak. Akillari baslarinda miydi hâlâ? Öyleyse burasi cehennem. Burada geçmisin azabi da kendini yenileyerek perisan etmeye devam ediyor. Kesintisiz bir azap. Sefihler ve sefiller. Esfel-i safilinler. Düsmüsler en dibe. Çok katli asagilarda kisim kisim insan. Insan olmaktan pismanlar. Insan olamamaktan. Düserek hayvandan da asagi derekelere. En uzun gece. En karanlik. En muazzep. Bitimsiz. Uzun yanlis söylendi. Ebedi azap mi? Aman Allah’im, el aman imdat imdat, affet affet affet!

Bizden Geriye Ne Kalacak?
Gökhan Ergür

Insan, yaratilmislar içerisinde en hayirlisidir, inancimiz budur; ayrica hepimiz özeliz ve kiymetliyiz ama bu kiymet, ötekine faydali oldukça, ötekini düsündükçe bir anlam ifade ediyor. Çünkü insan var olusunun temeli sosyallige dayanir, tabiatimiz bireyselligi degil toplumsal bir yasami arzular ve önceler. Sadece kendisi için yasayan, kendisine yatirim yapan insanlarin bir müddet sonra bosluga düsmelerinin ve hayattan soyutlanmalarinin nedeni tabiatlarina uygun olmayan bir yasam modeli gelistirmelerinden kaynaklanmaktadir. Sunu bir düsünün: Bu dünyadan göç eden birinin ardindan; basarili bir doktordu, zeki bir mühendisti, çok para kazanmisti gibi cümleleri mi kullaniyoruz yoksa; iyi bir insandi, hayirseverdi, yetime, garibana hep el uzatirdi gibi cümleler mi? Elbette iyi bir insandi diyoruz çünkü bizden geriye mesleki basarimiz, dünyadaki konumumuz ya da biriktirdigimiz servet kalmiyor; geriye kalan tek sey yaptigimiz iyilikler ve sifa için dokundugumuz kalpler. Bizi bu dünyada iyi kilan sey ise ötekiyle kurdugumuz saglikli iliski ve gönül bagidir. Yani dünyada iyilerden olmak ve iyilerle hatirlanmak için Cahit Zarifoglu’nun, “Bir kalbiniz vardir onu taniyiniz.” önerisini dikkate almamiz gerekiyor. Dünya macerasi sonlu bir yolculuk. Kesin olan tek bir sey var: Hepimiz ölecegiz. Bu kesin sonuçlarla beraber bize düsen en önemli vazife ise iyi biri olarak bu dünyadan geçmek ve gerçek yurdumuzda iyilerin sancagi altinda toplanabilmektir. Gayretimizin ve akibetimizin bu olmasi duasiyla.

Sizden uzak oldugu için yararli olan, sizlerle bulusmak için...

Insanin bu dünyadaki yolculugu hem uzun hem de engebeli, inisli-çikisli yani mesekkatlidir....

Ilim ve Irfan dergisinin Haziran sayisi ezan dosyasiyla çikti....

IRFAN BASIM YAYIN DAGITIM SAN. VE TIC. LTD. STI.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / Istanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016