SAADETTİN ACAR | Mayıs | 2020 | BAŞLARKEN
Ramazan-ı şerifi bu yıl çok buruk ve hüzünle karşılıyoruz. Sadece kişisel tarihimizde değil, okumalarımızdan ve duyduklarımızdan anlıyoruz ki dünyada tüm tarih boyunca bundan daha hüzünlü ve buruk bir Ramazan ayı yaşanmamış. Bu yıl, hayatın tüm alanlarına nüfuz eden o Ramazan coşkusundan, neşesinden mahrumuz maalesef. Camilerimiz sessiz ve bomboş. Sokaklara, çarşılara taşan Ramazan heyecanından eser yok. Bu durum, aslında Ramazan’ın ne büyük bir nimet olduğunu da hatırlatmış oluyor bize. Ve bu aynı zamanda, Ramazan-ı şerif üzerine yeniden tefekkür etmek, onun ne büyük bir nimet olduğunu yeniden hatırlamak için bir imkan da sunuyor bize.
***
Ramazan-ı şerif ayında, tüm İslam ülkelerinde gözle görülür bir canlanma, bir coşku yaşanır daima. Hayat adeta onarılır, yenilenir bu ayda. Bu, Ramazan ayının gücü ve bereketidir. İslam, bu ayda hayata yeniden ve tartışmasız bir şekilde damgasını vurur. Sokaklar, caddeler Ramazan ayıyla birlikte bambaşka bir çehreye bürünür. Camiler, minareler bir gelinlik giymişçesine süslenir. Bu yıl mahrum kaldığımız da tam olarak budur. Yoksunluğunu yaşadığımız, bu Ramazan coşkusu ve heyecanıdır. Öyleyse neyi kaybettiğimizi hatırlayalım. Hatırlayalım ki, Allah’ın bu büyük ikramı için, bu “Samanyolundaki ziyafet” için daha çok şükredelim, hamd edelim. Zira insan nimetin içindeyken çoğu kez onu fark etmez, görmez. Çünkü alışır ona. Ancak mahrum kaldığında anlar; değerini, önemini.
***
Müslümanın hayatı tekdüze değildir; renklidir, hareketlidir. Bir yıl içinde birçok farklı duruma muhatap olur o. Oruçla dirilir, namazla alelade olana meydan okur, zekatla piyasanın genel geçer kurallarını elinin tersiyle iter, hacla dünyaya sırtını döner. Bu yönüyle ibadetler hayatın tekdüzeliğine, aleladeliğine bir müdahaledir. Dünyayla gereğinden fazla meşgul olan insana, ibadetler marifetiyle bir öze, fıtrata dönüş kapısı ve imkanı açılır zira. İşte Ramazan-ı şerife, onun ikram ve güzelliklerine bir de buradan bakmak gerekir. Her yıl bir ay boyunca olağan-dışı/ üstü bir hayatın içine çekiliriz. Bu ayda, her zaman bize helal olanlar bile yasaklanır. Maddeyle yeni bir ilişki biçimi başlar aramızda.
***
Modern hayat insanlardan bir şeyi alırken, bir şeyler de veriyor aynı zamanda. Yani boşluk bırakmamaya çalışıyor. Hem tabiat da boşluk kaldırmıyor zaten. Dolayısıyla eskiye ait olan ve hayatımızdan çıkarılan her değerin yerine, bize kutsal olarak belletilmiş bazı başkaca şeyler ikame ediliyor. Bunlar eskiyi, değerli ve önemli olanı hatırlatmamak üzerine kurgulanmış malayani türünden oyun ve eğlencelerdir. Gereksiz, faydasız ve anlamsız uğraşlar. Bu sebeple modern hayat Müslümanın nefes alanını daima daraltır. Onu gitgide bir köşeye sıkıştırır. Ama bu durum oruç ve namaz gibi ibadetler için geçerli değildir. Çünkü onların temas ettiği alan modern hayatın alt edebileceği, yerine alternatif önerebileceği bir alan değildir. Çünkü onun en büyük sermayesi ve dayanağı olan aklın (rasyonelitenin) bu ibadetlerin doldurduğu alanlara karşı önerebileceği, yerine ikame edebileceği hiçbir şey yoktur. Öyle bir yeri kaplarlar ki bu ibadetler, onların dışında hiçbir şey dolduramaz o boşluğu. Bu yönüyle ibadetler modern hayatın dayattığı formlara, yaşama biçimlerine bir meydan okumadır. Onu aciz ve çaresiz bırakan bir meydan okuma. Bize hastır o alanlar çünkü, kirlenmemiştir. Orası dokunulmaz, ulaşılmaz mahrem alanlarımızdır. Oraya beşeri hiçbir güç nüfuz edemez. Modern hayatın o alana dair önerebileceği hiçbir şey olmadığı için orada şaşkınlık yaşıyor. Orası yabancısı olduğu metafizik bir alandır. İşte bu şekilde ibadetlerde ve ibadetlerle korunmuş oluruz aslında. Her türlü tasalluttan kaçıp sığındığımız, zihni ve fikri anlamda güvende olduğumuz korunmuş alanlar inşa ederiz. İşte Ramazan-ı şerif bu yönüyle her birimiz için bir sığınak, bir kaçış yeri, bir soluklanma ve toparlanma imkanıdır.
***
Her otuz beş yılda bir tüm yılı oruçla turlamış olur bir mümin. Çünkü Ramazan ayı her yıl, bir öncekine göre on gün erken başlar. Böylelikle otuz beş yılda, yılın tüm günleri oruçla tanışmış oluyor. En uzun ve en kısa günlerde, en sıcak ve en soğuk günlerde açlıkla, susuzlukla imtihan edilir mümin. Bu şekilde ortalama bir insan ömründe yılın tüm günlerine orucun ruhu, bereketi, feyiz ve maneviyatı sirayet eder. ***
Yaşadığımız bu zor günlerin en kısa zamanda geçmesi en büyük duamız ve niyazımızdır. Ramazan-ı şerif hürmetine bunu Rabbü’l-alemin’den diliyoruz. Allah Teala, bu musibetten dersler alarak, bu zor imtihanı bir imkana ve nimete dönüştürerek atlatmayı hepimize nasip etsin. Bilelim ki musibetler Allah’ın imtihanıdır ve yaşadığımız sürece de bu imtihanlar sürecektir. O sebeple her an uyanık olmalı ve imtihanın devam ettiği bilinciyle hayatımızı sürdürmeliyiz.
Bu vesileyle Ramazan-ı şerifinizi tebrik ediyor, Rabbimizden bizi güzel günlere, sevinçli zamanlara eriştirmesini diliyoruz.

Muhterem Müslümanlar; rivayet edildiğine göre Hazret-i Peygamber günün birinde ashabıyla birlikte oturuyorken onlara sorar:...

İnsanoğlu güvenlik içinde yaşamak ister. Bu çok temel ve zaruri bir ihtiyaçtır....

İlim ve irfan dergisinin 97. sayısı zulüm dosyasıyla çıktı. Dergi bu sayıyla birlikte 9. yılına girdi....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016