SAADETTİN ACAR | Mart | 2020 | BAŞLARKEN
Dergimizin bu sayısında çok önemli bir meseleyi dosya konusu olarak belirledik. Başlığımız “Emir bi’l-maruf nehiy ani’l-münker”. Müslümanın nefes alıp verdiği sürece bu noktadaki mesuliyeti devam edecektir kuşkusuz. Biz de dergimizin bu sayısında bu hayati vazifeleri kendi açımızdan gündeme getirmeye ve kardeşlerimize de hatırlatmaya niyet ettik. Bu ayki yazımızda, yayınlanan eski bir yazımızdan da istifade ederek, özellikle “maruf” kavramı üzerinde durmak ve bu derin ve güçlü kavramın kökenine dair bazı tespitlerde bulunmak istiyoruz.
***

Kur’an-ı Kerim meallerinde genellikle iyilik diye çevriliyor ‘maruf’. Eksik, dahası yanlış bir çeviri. ‘Emir bi’l-maruf’u ‘iyiliği emretme’ diye çevirmek de, bana kalırsa kolaycılıktır. Ya da ezberciliktir en hafif tabiriyle. Veya bir klişedir, gidiyor. Öyle ya bu yaklaşımın bizi götüreceği nokta şu olacak: Maruf iyilik, ihsan iyilik, birr iyilik, ikram iyilik, lütuf iyilik… (Gerçiashabu’l-yemin’deki yemini söz, vaat diye çevirenleri gördükten sonra bu hafif kalıyor ya, neyse, konumuz tercüme cinayetlerini konu etmiyoruz.)
Şurası da önemli: Maruf, kavram olarak ne kadar bize aitse bunu iyilik diye yuvarladığımızda o kadar orta malı ve sahipsiz bir şeye dönüşüyor. Bir de ‘nehiy ani’l-münker’ var tabi, onu da ‘kötülüğü yasaklama’ diye çeviriyoruz çoğunlukla. Hâlbuki ‘maruf’un karşıtı olarak kullanılan ‘münker’ de kötülükle sınırlandırılamayacak kadar geniş bir kavramdır.
Peki nedir ‘maruf’ öyleyse?
Maruf, içinde iyiliği de barındıran ama çok daha geniş ve zengin bir anlam dünyasına sahip olan bir kelime. Kavramımızın bilme, tanıma ile ciddi bir yakınlığı ve akrabalığı var.
Bir yönüyle toplumun ortak aklıdır maruf, üzerinde ittifak edilen davranış ve düşüncelerdir. Temel referanslarla ve külli ilkelerle çelişmediği sürece bu anlamıyla da maruf, hukukun ana ilkelerinden birisidir. Zaten bu çerçevede kaldığı sürece ‘örfe uygunluk’ da emredilmiştir.
Dolayısıyla marufun, bilinen, geniş halk topluluklarınca -onaylanan anlamında- tanınan bir yönü var. Ve de yaşayan. Maruf toplumun, tarihinden alıp bugüne taşıdığı meşru bir damardır. Bu yönüyle kavramımız, kökdaşı olan ‘örf’e çıkar. Bu durumda münkerin de bilinmeyen -toplumca onaylanmayan anlamındaki- tanınmayanla açıklanması gerekir. En azından bu yol takip edilerek kavrama yaklaşmak lazım. Bana kalırsa, maruf kavram olarak bizi geleneğe davet eder (burada, hangi gelenek, sorusu önemlidir tabii) ve yeni diye takdim edilen her şeye karşı dikkatli, en azından ihtiyatlı olmaya çağırır. Direnme değil, tümden reddetme asla değil, şüphe payını bırakma sadece. Zaten marufun sınırlarının belli ve kesinleştirilmemiş / keskinleştirilmemiş olması da farklı zaman ve mekânlarda farklı değerlerin olabileceğine işarettir ki bu da her halükârda bizi yenilenmeye götürür. Şüpheyle karşılanması gereken ‘yeni’nin de bu olmadığı açıktır.
***

Bir kökten türeyen tüm kavramlar arasında, derinlerde, akrabalıktan doğan bir bağ vardır. Bu kavramlar özgünleşip kendi özel anlamlarına kavuştuklarında da kökleriyle ilişkilerini şöyle ya da böyle devam ettirirler. Bu anlamda a-r-f kökünün tüm türevleri de birbiriyle çelişmeyen ve birbirini güçlendiren yapıdadırlar. Marifet, irfan, maarif, arif ve diğerlerinin, özel kavramsal (ıstılahi) karşılıkları olmasına rağmen, kök anlamları olan ‘bilme, tanıma’ ile ilişkileri kesilmemiştir. Marufun marifet ile akrabalığı, onun aşkınlığa kapı aralamasını sağlarken, asla kültür diye çevrilemeyecek olan irfanla ilişkisi ise bizi bir medeniyet meselesiyle yüzleştirir. Eğitim diyerek kuşa çevirdiğimiz maarifle akrabalığı ise bize bambaşka bir dünyanın kapısını aralar.
Eğer kökleri bir anne kabul edersek, a-r-f kökü için “analar ne kavramlar doğurmuş” demek gerekebilir. Çünkü bu batından irfan, marifet, maruf, maarif, örf, tarif, arif, arefe (arife), araf gibi her biri başka bir dünyaya açılan kavramlar çıkmış ki bu da her köke nasip olacak bir zenginlik değildir.
(Buraya meraklı kardeşlerimiz için küçük bir not düşelim: Bu gibi konularda çok önemli çalışmalar yapan merhum Şakir Kocabaş Hoca’nın eserleri, özellikle İslam’da Gerçeklik Kavramı kitabı, muhakkak başvurulması gereken temel bir eserdir.)

Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun....

Bu yıl mübarek ramazan ayını buruk bir ruh haliyle idrak ettik....

İlim ve İrfan dergisinin Haziran sayısı (sayı: 94) Allah'a kul olabilmek dosyasıyla çıktı....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016