Kardeşlerim, Allah’ın aciz ve fakir kulu olarak ben, sizlerle konuşmaya niyetlendiğim zaman gerçekten çok utanıyor ve büyük sıkıntı yaşıyorum; ancak bir yandan babam Şeyh Hazretlerinin vasiyetini yerine getirmek diğer yandan da omuzuma yüklenen ağır sorumluluğun gereğini yapmak için bazı hususları sizlerle paylaşmak durumundayım.
Kardeşlerim, hepiniz biliyorsunuz ki Şeyh Hazretlerinin vefatı hepimiz için büyük bir musibet idi; ancak bu musibetin ağırlığı daha fazlasıyla ben zayıf kulunun omuzlarına yüklendi; babamın vefatı sonucunda onun taşıdığı o ağır yük ve zorlu emanet -irademin dışında- üzerimde kaldı. Keşke sadece bu ağır yükü taşımak durumunda kalmış olsaydım. Yüküm sadece bundan ibaret değil ki, bunun yanında pek çok sıkıntı omuzlarıma birden yükleniverdi, adeta belimi büktü. Gerçekten de yüce Allah’ın lütuf ve keremi ile sadatın himmeti olmasaydı bu yükün altında ezilir giderdim. Bu ağır yük ve sorumluluk bir şahsın omuzlarına bindirildiği zaman gerçekten de büyük bir sıkıntı yaşar. Fakat yük paylaşıldığı ve pek çok insana dağıtıldığı takdirde işler hafifler ve kolaylaşır. Dolayısıyla Allah’ın fakir ve aciz kulu ben, siz, Şeyh Hazretlerinin alimlerine güvenmeyeceğim de kime güveneceğim? Kime itimat edeceğim? Kuşkusuz sizler Şeyh Hazretleriyle birlikte yaşadınız hatta ondan önceki büyüklerimize de yetiştiniz, onların sohbetlerinde bulunduğunuz, irşad ve teveccühlerine muhatap oldunuz; onlardan çok şey öğrendiniz. Evet, akrabalarım sizlersiniz, kardeşlerim sizlersiniz, ev halkım sizlersiniz. Ben, hayat, onur ve başarı kaynağınız olan Şeyhin tarikatının adabını koruma uğruna yerimi, yurdumu, evimi, barkımı kısacası her şeyimi terk ettim. Yeter ki, Şeyh Hazretlerinin tarikatı sağlıklı kalsın da hiçbir şeyim olmasın, dedim. Benim biricik hedefim budur; bütün gayem bundan ibarettir.
Sizden şunu istiyorum; bütün hedefiniz tarikatın adabını korumak olsun; Şeyhin tarikatı doğru haliyle bembeyaz elbisesi içinde tertemiz kalsın. Bütün çabanız bu uğurda, tarikatın adabını koruma uğrunda olmalıdır; tarikatın adabına doğru şeklini vermek için elimizden geleni yapmak zorundayız. Gayemiz dünyalık toplamak, kişisel çıkarlarımızın peşinde koşmak, insanların malına göz dikmek olmamalıdır. Nitekim Şeyh Hazretlerinin İlahi ikramlara mazhar olması bu ilkelere sahip çıkmasıyla gerçekleşmiştir. Yüce Allah bu sayede Şeyhimize büyük bir şeref ve izzet bahşetmiştir.

(Yazının tamamı derginin Ocak sayısında, sayı: 65)

Aziz kardeşlerim, insanların Şeyh Hazretlerinin adabına ilgi göstermesi ve onun dergahına gelerek dinlerini öğrenmeleri...

Müslümanın temel ilkesi şudur: İnsana kalacak olan biriktirdiği değil dağıttığı / infak ve ikram ettiğidir....

İlim ve irfan dergisinin Temmuz sayısı tefekkür dosyasıyla çıktı....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016