PROF. DR. SÜLEYMAN DERİN | Ağustos | 2014 | AYIN KONUSU | Okunma: 1829
Sufiler Hakk’a giden yolu genelde şeriat, tarikat ve hakikat şeklinde açıklarlar. Bu sıralama zaman zaman bazı kesimlerce yanlış anlaşılmış, şeraatın mübtedi salikler için lüzumlu, müntehiler için ise gereksiz olduğu zannedilmiştir. Halbuki bu sıralama, başta İmam-ı Rabbani olmak üzere, yatay değil dikey bir süreçtir. Yani şeriat tuğlası alttan çekilince üstteki tarikat ve hakikat binası da yıkılır. Osmanlı döneminin büyük sufilerinden Yiğitbaşı Veli Hazretleri bu durumu şöyle açıklar: “Şeriat ağaca, tarikat dal ve budaklara, marifet yapraklara, hakikat de meyvelere benzer. Tarikatta sülûk ve hal ehli olabilmek şeriatsız mümkün değildir. Zahirde şeriat rehber edinmedikçe batında tarikat ahvali hasıl olmaz.” (Ahmet Ökge, Ahmed Şemseddin-i Marmaravi, s. 239)

Şeriatın sınırından çıkan sapıtır
Sülûkun herhangi bir aşamasında şeriat ihmal edilirse ağacın kökleri zarar görmüş olur. Kökleri zarar gören ağacın ise kurtulması mümkün olmaz, bu ağaç ancak külhana kütük olur. Bu durumu Hacı Bektaş-ı Veli de şöyle ifade eder: “Şeriata bağlılığı mükemmel olmayan kimseye tarikat, marifet ve hakikat mertebeleri de kapanık kalır. Bu mertebeleri usulüne uygun olarak tamamlayan kimse sonradan şeriata bağlılığını bozarsa, tarikat, marifet ve hakikati de bozmuş olur. Nitekim Peygamberimiz –O’na selam olsun- buyurmuştur ki: Şeriat bir ağaçtır; tarikat onun dalları, marifet yaprakları, hakikat de meyveleridir. Ağaç mevcut olmazsa, dalları ve meyveleri de var olmaz. Bu suretle anlaşılır ki şeriat asıl, diğerleri teferruattır; teferruatın varlığı ancak aslın varlığı sayesinde olur; asıl olmayınca teferruat da olmaz. Bu, kulun, belirtilen merhalelerin hiç birinde şeriatten hariç olamayacağına işarettir. Şeriatin sınırından dışarı çıktığı halde kendisini hâlâ doğru yolda sanırsa, ziyana uğrayan, helak olan mülhitlerden olur; hem sapık ve hem de saptırıcı bir kişi olur; kazananlardan, Allah’a ulaşanlardan olmaz da, şeytanın tebasından olur ki bu apaçık bir hüsranın ta kendisidir.” (M. Esad Çoşan, Makalat-ı Hacı Bektaş-ı Veli, İstanbul, 2013, s. 112)

(Yazınını tamamı İlim ve İrfan dergisi Ağustos (2014) sayısında.)

Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun....

Bundan tam yedi yıl önce yine bir Eylül ayında yayın hayatına başlayan İlim ve İrfan Dergisi,...

Eylül, 2012’de yayın hayatına başlayan İlim ve İrfan dergisi 8. yılına girdi....

İRFAN BASIM YAYIN DAĞITIM SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
Zeyrek Mahallesi Ömer Efendi Sokak No: 17/A | Fatih / İstanbul | Telefaks: 0(212) 694 98 98
Copyright © 2012-2016