İLİM VE İRFAN | Nisan | 2019 | AYIN KONUSU
ASLI ASTARI OLMAYAN DÜNYA

Sonda da söylenebilecek bir kıymetli şiiri en başta analım: “Kim umar senden vefayı/ Yalan dünya değil misin?/ Muhammed-i Mustafa’yı/ Alan dünya değil misin?” Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri bu şiiriyle dünyaya metelik vermediğini, onun oyunlarına, hilelerine, aldatmalarına kanmadığını, bizim de kanmamamız gerektiğini dile getirmiyor mu?
Evine televizyon aldıktan sonra, “Damadım almış, hem hocam, ne olur yani, kötü bir şey çıkarsa kapatırsın, değil mi?” diye cevaz almaya çalışan kimseye, Zahid Kotku Hazretleri, “Kolay mı kapatmak, evliya bileği lazım onun için.” demiştir. Dünyaya karşı hepimize bir evliya bileği lazım. Bunca imkan, bunca güç, bunca haz, bunca gösteriş aklımızı başımızdan almıyor mu? Hem bileğimiz hem yüreğimiz sağlam olmadıkça kendimizi kaptırmamak; dünyanın yalanlarına dolanlarına, oyunlarına hilelerine kanmamak elde mi?
Bizler imkan ve imtihan dünyasındayız. Dünya, ahirete en yakın yerdir. Bu yakınlık, bizim ömrümüzdür. İmkanları, malı-mülkü, aileyi, evladı, refahı, serveti bize lütfedenin emri üzerine mi kullanacağız yoksa imtihanı unutup bir oyunun içinde mi kaybolacağız? Dünya ilk, ahiret sondur. Dünya han, ahiret duraktır. İlk yerde bizden bir hazırlık istenir; sonsuzluğun hazırlığı.
Bu dünyada nasibimiz buraya yetecek kadar olmalı, ahiret için ise oraya yetecek kadar amel biriktirmeliyiz. Tabii, amellere de değil rahman ve rahim olan Rabbimizin lütuf ve keremine sığınacağız.
Dünya malı dünyada kalır. Ahirete giden kalplerimiz ve amellerimizdir. Bir denge tutturmadıkça, hesap kitap yapmadıkça bu işin içinden çıkamayız. Hesabı, burası için değil orası için, ilk için değil son için yapmalıyız.
Sabreden fakir ve şükreden zengin meselesi bir soru olarak akıllara gelmektedir; cevap da zaten buradadır. Fakirin sabrı da zenginin şükrü de makbuldür. Allah dostları, parayı kalbe değil kasaya koymayı, o kasayı da fakir fukara ve ihtiyaç sahipleri için harcamayı kendilerine bir düstur edinmişlerdir. Onların bilekleri de yürekleri de bu sebeple bükülmez; güçlüdür. Biz de, o yolda olalım, niyetimiz bu olsun.
Ebu Serrac, el-Lüma adlı kıymetli eserinde, Resulullah Efendimizi şöyle anlatıyor: “Peygamberimiz zenginlik arzulamaz ve fakirlikten de korkmazdı. Bir ay iki ay geçtiği olurdu ki, hanesinde yemek için ateş yanmazdı. Yiyecekleri hurma ve sudan ibaretti. Yemeğini yer üstünde oturarak yerdi. Fakirlerle oturup kalkar, çarşı-pazarda halkın arasında dolaşırdı. Asla tek başına yemek yememiştir. Resulullah Efendimiz şöyle buyurmuştur: Dünya bana arz olundu da ben yüz çevirdim. (Tirmizi, Zühd, 35)”
Evliyanın bileği de yüreği de, adım adım takip ettikleri Resulullah Efendimizden almaktadır gücünü.
Biz de dosyamızda, dünya nedir, sorusuna cevap aradık. Birlikte, bulanlardan olmamız duasıyla, sizi dosyamızla başbaşa bırakıyoruz.

DÜNYA NEDİR, NE DEĞİLDİR?
PROF. DR. SÜLEYMAN ULUDAĞ

Din-dünya ayrımı dinler tarihinin ve sosyal bilimlerin önemli meselelerinden biridir. Böyle bir ayrımın hiçbir şekilde yapılamayacağını savunanlar yanında ayrım yapmanın lüzum ve faydasından, laisizmden ve sekülerizmden bahsedenler de çoktur. Bu yazının konusu, bu meseleyi erken dönem İslam düşüncesi çerçevesinde ele almaktır. Din-dünya kavramları iç içe geçmiş iki temel kavramdır. Kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde bu iki kavram da bu şekilde ortaya konmuş, İslam’ın ilk asırlarında İslami ilimlerin gelişme sürecinde de genellikle mesele böyle görülmüştür. Bununla beraber bu dönemde bu iki kavramla ilgili olarak oldukça geniş ve ayrıntılı açıklamalar yapılmış, aynı husus daha başka terimlerle de açıklanmaya çalışılmıştır: Dar-ı dünya/dar-ı ahiret. Dünya-ahiret gibi.
Dünya-ahiret ayrımı iki farklı âlem ayrımını da kaçınılmaz olarak beraberinde getirmiştir: Fani-baki âlem, hakiki-yalancı âlem, ebedi-geçici âlem, cismani-ruhani âlem, maddi-manevi âlem, zulmani-nurani (karanlık-aydınlık) âlem, şehadet-gaib âlemi.
Söz konusu ayrımlar varlık -vücud- konusunda da devam etmiştir: Kadim-hadis varlık, yaratan-yaratılan varlık, başka bir şeye dayanmadan ve muhtaç olmadan kendi başına var olan ve varlığı devam eden (bizatihi-lizatihi var olan) varlık, kendi başına var olan (vacibü’l-vücud), kendi kendine var olmayan ve varlığı vacibü’l-vücuda dayanan mümkün (zorunlu olmayan) varlık: Allah Teala ve kainat gibi. Bu husus mebhas-ı vücud denilen ontolojinin konusudur. Felsefe kadar dini de ilgilendirmektedir.

DÜNYANIN İÇİNE GİR, ONU İÇİNE ALMA
PROF. DR. SÜLEYMAN DERİN

Allah Teala bu âlemde en kıymetli varlığı olarak biz insanları yaratmış ve tüm kainatı içindekilerle birlikte bizim emrimize vermiştir. Dünya nimetlerini aşırıya kaçmadan kullanmamızı, onları hak yolunda harcayarak ahiret azığı haline çevirmemizi emretmiştir. Ne var ki insanın, kendisine hizmetçi yapılan maddeye karşı aşırı hırslı olması onu efendi olduğu dünyaya köle yapmıştır. Özellikle içinde bulunduğumuz yüzyıl, materyalizmin doruk noktasına ulaştığı bir çağdır. İnsanların değer yargıları her geçen gün maddi değerlere endekslenmekte, manevi ölçülerimiz yok olmaktadır. Modern hayat tarzları insanımızı daima tüketime sevk etmektedir. Harcamayı hayat tarzı olarak kabul edenler ise artık ahireti tamamen unutmakta, tek gaye bu dünyayı bina etmek olmaktadır.
Sufilere göre Allah insanı bu dünyaya imtihan için göndermiştir, imtihan olunduğumuz konular şu ayet-i kerimede detaylıca sayılmıştır: “İnsanlara, kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, cins atlar, davarlar, ekinler gibi zevklerin sevgisi, çekici hale getirildi. Fakat bunlar, dünya hayatının geçici nimetleridir. Oysa Allah, akıbet güzelliği, O’nun yanındadır.” (Al-i İmran, 14)

(Dosya yazılarının tamamı derginin 80. sayısında.)

Bendeniz babam Şeyh Hazretlerinden duydum, şöyle buyuruyordu:...

Ramazan ayının gidişi her zaman bana aynı duyguları yaşatır ve çevremde tanıdığım birçok insanda gördüklerim, şahit olduklarım beni endişelendirir her seferinde...

İlim ve İrfan dergisinin Haziran sayısı (sayı: 82) gençlik dosyasıyla çıktı....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016