PROF. DR. ALİ AKPINAR | Temmuz | 2020 | KÖŞELER
Şu sınav dünyasına, imtihan için geldik. İmtihanın yerini, süresini, sorularını yüce Rabbimiz belirliyor. O (cc), hiç kimseye gücünün yetmeyeceği şeyleri yüklemiyor, cevaplayamayacağı soruları sormuyor. Dolayısıyla hiçbir kimsenin beni niçin şu zamanda, şu mekanda, şu kadar sürede, şu sorularla sınadın deme hakkı yoktur. Herkese düşen tâbi tutulduğu sınavda başarılı olmak için gayret etmektir. Zaten Müslüman, içerisinde bulunduğu her hali hayra dönüştürmesini bilen kimsedir. Bir hadislerinde Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Mü’minin işine şaşılır zira onun her hali, her işi hayırdır. Bu durum yalnızca mü’min için söz konusudur. Şöyle ki mü’min bir nimete erer, şükreder, bu onun için hayır olur. Bir bela ile karşılaşır, sabreder, bu da onun için hayır olur.” (Müslim, Darimi, Ahmed)
Buna göre bizler, her zaman ve şartta, her yer ve ortamda yüce Yaratıcı’nın kuluyuz ve O’na (cc), O’nun (cc) yasalarına bağlıyız. Yalnızca darda zorda kaldığımızda değil, her an ve her şartta O’na (cc) aidiz, O’nun (cc) gözetimi altındayız. Mü’min, günlük olarak yaşadıklarını/adetlerini ibadetlere dönüştürmesini bilen kimsedir. Nitekim bir ayette bu durum şöyle açıklanmıştır: “Onlar ayaktayken, otururken, yan yatarken Allah’ı anarlar.” (Al-i İmran, 191) Zaten insanın üç hali vardır. O, ya ayakta bir eylemin içerisindedir ya oturmaktadır yahut da yanı üzere yatmaktadır. İman adamı, her üç halinde yüce Rabbinin huzurunda olduğunun bilincinde, O’nu (cc) hatırlayarak, diliyle ve haliyle O’nu (cc) anarak bu üç halini/yani her halini anlamlı hale getiren kimsedir.
Bir hadislerinde Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Kıyamet kopuyorken bile sizden birinizin elinde bir fide varsa, onu diksin!” (Ahmed, Müsned, III, 191; Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, IV, 63) Ufuk Peygamberinin bu yönlendirmesi bize en kritik anda bile hayattan kopmamayı, ümitsizliğe düşmemeyi, her zaman ve her şartta yeşili-çevreyi korumayı, hayırlı nesiller yetiştirmeyi, kimseyi dışlamadan herkesin hidayeti için koşturmayı öğretiyor. Şimdi bir düşünelim, kıyamet kopmakta ve elimizde bir fidan bulunmakta. O fidanı diksek de kıyamet kopacak ve fidanın yaşaması mümkün olmayacak, kimseye de bir yararı olmayacak. Ama mü’min olarak biz, bize düşeni yapmış olarak Rabbimizin huzuruna gitmiş olacağız. Zira mü’min, hayırlı bir işte yorulan ve bir başka hayırlı işe doğrulan, hep hayırlı işlerde yorulup dinlenen kimsedir. Önemli olan, ölüm meleğinin bizi hayır bir eylemin içerisinde bulmasıdır. “Gerçek mü’min, cennete girene kadar hayır dinlemeye/hayır işlemeye doymaz.” (Tirmizi)

(Yazının tamamı derginin Temmuz, 2020 sayısında.)

Ben fakir bir kul olarak, Şeyh Hazretlerinin adap ve ilkelerine...

Önce şu temel ilkeyi koyalım: Allah Teala niyetlere bakar ama insanlara da eylemlerimiz dokunur....

İlim ve İrfan dergisinin Temmuz, 2020 sayısı (sayı: 95) "Kalbin ameli olarak niyet" dosyasıyla çıktı....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016