SAADETTİN ACAR | Şubat | 2019 | BAŞLARKEN
Bazen susmak en iyisi. Bazen değil çoğu zaman hatta. Konuşmak büyüyü bozuyor çünkü. Hem konuşmak için susmamızı bekleyenler var. Susarsak bize ne kapılar açılacak kimbilir.
Öte yandan her konuşma içinde bir varlık iddiası barındırır. Susma ise fenadır, aczdir. Kula yakışan aczu fakrdır, iddia ve güç gösterisi değil.
Bazen susarak da derdimizi anlatmaya çalışmalıyız. Çünkü bazı sükutlar bir çığlıktan ve vaveyladan daha etkili olabilir.
*
Bir yola çıkarken, baştaki ihlasımızı terk eder, unutursak, bir müddet sonra o ilk yola çıkan ‘ben’den eser kalmıyor. Başkalaşım tedricen ve yavaş yavaş oluyor ve büyük sapmalar milimle başlıyor çünkü. Öyle başlıyor ama zaman içinde kilometrelere çıkıyor ve bir yerden sonra da ana eksene dönüş çok zor, hatta neredeyse imkansız oluyor.
*
İnsanın en büyük aptallığı, ölüm pusu kurmuş, bekliyorken; onu hiç hesaba katmamasıdır. O pusuya düşeceğiz halbuki: Kaçış ve kurtuluş yok.
Hem din, öleceksin, diyor. Akıl, tarih, tecrübe de bunu teyit ediyor. Ama insan ölmeyecekmiş gibi yaşamaya devam ediyor. Bu cehaletin ötesi yok. Ahmaklıktır bu. Oysa ölümün en büyük habercisi hayattır ve olmazsa olmaz şartı doğmaktır. Doğduysak ve yaşıyorsak, kaçış yok, öleceğiz!
Şunu da aklmızda tutalım: Ölüm ceza değil, hayat da mükafat değildir. Hatta bazen insan, hayatla cezanladırılıp ölümle ödüllendirilebilir. İkisi de bir takdir meselesidir. Hayrı ve şerri biz bilemeyiz, Allah bilir.
Mülk suresinin başlarında, içinde “ölümü ve hayatı yaratan” ifadeleri geçen ayet ne kadar düşündürücü. Ölümün hayattan önce zikredilmesi ne kadar ince. Yani bu dünyada hayat yok, asıl hayat ölümden sonra başlıyor. Burası yurdumuz değil.
Unutmayalım ki; hesap günü yaklaşıyor, ölüm bir nefes uzaklıkta. Hatta o kadar bile değil... Uzun planlar yapmaya vakit yok, kirli hesaplar yapmaya gerek yok. Dünya işte.. Hiç kimseye işini bitirme fırsatı vermedi bugüne kadar, bundan sonra da vermeyecek. Zaten burada işler de bitmez hiçbir zaman. Bin yıl ömrümüz olsa yine eksik bir şeyler kalacaktır. Öleceğiz ya Hu, öleceğiz işte. Çok şükür, bin şükür! *
Vefat eden dostlarımızın ardından keşke deriz, üzmeseydim, arada bir selam verseydim, hatırını sorsaydım. Oysa hayatta olan dostlarımız var ve onlar da ölecek elbette. Belki de biz ölürüz önce, kim bilir. Selamlaşalım, helalleşelim, hesapları ahirete bırakmayalım.
*
Kendimizi bir gemide muhkem ve masun, başkalarını da tufana maruz kalmış zavallılar olarak görmek ne büyük yanılgı. Yanılgı hafif kaldı; aptallık, zavallılıktır bu. Bu kurtarıcılık pozları, bu tepeden bakan aşırı sahiplenici davet ve tebliğ dili en büyük sorunumuzdur. Oysa bu dinin mutlak sahibi Allah’tır ve hepimiz O’na, O’nun rahmetine muhtacız. Kimin kurtulduğunu ve kimin kaybettiğini burada asla anlayamayız.
*
Allah Rasulu aleyhisselamın anlattığı o kıssayı hatırla: Bir mağaraya sığındığını, dağın tepesinden yuvarlanan bir kayanın mağaranın ağzını kapattığını düşün. Oradan çıkışını sağlayacak, kayayı kenara itecek bir iyiliğin, sadece O’nun için yaptığın bir amelin var mı senin? Mağaranın kapısı kapanmadan, kapı aralatacak iyilikler biriktirmeli. Sadece O’nun bildiği iyilikler…
*
Elbette pirincin içine karışmış beyaz taşlara dikkat edeceğiz, diş kırabilirler çünkü. Ama cam kırıntıları içine de elmas parçaları karışmış olabilir, değil mi ama! Ona da dikkat etmeli, hepsine zararlı ve çöp muamelesi yapmamalıyız.
Hem düş kırığı, diş kırığından daha fazla can yakar. Ezcümle, toptancılık kötüdür. *
Gösteri dünyası burası. İnsanların derdi iyi olmak değil iyi görünmek. Olmak diye bir meselemiz yok maalesef. İçimiz dışımızdan habersiz. Her halimiz şov ve riya! Halbuki tüm yatırımını vitrine yapanların bir taşlık canları olur der büyüklerimiz. Ah, dışarıya kulaklarımızı kapayıp içimize dönebilsek bir!
*
İnsanı tanımak ne zor. İyi bildiğimiz bazı insanların, aslında kötülük yapacak imkanı bulunmadığından öyle olduklarını görmek ne kadar acı. Başka seçeneği olmadığı için iyi olmak... Herkes imtihanda oysa; herkes ve her haliyle; varlıkla ve yoklukla.
Bir şey daha: İyileri sayabiliyoruz. Bu sanıldığı kadar da iyi görünmüyor bana. Sayamamalıydık, iyilerden bir iyi deyip geçmeliydik. Ve iyilik de fazla dikkat çekiyor, alkışlanıyor. Fark edilmemeliydi oysa. Olması gereken bu zaten, deyip geçmeliydik. Ahir zaman buymuş demek ki…
*
İnsanın ehlileştirilip terbiye edilmesi lazım, hayvanların değil. Çünkü dünyada insandan daha vahşi ve zalim bir mahluk yok. Gördüğümüz ve duyduğumuz şudur: Bazı haksızlıkları, zulümleri ancak insan yapar.
Tasavvufun şu tanımı ne kadar derin ve incedir: “Tasavvuf, insanı mahlukatın tasallutundan koruma değil, onu ötekine zarar vermeyecek bir hale eriştirme yoludur.”
*
Allah’ın dinini yeniden ve yeniden tanımlamaktan bir vazgeçebilsek, teslim olsak, sussak uzun uzun, Müslüman olsak... Dünyada şu kadar milyar gayri-müslim davet beklerken, birbirimize ‘gerçek’ İslam’ı anlatmaktan, dahası birbirimizi tekfir etmekten yorulmadık mı!
Müslüman olmak, doğru bir İslami örnekliği ortaya koymak yani temsiliyet de değil midir aynı zamanda! Ruz-i mahşerde kafirler, Allah’ım sana inandıklarını iddia edenler, senin dinini bana sevdirmediler, deyip bizleri şikayet etse, verecek cevabımız var mı? Bu bahane onları kurtarmaya yetmeyecek, tamam da, bize bakan tarafında haklılık payı yok mu, Allah aşkına!
Vazifemiz İslam’ı tanımlamak değil, bizden istenen Müslüman olmaktır. Dilin bir şey söylemesine lüzum yok, halimizin tebliği yeter.
Kulağımıza küpe olsun: Dini, bir retoriğe, bir edebiyat ve hitabet malzemesine indirgemekle dine hizmet etmiş olmuyoruz. Din bir tavırdır, haldir, duruştur. Din insanda hale ve hayata dönüşmeli; ibadet şuuruyla ahlak, adalet ve merhamet olarak tecelli etmelidir. Ötesi söylemdir, iddiadır, lafazanlıktır. Ötesi ‘kil u kal’dir.

Bendeniz -acizane- babam Şeyh Hazretlerinin, tarikatın faydalarıyla ilgili...

Bazen susmak en iyisi. Bazen değil çoğu zaman hatta....

İlim ve İrfan dergisinin Şubat 2019 sayısı (sayı: 78) Mevlana Halid Bağdadi (ks) dosyasıyla çıktı....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016